Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/1663 K.2025/297

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1663 📋 K. 2025/297 📅 13.03.2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:14/07/2023
DAVANIN KONUSU:Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:13/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davacı Bankanın Denizli Şubesi ile dava dışı müteveffa ... arasında 25.08.2020 tarihinde ihtiyaç kredisi sözleşmesine dayalı olarak tüketici kredisi kullandırılmış ve davalı tarafından 25.08.2020 poliçe tanzim tarihli ve ... poliçe numarası ile sigortalanmış ve teminat altına alınarak dain-i mürtein şerhi konulduğunu, kredi borçlusu ... 08.06.2021 tarihinde vefat etmiştir. Sigortalının vefatı üzerine banka alacağının tahsili amacıyla sigorta şirketine tazmin talebinde bulunulmuş fakat davalı sigorta şirketi tarafından sigorta borçlusunun sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan kalp hastalığından kaynaklı vefatı sebebiyle vefat teminatı kapsamın dışında kaldığından bahisle beyan yükümlüğüne aykırılık nedeniyle sigorta tazminatı talebini reddettiğini, davaya konu kredi alacağının tahsili için müteveffa ...'in mirasçıları aleyhine Denizli 3.lcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasıyla başlatılan takibe itiraz edilmiş ve ayrıca Denizli 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasıyla mirasın reddi istemli dava açıldığını, davalı tarafından sigortalanan ve poliçe de davacı müvekkil lehine dain-i mürtehin şerhi bulunduğundan davalının menfi yanıtına karşı tüm hukuki yollar tükenmeden mirasçılara karşı takibe devam edilemeyeceği yönündeki Bölge Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile kabul gördüğünden müvekkil tarafından huzurdaki dava açıldığını, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalı şirketin poliçe limitleri kapsamında müvekkilin tüketici kredisinden kaynaklanan alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek kredi sözleşmesindeki faiziyle birlikte davalıdan tahsiline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacılar murisinin sigortalının vefat tarihi itibariyle poliçesi bulunduğunu, poliçe dosyasına ilişkin müvekkili şirkete iletilen tüm evrakların incelendiğinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kronik iskemik hastalığının olduğunu, hastalık tanısınn 05.03.2016 tarihinde konulduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda sigortalının kapsama alınmadan kalp hastalığı olduğunu ve beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kalp böbrek hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, kalp ve böbrek rahatsızlıkları vurgulanmış ancak sigortalı bu rahatsızlıkları ile ilgili bilgi ve beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, açıkça sigorta teminat kapsamı dışında olacağı belli olan rahatsızlıklarını gizleyerek kötü niyetli davrandığını, sözleşmenin bunun sonucunda kurulduğunu, murisin hastalıklarını bilmemesinin de mümkün olmadığını, davacılar murisi sigortalı beyan yükümlülüğüne aykırı davranarak kalp ve böbrek hastalığı ile ilgili bilgi vermediği gibi bu yönde kendisine yöneltilen sorulara da ''hayır'' cevabını verdiğini, sigorta sözleşmeleri azami iyi niyet üzerine kurulduğunu, bu nedenle şirketin hayat sigortası kapsamında ödeme yükümlülüğü bulunmadığından işbu davanın reddi ile, şirketimiz aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Sigorta poliçesini düzenleyen, sigorta şirketinin kendisi veya yetkili acentesidir. Bankanın elinde hayat sigortası poliçesi gibi kolayca alacağını tahsil etme imkanı varken, sigortacının ödeme talebini geri çevirdiği şeklindeki bir gerekçeyle, poliçe limiti kapsamında kalan alacağı için icra takibi başlatması veya dava açması TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralana aykırılık oluşturur. Bu nedenle tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için tüketicinin mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir. Yukarıda tarih ve numarası belirtilen Yargıtay kararında da açıklandığı üzere, sigorta şirketi tarafından rehin alacaklısı bankaya karşı murisin eskiden var olan ve gizlediği hastalık sebebi nedeniyle ödememezlik savunmasında bulunulamaz. Bu nedenlerle dosyada mevcut ATK raporu ve bilirkişi raporu da denetime açık ve hükme esas almaya elverişli olup, ATK raporunda müteveffa sigortalının ölümüne neden olan pankreas kanserinin sözleşme tarihi sonrasında tanısının konulmuş olduğunun görüş ve mütalaa olunduğu; bu kapsamda da davalı sigorta şirketinin ödemezlik savunmasının hukuki dayanağının olmadığı anlaşılmakla dosyada mevcut bankacı bilirkişi raporu doğrultusunda davacı bankanın hesaplanan alacağının mevcut olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulü "şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalının 08/06/2021 tarihinde vefat ettiğini, sigortalının, sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kronik iskemik hastalığı olduğunu, hastalık tanısının 05/03/20216 tarihinde konulduğunun tespit edildiğini, sigortalının, kapsama alınmadan kalp hastalığı olduğunu ve beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca, sigorta öncesinden gelen kalp, böbrek hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, ... Sigorta Sertifikası'nda sigortalının imzasının yer aldığını, TTK'nın 1435. maddesine göre, sigortalının poliçe kurulurken bildiği/bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen yahut eksik veya yanlış bildirilen hususların sözleşmenin değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte olması halinde önemli kabul edileceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirketin, sigortalının verdiği bilgiler çerçevesinde riski üstlenip üstlenmeyeceğine veya hangi şartlarda üstleneceğine karar vereceğini, murisin ise bu yükümlülüğe aykırı davranarak, ne sözleşme yapılırken ne de sonraki süreçte müvekkili şirkete mevcut kalp hastalığı ile ilgili bilgi vermediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kredi borcunun müvekkili şirketten tahsili talebinin haksız olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle davalı sigorta şirketinin hayat sigortalısı olan müteveffanın vefatı nedeniyle tahsil edilemeyen kredi borcunun hayat sigortası kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 18/02/2025 tarihli dilekçesi ile; dava konusu alacağın davalı tarafından ödendiğinden konusuz kalan davanın, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 25/02/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; dava konusu alacağın taraflarınca ödendiğinden, konusuz kalan davanın yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmeksizin işlemden kaldırılmasını talep etmiştir.
Karar kesinleşinceye kadar davaya konu alacağın davalı tarafından ödendiği taraf vekillerince beyan edilmekle, davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından kararın bu sebeple kaldırılması ve esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen nedenlerle kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davanın konusuz kalmış olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin yatırılan 1.118,74 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 503,34 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
b-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/09/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
c-Taraflar birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerinden bu hususlarda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
d-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 1.560,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA,
e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince davalıya İADESİNE,
b-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
c-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...