İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1851 K.2024/80
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1851 Esas
KARAR NO: 2024/80
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 01/07/2020
NUMARASI: 2019/426 Esas, 2020/287 Karar
DAVA: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifin 2018 yılı olağan genel kurulunun 29/06/2019 tarihinde yapıldığını, genel kurul tarihinden altı ay önce denetim kurulu üyesi ...'ın yönetim kurulu tarafından haksız olarak azledildiğini, halen kayıtlarda denetçi olarak ...'ın gözükmesine rağmen, denetim kurulu raporunun yetkisiz yedek denetçinin imzası ile hazırlandığını, denetçinin yokluğunda hazırlanan raporun onaya sunulamayacağını, öncesinde konunun genel kurulda görüşülerek karar alınması gerektiğini belirtmesine rağmen, gündem dışı diye konunun görüştürülmediğini, genel kurulda gündeme alınmasını istediği konuların görüşülmediğini ve soru sormasına engel olunduğunu, yönetim kurulu mali tabloları ile denetim kurulunun hukuka uygun olmayan raporunun okunmadığını, bu nedenle ibra kararının geçersiz olduğunu, sözkonusu raporların askıya çıkarılmadığını ileri sürerek genel kurulun iptalini talep ve dava etmiştir.Davacı duruşmada; kooperatif genel kurulunun 4, 5, 6, 7, 9 10, 11 ve 12 maddelerinin iptalini talep etmiştir.
CEVAP Davalı kooperatif vekili cevabında; belirli şartlar altında kooperatif genel kurulu kararlarının iptali için dava açmanın mümkün olduğunu, ancak genel kurulun iptali için dava açmanın mümkün olmaması nedeniyle davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, denetim kurulu üyesi ...'ın kızının kooperatifte muhasebe görevlisi olarak çalıştığını, ana sözleşmenin 53/3 maddesi uyarınca denetim kurulu üyesinin personel ile kan hısımlığı bulunmaması gerektiğini, bu nedenle denetçinin görevinin kendiliğinden sona erdiğini ve yerine 1. yedek üyenin geçtiğini, yeni bir denetçinin seçilmesine gerek olmayıp genel kurulda da bu yönde karar alındığını, denetçinin görevinin sona ermesi ile yerine yedek üyenin devam etmesi hususundaki genel kurul kararının tescil ve ilan edilmemesinin genel kurul kararının iptali gerektirmediğini, kaldı ki genel kurul kararının tescil ve ilan edilmek üzere Ticaret Sicil Memurluğuna sunulduğunu, davacının iddiasının aksine mali tablolar ve denetçi raporlarının kooperatif merkezinde askıya çıkarıldığını, genel kurulda gündemde olmayan hususların görüşülemeyeceğini, gündemi aşan konular ile ilgili soru sorulması ve tartışma yaratılmasının gündeme bağlılık ilkesi gereği kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; denetim kurulu üyesi ...'ın kızının kooperatif personeli olması nedeniyle denetçinin görevinin kendiliğinden sona erdiğine dair kooperatif tasarrufunun yerinde olduğu, ana sözleşmenin 36. maddesinde denetim raporunun okunmasından önce bilanço ve hesapların kabulü hakkında verilen kararların geçerli olmayacağının belirtildiği, ancak genel kurulda denetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço gelir gider hesabının okunmuş sayılması hususu oylanarak davacının da kabulü ile oybirliği ile kabul edildiği, davacının olumlu oy kullandığı bir hususu sonradan iptal sebebi olarak ileri süremeyeceği, bu nedenle denetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve gelir gider hesabının kabulüne dair genel kurul kararlarının iptaline gerektirir neden olmadığı, diğer maddeler yönünden de iptal koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar, yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı istinaf nedenleri olarak; AİHS'nin, Anayasanın ve İdari Yargılama Usulü Kanunun gözardı edildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı hareket edildiğini, hakimin kendisini bilirkişi yerine koyduğunu ve çözümü özel bilgiyi gerektiren bir konuda bilirkişinin işini yaptığını, Kooperatifler Kanunun ek3 maddesinin denetçinin değil, yakınının görev alamayacağını ifade ettiğini, denetçi raporunun ve mali tabloların okunmuş sayılmasına ilişkin kararın sehven tutanağa yazıldığını, oybirliği ile alınmış bir karar bulunmadığını, genel kurulda hiçbir raporun okutulmadığını, gündemde seçim yapılmasına karar verilmesine rağmen, gündem dışı bir şekilde seçim yapılmamasına ve eski üyelerin görevinin devamına karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, toplantıya katılıp karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçiren ortakların, yasaya, anasözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürdüğü genel kurul kararları aleyhine, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde dava açabilir. Davanın toplantıyı izleyen günden başlamak üzere bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Bu yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda, dava bir aylık hak düşürücü süre içinde ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.Mahkemece, yukarıda yazılı nedenler ile davanın reddine karar verilmiş, davacı hükmü istinaf etmiştir. 1-ilk derece mahkemesinin tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yargılama yaparak karar vermesine, kararın gerekçeli olmasına ve hakimin, çözümü özel ve teknik bilgi gerektirmeyen ve hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün uyuşmazlık konusunda karar vermesinde usule aykırı bir durum olmayıp, davacının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. 2-Davacı, denetim kurulu üyesi seçilen ...'ın imzasının bulunmadığı denetim kurulu raporunun usule uygun olmadığını ve bu nedenle bilanço ve mali tabloların kabulüne dair kararın usulsüz olduğunu belirtmiştir. Kooperatif Ana Sözleşmesinin 53. maddesinde denetim kurulu üyelerinde aranacak şartlar düzenlenmiş, 56. maddede ise denetim kurulu üyeliğinin boşalması durumunda yerine kimin geçebileceği belirlenmiştir. Ana Sözleşmenin 53/3. maddesinde denetim kurulu üyesi olmak için aynı zamanda kooperatifde yönetim kurulu üyesi veya kooperatif personeli veya yönetim kurulu üyeleriyle 3. derece dahil kan ve sıhri hısım olmamak, yönetim kurulu üyeleriyle arasında iş ortaklığı bulunmamak koşulu getirilmiştir. Somut olayda, anılan denetçinin kızının kooperatifte personel olması nedeniyle, denetçinin görevinin kendiliğinden sona erdiğine yönelik kooperatif işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.3-Ayrıca davacı, genel kurulda herhangi bir rapor okunmadan yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporları ile bilanço ve gelir gider hesaplarının kabul edildiğini, bu nedenle alınan kararların ve yönetim ve denetim kurulunun ibralarına ilişkin kararların iptali gerektiğini ileri sürmüştür. Davaya konu genel kurulda yönetim kurulunun faaliyet raporunun okunduğu tutanağa geçilmiştir. Bunun dışında genel kurulda, denetim kurulu faaliyet raporu ile bütçe gelir gider hesabının okunmuş sayılması hususu oylanmış, davacı dahil oybirliği ile faaliyet raporu ile bütçe gelir gider hesabının okunmuş sayılması kabul edilmiştir. Ana sözleşmenin 36. maddesinde denetim raporunun okunmasından önce bilanço ve hesapların kabulü hakkında verilen kararların geçerli olmayacağı düzenlenmişse de, davacının da kabulü ile denetim kurulu faaliyet raporunun okunmuş sayılmasına karar verilmiştir. Davacının da kabulü ile denetim kurulu faaliyet raporunun okunmuş sayılmasına karar verildiğine göre, davacının sonradan faaliyet raporunun ve bütçe gelir gider hesabının okunmamasını, genel kurul kararının iptali nedeni olarak göstermesi doğru görülmemiştir. Diğer taraftan toplantı başkanlığı ve bakanlık temsilcisi tarafından imzalanan genel kurul tutanağında oybirliği ile denetim kurulu faaliyet raporu ile bütçe gelir gider hesabının okunmuş sayılmasına karar verilmiştir. Toplantı başkanlığı ve bakanlık temsilcisi tarafından imzalanan tutanak geçerli olup, davacının genel kurulda oybirliği ile herhangi bir karar alınmadığına yönelik istinaf nedeni de yerinde değildir. 4-Ayrıca bir kısım üyelerin, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerinin sonlandırılarak yeniden seçim yapılması talepleri gündemin 9. ve 10. maddelerinde görüşülerek, yeniden seçim yapılmamasına ve mevcut üyelerin görevine devam etmesine oy çokluğu ile karar verilmiş olup, söz konusu kararların yasaya, anasözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/426 Esas, 2020/287 Karar sayılı ve 01/07/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/01/2024