Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/736 K.2025/4722
3. Hukuk Dairesi 2025/736 E. , 2025/4722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/559 E., 2024/480 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalının avukat olduğunu,müvekkilinin iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davaları için vekaletname verdiğini, davayı takip etmeyerek açılmamış sayılmasına neden olduğunu, zamanaşımına uğrattığını, zarardan sorumlu olacağını ileri sürerek 5.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı kendisine vekâletnamenin geç verildiğini, vekillik görevinin gereklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.06.2016 tarihli kararıyla; davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay kapatılan 13. Hukuk Dairesinin 01.12.2016 tarihli ilamıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kalmasına göre davaya bakma hususunda genel mahkemelerin görevli olduğu bu nedenle de işin esasına girerek hasıl olacak sonuca uygun karar vermesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemece bozmaya uyularak ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının vekil olarak takip ettiği dosyada ihmalinin olduğu, gerek Ankara 5 Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında, gerekse de Ankara 6 İş Mahkemesinin dosyasından anlaşıldığı, davacının, geçirmiş olduğu iş kazasından kaynaklı, yeniden tazminat davası açma imkanının zamanaşımı nedeniyle bulunmadığı ve davalının ihmali nedeniyle maddi olarak zarara uğradığının sabit olduğu , davacının 21.05.1998 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, davalının ihmali olmasaydı, ne kadar tazminat alacağının tespiti amacıyla dosyanın bilirkişiye gönderilerek davacının talep edebileceği zararının 60.911,62 TL olduğunun tespit edildiği, tespit gibi maddi tazminat talebinin kabulüne, davacının manevi olarak zarara uğradığını ispatlayamadığı ve manevi tazminat şartları oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, davalı avukat görevini gereği gibi yerine getirmiş olsaydı, iş kazası nedeniyle işvereninden talep edebileceği manevi tazminat hakkından da mahrum kaldığını, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu bu nedenle hükmedilen tazminatın hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı avukatın ihmali iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, vekilin özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Yapılan yargılama ve dosyaya kazandırılan bilgi ve belgelerden, davalı avukatın davacı müvekkilini, verilmiş vekâletname gereğince, geçirmiş olduğu iş kazası davasında temsil ettiği, bilahare işverenine karşı da davacı müvekkilinde bu iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemli dava açtığı, ancak açtığı davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemelerde açılmış olması ve yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesine kadar zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle müvekkilin iş vereninden talep edebileceği maddi ve manevi tazminat haklarının da zamanaşımına uğramış olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıda oluşan maluliyet ve maddi zarar hesaplamasında kullanılan değişkenler olayın koşullarına, zamanına ve yasal düzenlemelere uygun düşmektedir. Ancak davacı vekili olarak hareket eden davalının tazminat müvekkili adına tazminat davası açarken maddi tazminatın yanında manevi tazmimat talebininin de bulunduğu ve zamanaşımı süresinin dolması yanında davacının işvereninden manevi tazminat alacağının da zamanaşımına uğrayarak manevi tazmimattan mahrum kaldığı tartışmasızdır. Eldeki davada davacı vekilinin manevi tazminat istemi sadece vekilin özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması sebebiyle değil, geçirilmiş iş kazası nedeniyle hak kazanılacak manevi tazminatın da zamanaşına uğrayarak kaybedilmiş olması kaynaklıdır. O halde mahkemece, davalı avukat tarafından takip edilen ve ihmali sonucu zamanaşımına uğrayan dosyadaki manevi zararın da zarar kalemi olduğu gözetilerek bu hususunda değerlendirilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA,
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.