Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/525 K.2025/4290

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/525 📋 K. 2025/4290 📅 24.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/525 E.  ,  2025/4290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/5051 E., 2024/2642 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2016/1142 E., 2024/256 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı hastane vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 03.06.2014 tarihinde bel fıtığı ve belindeki ağrıların tedavisi amacıyla davalı hastanede diğer davalı doktora ameliyat ve tedavi olduğunu, aradan yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen bel ağrılarının geçmediğini, idrarını ilaç kullanmadan yapamadığını ve ayağında sürekli uyuşukluk hali oluştuğunu, dava dışı hastanede çekilen film ve grafilerinde; yapılan ameliyatta fıtığın alınmadığı gibi fıtık bölgesinde yer alan zarın da yırtılıp sinirlerine dokunularak beyin ve vücut fonksiyonlarında etkili sinir sistemine zarar verildiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin gerektiği şekilde aydınlatılmadığını, ameliyat ve yanlış tedavi neticesinde müvekkilinde kalıcı zarar meydana geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahen maddi tazminat talebini 1.598.319,29 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., davacıya ameliyat neticesinde olabilecekleri bizzat anlattığını ve onam formu verildiğini, omurilik zar yaralanmasının bel fıtığı ameliyatlarında nadirde olsa beklenen bir komplikasyon olduğunu ve zamanla düzeleceğini, ileri sürülen tüm iddiaların asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Hastane; süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında dava konusu olayın komplikasyon olduğu ve davalıların kusurunun bulunmadığı bildirilse de dosyaya davalılarca sunulan aydınlatılmış onam formunda davalı doktorun kaşesi ve imzası bulunmasına rağmen davacının yalnızca isminin yazdığı ve imzasının bulunmadığının görüldüğü, davacının aydınlatıldığı takdirde belki de yaptırmayacağı operasyon nedeniyle davalıların kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 2.632,50 TL geçici iş görememezlik zararı, 1.595.686,79 TL kalıcı iş görememezlik zararı olmak üzere toplam 1.598.319,29 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı hastane vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafın davacıyı gereği gibi aydınlatmadan ve uygun onam formu almadan tıbbi müdahelede bulunduğu için kusurlu ve ortaya çıkan sonuçtan ve zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı hastane vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ve davalı hastane vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin ameliyatın riskleri ve olası komplikasyonları hakkında yeterince bilgilendirilmediğini, bilinçli bir onamının alınmadığını, aydınlatılmış onam formunda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sadece adının yer aldığını ve bununda müvekkili tarafından yazılmadığını, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, aktüerya bilrikişisi raporunun yetersiz olduğunu ve gerçek maddi zararın hesaplanmadığını ileri sürerek, kararın bozulması talep edilmiştir.
Davalı hastane vekili, dosyaya kazandırılan tüm ATK ve bilirkişi kurulu raporlarında davalı tarafa herhangi bir kusur atfedilmediğini, gerçekleştirilen ameliyat ve tedavi işlemlerinin tıbbın gerek ve kurallarına uygun olduğunu, bu durumun derece mahkemelerince de kabul etdildiğini, aydınlatılmış onam formu konusunda ise davacının adının ve soyadının formda yazılı olmasının imza yerine geçeceğini, belirli karakterlerle veya sadece isim ve soyadın yazılması suretiyle imza atılabileceğine dair dilekçe ekinde uzman mütalaası sunduklarını ve bu doğrultuda Yargıtay kararlarının bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulması talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan aktüerya bilirkişisi raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenle hükmedilen maddi ve manevi tazminatın somut olayın özelliğine uygun düştüğü, davalı doktorun imzası ve kaşesi bulunan ancak davacı ...'in imzası olmaksızın yalnızca adının yazdığı 10.09.2014 tarihli aydınlatışmış onam formunun matbu olduğu, davacıya konulan tanı, gerçekleştirilen ameliyat ve komplikasyonlar hususunda herhangi bir bilgi içermediğinin anlaşılmasına göre davacı ve davalı hastane vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.