Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1217 K.2025/4678

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1217 📋 K. 2025/4678 📅 08.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1217 E.  ,  2025/4678 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1075 E., 2025/132 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/140 E., 2022/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin rahatsızlığından dolayı davalı şirkete ait hastaneye 05.11.2013 tarihinde gittiğini, tedavi sırasında müvekkilinin EKG'sinin çekildiğini ve akabinde müvekkiline iğne yapıldığını, iğne yapıldıktan sonra müvekkilinin ayağa kalkamadığını, nedenini sorduğunda iğnenin ağır olması nedeniyle bir süre sonra kendisine geleceği bilgisinin verildiğini, ağrılarının devam etmesi üzerine 2 gün sonra davalı hastanenin acil servisine geldiğini, davalı şirkete ait hastanenin ortopedi bölümünde yapılan tedavi sonucunda 2 çeşit ilaç yazılıp ağrılarının geçeceği bilgisinin verildiğini, bu ilaçların kullanımı sonrasında da ağrılarının devam etmesi üzerine yeniden davalı şirkete ait hastaneye gittiğini ve bu kez nöroloji bölümüne sevki yapılıp 1 ay boyunca da fizik tedavi gördüğünü, müvekkilinin başka hastanelere de başvurmasına rağmen ağrılarının geçmediğini, ayağında inceleme ve güçsüzlük meydana geldiğini, meydana gelen olaylar nedeniyle müvekkilinin davalı şirkete ait hastanedeki görevli personel hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının iddia ettiği gibi enjeksiyon sırasında siyatik sinirine müdahale olması halinde enjeksiyona devam edilmesini engelleyecek derecede bir ağrı meydana geleceğini, bu itibarla iddialarının yerinde olmadığını, davacının müvekkili hastaneye gelmeden önce ve hastaneye gelip çıktıktan sonra belirtilen süreç aralığında farklı bir yerde veya ehil olmayan birine enjeksiyon yaptırmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkili şirkete ait hastanedeki çalışanların belli serfitikalara sahip donanımlı kişilerden seçilerek istihdam edildiğini, davacının kendisine hatalı enjeksiyon yaptığını iddia ettiği çalışanın da acil serviste bir çok hastaya müdahalede bulunma donanımına sahip olduğunu, davacı hastaya gerekli tüm sağlık hizmetlerinin eksiksiz verildiğini, müvekkili şirkete ait hastaneden kaynaklanan bir eksiklik veya ihmal bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Üniversite öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor ile Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda; enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen (.. gibi) ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabileceği, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda ortaya çıkabildiği, enjeksiyonun tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan siyatik sinir hasarının bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin ve enjeksiyon yapılma talimatını veren hekimin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, alınan her iki raporun birbiri ile aynı görüşte ve uyumlu olduğu, davalı şirkete ait hastanenin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, teşhis ve tedavide hatalı uygulama yaptığına ilişkin delil bulunmadığı, enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin ve enjeksiyon yapılma talimatını veren hekimin tıbbın gerek ve kurallarına uygun davrandığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği, somut uyuşmazlık bakımından kusursuz sorumluluk durumunun da mevcut olmadığı gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sırasında akademisyen bilirkişilerden oluşan kuruldan alınan rapor ile davalı ve dava dışı sağlık personelinin kusurlu olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporun birbiriyle uyumlu olup, çeşitli nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, gelişen nöropatinin; enjeksiyon uygulamalarının, her türlü özene rağmen görülebilecek, daha önceden öngörülüp önlenemeyecek komplikasyonu olarak değerlendirildiği, dolayısıyla gerek enjeksiyon uygulanması talimatını veren hekime, gerekse enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline ve davalı şirkete ait hastaneye tıbben kusur veya ihmal izafe edilemediğinin tespit edildiği, davacı taraf aleyhine reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince enjeksiyon sonrası kalıcı sakatlığa yol açan tıbbi müdahalenin eksik olarak araştırıldığını, Adli Tıp Kurumu raporunun denetime ve hüküm kurmaya yetersiz ve elverişsiz olduğunu, olayda hastane personelinin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun doğru şekilde incelenmediğini, raporda enjeksiyonu yapan sağlık personelinin tespit edilmediğini ve bu eksikliğin hükme esas alınamayacağının ifade edildiğini, dosyanın üniversitelerin ilgili anabilim dallarından seçilecek uzman bilirkişi kuruluna gönderilmesi gerektiğini, davalı lehine iki vekalet ücretine hükmedilmesinin de yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı şirkete ait özel hastane personelinin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karardaki gerekçeye, yargılama sırasında alınan Üniversite öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyeti ile Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalı şirkete ait hastane çalışanlarının kusurlu yaklaşımına dair kanıt tespit edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.