Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/726 K.2025/4647
3. Hukuk Dairesi 2025/726 E. , 2025/4647 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2063 E., 2024/1678 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/10 E., 2023/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının ...projesinde üstlendiği iş karşılığında kendisine verilecek olan dairelerden biri olan .. Blok .. numaralı dairenin müvekkiline satışı konusunda anlaşmaya vardıklarını ve temlik sözleşmesi imzaladıklarını müvekkilinin peyderpey olmak üzere toplamda 120.000,00 TL ödeme yaptığını, karşılığında 08.05.2017 tarihli 20.000,00 TL bedelli senedin müvekkiline teslim edildiğini, dairenin 16.02.2018 tarihinde dava dışı ..'e satıldığını öğrendiğini, senedin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin 03.01.2023 tarihinde ödeme ile infaz edildiğini belirterek davalıya taşınmazın satışı nedeniyle vermiş olduğu parayı davalının geç ödemesi nedeniyle 2017 yılındaki 120.000,00 TL tutarındaki alacağının 2023 yılı Ocak ayında değer kaybetmesi sonucu müvekkilinin aşkın zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 500 TL belirsiz alacağın avans faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; .. ilinde elektronik işi ile uğraştığını, aldığı işler nedeniyle elektronik malzeme ihtiyacından dolayı bunları temin etmek istediğinde bazen nakite ihtiyacı olduğunu, davacıdan aralıklarla toplam 90.000,00 TL havale yoluyla para aldığını, davacıya verdiği 120.000,00 TL bedelli senedi kendi el yazısı ile yazdığını, senedin ödeme günü geldiğinde alacaklı olduğu yerden ödeme gelince ödeme yapabileceğini söylemesine rağmen davacının icra takibi başlattığını, yapılan yargılama sonunda davacıya olan borcunu ödediğini, davacıyla arasında taşınmaz alım satımı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, alacağına geç kavuşmasından dolayı temerrüt faizini aşan zararını açık ve somut bir biçimde, somut vakıalarla ileri sürmediği ve uğramış olduğu zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının kötü niyetli olarak davacıyı zarara uğrattığını ve haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin parayı teslim ettiği tarihte dolar kuru 3,6128 TL iken 30.12.2022 tarihinde dolar kurunun 18.6983 TL olduğunu, müvekkilinin 33.215 dolar satıp davalıya 120.000,00 TL ödediğini, icra dosyasının tahsilinden sonra müvekkilinin 11.942 dolar alabildiğini, davalıdaki paranın 5 yıl 7 ay 12 gün geç tahsil edildiğini, bu süre zarfında Türk Lirasının aşırı değer kaybettiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen senede bağlı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle munzam zarar istemine ilişkindir.
1. Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın zarara ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 122. maddesi; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." düzenlemesini içermektedir.
2. Anılan Kanun maddesi kapsamında, aşkın zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zarar olgusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak, zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
3. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından ileri sürülen ve ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizde belirli dönemlerde ortaya çıkan bu olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip, davacıyı kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
4. Bu itibarla, 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde geç ödeme ile maruz kalınan zarar ve zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez.
5. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına aşkın zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının da ispatı olmayacağı, geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında ispat edilemediği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.