Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/269 K.2025/4624

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/269 📋 K. 2025/4624 📅 07.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/269 E.  ,  2025/4624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/468 E., 2024/1722 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında jeotermal kaynağa dayalı elektrik enerjisi üretmek üzere kaynak kullanım hakkının kiralanmasına dair 13.04.2018 tarihli kira sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 7. maddesine göre müvekkili tarafından 31.12.2020 tarihine kadar üretim ünitesinin kurulup geçici kabulünün yapılması gerektiğini, ancak belirtilen edimin yerine getirilmesi için tüm girişimler yapılmasına karşın .. İl Tarım Orman Müdürlüğünün, jeotermal kaynağa dayalı elektrik enerjisi üretmek için santral yapmak üzere kiralanan 15 69... sayılı parsellerin tarım dışı alana çıkartılmasının mümkün olmadığı görüşü nedeniyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından plan teklifinin değerlendirilmediğinin bildirildiğini, alınan ÇED olumlu raporunun da İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiğini, tüm çabalarına rağmen sözleşmenin ifa sürecine bir türlü geçilememesi nedeniyle kiralananın kullanımından hedeflenen amacın imkansız hale geldiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine keşide edilen 25.04.2022 tarihli ihtarname ile davalıya sözleşmeden dönüldüğünün ihtar edildiğini, akabinde verilen teminat mektubunun iadesi için davalıya ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek, Türkiye .. Bankası A.Ş. ... Şubesinden alınmış 06.04.2018 tarihli TMDZ18-.. mektup nolu 1.000.000,00 USD bedelli kesin teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili tarafından elektrik enerjisi üretmek üzere kaynak kullanım hakkının kiralanması amacıyla 01.03.2018 tarihinde ihale yapıldığını, davacı tarafın sözleşmeden dönme sonuçlarına ilişkin talepte bulunmasının hukuk tekniği açısından kabul edilemeyeceğini, Nisan 2020 tarihinde ÇED raporunun kabul edildiğini, alınan ÇED olumlu raporları iptal edilene kadar yaklaşık 15 aylık bir süre geçtiğini, bu sürede planlanan işlere ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2023 tarihli kararıyla; 13.04.2018 tarihinde kira sözleşmesinin imzalanması ile birlikte aynı tarihli yer teslim belgesi ile J-894/A ve J-894/B numaralı jeotermal sahasının davacıya gösterilerek teslim edildiği, dolayısıyla kiracılık ilişkinin 13.04.2018 tarihi itibariyle başladığı ve ifaya geçildiği, artık sözleşmeden dönmenin söz konusu olmayıp sözleşmenin feshinin söz konusu olabileceği ancak sözleşmenin feshinin ihtarnameye veya davaya konu edilmediği, dolayısıyla sözleşmenin yürürlükte olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2023 tarihli kararıyla; davacı tarafça düzenlenen 25.04.2022 tarihli ihtarname ile sözleşmeden tek taraflı dönüldüğü belirtilerek teminat mektubunun iadesinin talep edildiği ancak davalı tarafça ihtar ile bildirilen dönme iradesinin kabul edilmediği, bu durumda davacının eldeki dosyada, teminatın iadesi isteğinin değerlendirilebilmesine esas asıl uyuşmazlık hakkında bir dava açmadığı, kira sözleşmesinden döndüğünü vakıa olarak ileri sürdüğü, kira sözleşmesinden döndüğünün tespiti talepli dava açılmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın belirtilen yönü ile doğru olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 13.02.2024 tarihli ilamla; “4. Somut uyuşmazlıkta; 01.03.2018 tarihinde yapılan ihale sonrasında, taraflar arasında 13.04.2018 tarihinde .. Termal Turizm ve Jeotermal Sistemleri Anonim Sirketine Ait J-894/A ve J-894/B Numaralı (.. Çiftlik) Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsatlı Jeotermal Sahasından Elektrik Enerjisi Üretmek Üzere Kaynak Kullanım Hakkının Kiralanması Amacıyla Yapılan 01.03.2018 Tarihli İhaleye İlişkin Kira Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin imzalandığı ve aynı tarihli yer teslim tutanağı düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İhaleyi kazanan ve sözleşme imzalayan davacı kiracı, öncelikle ve esas olarak sahada kendi adına jeotermal kaynağa dayalı elektrik üretimi tesisi kurmayı ve işletmeyi sözleşme hükümleri kapsamında taahhüt etmiş, yine sözleşme kurulmadan önce peşin olarak ve tek seferde sabit kaynak kullanım bedeli' adı altında sahanın ihale edilmesinden kaynaklanan intifa hakkı bedeli ile sahada üretime geçilmesiyle birlikte ödemeye başlayacağı üretime bağlı aylık kira bedeli ödeme borcunu üstlenmiştir.
5. Sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı tarafça, üzerine düşen edimleri yerine getirmek için girişimlere başlandığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan, davaya konu üretim tesisinin yatırımına başlanabilmesi için 20.12.2018 tarihinde 57 ay süreyle Ön Lisans alındığı, tesisin kurulması için gerekli arazinin temin edildiği, yapılması planlanan .. .. .. projesi ile ilgili olarak ÇED olumlu raporunun alındığı anlaşılmaktadır.
6. Ancak sonrasında, Aydın İdare Mahkemesinde görülen davalar neticesinde santralin ve ruhsat sahasının yerleşim yerlerine yakınlığı sebebiyle yer seçiminin uygun olmadığı, projenin uygulanacağı saha ve coğrafya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, gerek canlı ve bitki çeşitliliği ve gerekse de .. İlinin ve projenin uygulanacağı sahanın tarımsal potansiyeli ile projenin olası etkileri dikkate alındığında, anılan risk ve etkiler sebebiyle dava konusu ÇED olumlu kararı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, ÇED olumlu raporunun iptaline dair verilen kararın kesinleştiği ve neticesinde imar planının onaylanmadığı görülmüştür.
7. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; kiracılık ilişkinin sözleşmenin imzalanması ve aynı tarihli yer teslim belgesinin düzenlenmesi ile birlikte başladığı ve ifaya geçildiği, dolayısıyla sözleşmeden dönmenin değil sözleşmenin feshinin söz konusu olabileceği ancak feshin davaya konu edilmediği gerekçesiyle sözleşmenin halen yürürlükte olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşme ile elektrik enerjisi üretmek üzere kaynak kullanım hakkının kiralandığı ancak gelinen aşamada elektrik üretimi tesisinin kurulmasının ve işletilmesinin mümkün olmadığı, yine sözleşmenin 8. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan "Kira bedeli olarak ihale sonucu belirlenen ve taraflarca kabul edilen ikinci bedel; üretime bağlı kira bedeli olup üretim tesisinde üretilerek satışı yapılan net elektrik enerjisi için .. A.Ş.ne ''kilovatsaat başına USD cent cinsinden ödenecek bedel''dir. Bu bedelden oluşan ödeme, üretim tesisinin kurulma süresi olarak belirlenen 31.12.2020 tarihine kadar kurularak üretime geçecek tesisin ilk ünitesinin geçici kabulünün yapıldığı tarihten itibaren başlar ve kira sözleşmesi hükümleri çerçevesinde aylık olarak, her ayın 15'inde, bir önceki ayın net satış miktarına göre ödenir..." hükmü uyarınca, kira sözleşmesinin ifasının başlangıç tarihinin, kiraya veren şirket tarafından yapılacak tesisin geçici kabul tarihine (verilen süre uzatmaları ile birlikte 25.04.2022 tarihi) bağlandığı, bu süreç içerisinde kiracı tarafından çeşitli hukuki ve fiili engeller nedeniyle tesis inşa edilemediği için sözleşmenin ifasına henüz başlanamadığı, dava konusu yerin, sözleşme gereğince kiranın başladığı tarihte kullanmaya elverişli hukuki ayıptan ari bir şekilde teslim edilemediği anlaşılmaktadır.
8. Kiralananın ayıpları kiraya verenin sorumluluğu altında olduğundan, bu ayıplar kiralananın sözleşme ile güdülen amaca uygun biçimde kullanılmasını veya işletilmesini imkansız kılacak yahutta bu kullanım ve işletmeyi önemli surette azaltacak çeşitten ise kiracı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecek olup, henüz ifa aşaması başlamayan kira sözleşmesi gereği ödemiş olduğu teminat bedelinin iadesini talep eden davacının, 6098 sayılı Kanun'un 125. maddesinde yazılı seçimlik hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
9. Dönme hakkı bozucu yenilik doğuran haklardan olup, davacı sözleşmeden dönmekle, bu sözleşme ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkmış sayılacağından, İlk Derece Mahkemesince davacının talebi yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kira sözleşmesinin 13.04.2018 tarihinde imzalandığı, J-894/A ve J-894/B numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsatlı jeotermal sahasının davacıya gösterilerek teslim edilmesiyle sözleşmenin ifasının 13.04.2018 tarihi itibariyle başladığı, kira bedelinin bileşenlerinden olan ikinci kira bedelinin ödenmemesi/ödenemeyecek olmasının sözleşmenin ifasına geçilip geçilmediğiyle ilişkilendirilemeyeceği, sözleşmenin feshinin ihbar edilmediği, yine bu dosyada dava konusu edilmediği, dolayısıyla sözleşmenin yürürlükte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece, uyulan, bozma ilamı gereğince müvekkil şirket lehine doğmuş usuli kazanılmış hak gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı biçimde davanın reddine karar verildiğini, dava konusu yer sözleşme gereğince kiranın başladığı tarihte kullanmaya elverişli hukuki ayıptan ari bir şekilde teslim edilmediği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğunu, zira taraflar arasındaki sözleşmenin aslî ediminin ifasına başlandığından bahsedebilmek için davacının jeotermal kaynak hakkını kullanmaya başlaması gerektiğini, bu nedenle sadece taşınmazların teslimine yönelik “yer teslim tutanağından” yola çıkarak, taraflar arasındaki sözleşmenin ifa aşamasına geçtiğinin ileri sürülemeyeceği, müvekkilinin sözleşmeden dönme yönündeki irade beyanının geçerli, şekle uygun ve haklı olduğunu, sözleşmenin feshinin ihtarnameye konu edilmediği gerekçesiyle yürürlükte olduğuna dair hüküm tesisinin hatalı olduğunu, ister dönme ister fesih ifadesi kullanılmış olsun, müvekkil şirketin esas iradesi sözleşmenin sona erdirilmesi olduğundan müvekkil şirketin bu iradesinin feshe de şamil olacağını, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdiğinden davalının her durumda teminat mektubunu iade etmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira sözleşmesi uyarınca verilen teminat mektubunun, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.
Kural olarak bozma ilamına uyulmakla; orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan, bozma ilamı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma ilamına uyması sonunda, kendisi için o ilamda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma ilamında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Yapılan bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira uyulmasına karar verilen bozma ilamında; davacının, seçimlik hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullanmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı sözleşmeden dönmekle, bu sözleşme ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkmış sayılacağından, İlk Derece Mahkemesince davacının talebi yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin ifasının başladığı, feshi ihbar edilmediğinden sözleşmenin yürürlükte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması; bozma ilamına uyulması ile davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.