Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2022/1186 K.2023/1843

🏛️ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1186 📋 K. 2023/1843 📅 27.11.2023

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ...
KARAR TARİHİ : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVALI : ...
...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVANIN KONUSU : Ortaklıktan Çıkarılma
KARAR TARİHİ : 27/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/11/2023
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucu ortağı Samir Jafarov'un şirkette mevcut 100 adet hissesinden 40 adet hissesini davalı tarafa devrettiğini, şirket müdürü de olan Samir Jafarov'un işlerin başında durarak şirketi idare ettiğini, davalı ortağın ise şirkete katkıda bulunacağını taahhüt etmesine rağmen bu katkıyı sağlamadığı gibi sürekli şirketten para talebinde bulunduğunu, şirket ortakları arasında anlaşmazlık oluştuğunu, davalının diğer şirket ortağını tehdit ettiğini, ortaklık ilişkisinin devam etmesinin mümkün olmadığını, 30/04/2018 tarihinde davalının yokluğunda yapılan genel kurulda davalı hakkında çıkarılma davası açılması yönünde karar alındığını belirterek davalının şirket ortaklığından haklı sebeplerle çıkarılmasına, ortağın ayrılma akçesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 30/04/2018 tarihli genel kurul toplantısından haberdar olmadığını, genel kurul toplantısı geçersiz olduğundan dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da ileri sürülen iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilini ortaklıktan çıkarabilmek için suç isnatlarında bulunulduğunu belirterek öncelikle davanın usulden reddine, aksi durumda esastan reddine, davanın kabulü halinde ise davacı şirketin tüm aktifleri şirket müdürü %60 hissedarı tarafından bilerek kaçırılıp zarara uğratıldığından dava tarihindeki değil, son iki yıl içerisinde şirket adına kayıtlı mallarının değerinin tespiti ile (şirket hissesinin alındığı tarih) bu malvarlığı üzerinden müvekkilinin hissesine düşen bedelin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın, limited şirket ortağının 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin olduğu, haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınmasının dava şartı olup genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda/her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmadığı genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde olduğu, bu nedenle işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davası açılabilmesi için genel kurul tarafından ağırlaştırılmış nisapla karar alınması gerekliliğinin özellikle iki kişilik limited şirketler bakımından sorun oluşturduğunun doktrinde ifade edildiği, iki kişilik limited şirketlerde ortaklardan birinin haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasını gerektiren durumlar oluşsa dahi, kanunda özel bir düzenleme bulunmadığından bu durumda diğer ortağın haklı sebeple çıkarma talep etmesinin mümkün olamayacağını, bu noktada kollektif şirketlere özgü TTK m. 257 hükmünün kıyasen uygulanarak ve şirket tüzel kişiliği de muhafaza edilerek, haklı sebep oluşturan ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin tek ortaklı olarak devamına mahkeme tarafından karar verilebileceğinin kabulünün isabetli olacağını, iki ortaklı limited şirketlerde ortaklıktan ziyade şahıs unsuru ön planda olduğundan bu konuda bir genel kurul kararının alınmasına gerek olmaksızın doğrudan doğruya mahkemede çıkarma davası açılabilmesinin mümkün olduğunun da doktrinde savunulduğunu, müvekkili şirketin 2 ortağı olup bu ortaklardan birinin davalı, diğeri ise dava dışı Samir Jafarov olduğunu, davalının 11.200 (%40) hisseye sahip olup diğer müdür sıfatına haiz ortak ... ... ise 16.800 (%60) hisseye sahip olduğunu ve müvekkil şirket nezdinde her iki ortağın birlikte hareket etmesinin dava dilekçesinde belirtilen somut vakıalar nedeniyle imkan dahilinde olmadığından şirketin %60 hissesine sahip dava dışı ... ... tarafından 30/04/2018 tarihinde davalının şirketten çıkartılması gündemi ile genel kurul toplantısı yapılacağı yönünde 23/03/2018 tarihli karar alındığını ve bu kararın 28/03/2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde ve şirketin internet sitesinde yayınlandığını, ayrıca davalının ikamet adresine de toplantı gün ve saatini bildirir tebligat çıkartıldığını, 30/04/2018 tarihli toplantıya davalı tarafın iştirak etmemiş olup davalının yokluğunda ortaklıktan çıkarma yönünde genel kurul kararı alındığını, ortakların arasında büyük bir husumet söz konusu olup bu haliyle TTK m. 621/I-h gereğince karar nisabının sağlanmasının imkansız olduğunu, işbu kanun maddesinin 6102 sayılı TTK'nın tek kişilik limited şirket kurulabildiği gerçeği ile de örtüşmediğini, ilgili kanun maddesi ortaklar arasında geçen husumet de gözetildiğinde bu haliyle müvekkili şirketin anayasa ile güvence altına alınmış hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkını kısıtladığını, ayrıca TMK m.1 hakime hukuk yaratma yetkisi yüklendiğini, somut uyuşmazlığı düzenleyen kanun maddesinin uyuşmazlıkları çözmede yetersiz kaldığı da gözetildiğinde mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, davalı ortağın haklı sebeplerle şirketten çıkartılması ve ayrılma akçesinin tespiti talebine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince süresi içerisinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Uyuşmazlık, iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulundan alınacak kararda ağırlaştırılmış nisap aranıp aranmayacağına ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi; "(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.
(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmü haiz olup birinci ve ikinci fıkraları ortağın şirket sözleşmesine dayalı olarak çıkarılmasına ilişkin iken üçüncü fıkra ise ortağın mahkeme kararıyla çıkarılmasına ilişkindir. Her iki durumda da ortak, kendi iradesi dışında ortaklıktan çıkarılır.
Ortağın haklı sebeplere dayalı olarak çıkarılması için açılacak dava öncesinde şirket tarafından öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerekmekte olup bu husus 6102 sayılı Kanun'un 621/1-h maddesinde emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu nitelikteki bir karar kanun koyucu tarafından önemli kararlar arasında sayılmış olup kararın alınabilmesi için Kanun'un 621 inci maddesinde ağırlaştırılmış nisaplar öngörülmüştür.
Buna göre haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulunda geçerli bir karar alınabilmesi, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu yeter sayı koşulu sağlanmayan genel kurul kararları yok hükmünde olup böyle bir karara dayalı olarak açılan çıkarma davasının da dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir. Zira bu vasıftaki şirket genel kurul kararı, 6100 sayılı Kanun'un 114/2 nci maddesi anlamında çıkarma davası için aranan özel dava şartı niteliğindedir. Bu sebeple mahkemece yargılanmanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan biridir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirketin hisselerinin %60'nın dava dışı Samir Jafarov'a ait %40'nın ise davalıya ait olduğu, haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarma davası için gerekli olan kararın sadece dava dışı diğer ortağın katılımı ve olumlu oyuyla alındığı anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde olağan genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiş iken 621 inci maddesinde ise önemli kararların ise temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde önemli kararların alınması sırasında "temsil edilen" ibaresi kullanılmış olup 620 nci maddeden farklı olarak "toplantıda temsil edilen" ibaresi bilinçli olarak kullanılmamıştır.
Bu çerçevede iki ortaklı limited şirkette, her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması durumunda önemli kararlardan sayılan ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından öngörülen ağırlaştırılmış nisabın oluşması mümkün olmadığından tek ortak ile diğer ortak aleyhine alınan bu nitelikteki bir karar yok hükmünde olacaktır (Bu yönde bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/11-63 Esas, 2023/722 Karar sayılı, 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/709 Esas, 2017/3376 Karar sayılı ilamları).
Somut olayda da davacı tarafından 30/04/2018 tarihli genel kurul kararına istinaden ortaklıktan çıkarılma davası açılmış ise de, iki ortaklı olan davacı şirketin ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda alınan söz konusu karar yok hükmünde olup özel dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15‬ TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 27/11/2023
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır