Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/352 K.2021/545
T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/352
KARAR NO : 2021/545
DAVA : Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ : 25/06/2021
KARAR TARİHİ : 02/07/2021
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... tarihinde Antalya .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede belirtilen konutların davalı tarafından imal edilerek oturma izinlerinin de alınmış şekilde Ocak 2014 tarihinde müvekkiline teslim edileceği hususunun yer aldığını, konutların belirlenen zamanda teslim edilemeyeceğinin anlaŞIlması üzerine Ocak 2014 tarihinden itibaren üç kez ek süre verilerek nihai teslim süresinin...tarihi olması, sözleşmenin 23. Mad. Gereğince her bağımsız bölüm için ödenmesi gereken aylık ....-USD gecikme tazminatının bu tarihten itibaren ödenmesinin müvekkili ile davalı arasında kararlaştırıldığını, verilen bu ek süre içinde imalat tamamlanıp teslim edilmediği gibi ödenmesi gereken gecikme tazminatının da ödenmediğini, davalıya ihtarname gönderilerek muaccel olacak gecikme tazminatlarının müvekkiline ödenmesinin istenildiğini, nihai sürenin sona erdiğini, sözleşmenin uygulanmasının fiilen imkansız hale geldiğini, dava konusu müvekkili ile davalı arasında imzalanan Antalya .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshine ve tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin geriye etkili feshi davasıdır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması, ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Yargıtay 15.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 23.06.2014 tarihli 2014/3693Esas, 2014/4334 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi ,1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklanan hukuk davalarının tarafların sıfatlarına bakılmaksızın ticari dava olduğu kabul edilmişse de, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığından; genel olarak kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıkların ifade edildiği Kooperatifler Kanunu'nun anılan hükmünün somut olayda uygulama yeri olmadığından, eldeki davanın Kooperatifler Kanunu gereği ticari dava olduğu sonucuna ulaşılması mümkün olmadığı gibi kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Başkanlığının 26/09/2017 tarih, 2016/3984 Esas- 2017/3134 Karar sayılı ilamında, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2021/230 Esas-2021/524 Karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2021/193 Esas, 2021/332 Karar sayılı ilamı ve 2021/60 Esas, 2021/51 Karar sayılı ilamında da benzer uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu durumda, eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Davacı yapı kooperatifinin tacir olmadığı ve bu nedenle ticari işletmesi de olmadığından davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi mümkün değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 124/1 maddesinde “Kooperatifler” ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de, aynı maddenin 2. bendinde kooperatifler “Şahıs şirketleri” ve “Sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde yapı kooperatiflerinin “ticaret şirketi” olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bu düzenlemelere benzer hükümler, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nda da bulunmasına rağmen (md 18, 136), Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasında, yapı kooperatifleri tacir olarak kabul edilmemiştir. Esasen, yıllardır süregelen Yargıtay uygulamasını (15.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09.06.2008 tarih ve 2007/2726 esas, 2008/3798 karar ile yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.1996 tarih ve 1995/956 esas, 1996/45 karar sayılı kararları) ortadan kaldıracak bir yenilik de bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı yapı kooperatifi olup tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, ticari dava niteliğinde olmayan uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmayıp, 6100 sy. HMK 2. maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2.m.uyarınca davanın usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2.mad.uyarınca usulden REDDİNE,
Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
3-Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/07/2021
Katip ...
¸(e-imzalı)
Hakim ...
¸(e-imzalı)