Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2057 K.2025/4272

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2057 📋 K. 2025/4272 📅 24.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/2057 E.  ,  2025/4272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/531 E., 2021/479 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının yap-sat tabir edilen inşaat işleri yapan ve uzaktan akrabası olan davalı ...'e 1997 yılında 1.000 DM borç verdiğini, davalının borcuna karşılık kendisine daire vermeyi teklif ettiğini, dairenin satışı hususunda anlaşmaları üzerine ayrıca 3.035 DM ile 1.000 USD'yi nakit olarak davalıya ödediğini, bakiye kalan satış bedeli içinde 30 adet 30.000.000,00 TL (yeni 30,00 TL)'lik bono düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, 16 adet bonoyu bazen elden bazen de davalının gösterdiği banka hesabına ödediğini, bu aşamada davalının geriye kalan tutarı biriktirerek toplu olarak ödemesini teklif ettiğini, bu nedenle 14 adet bono bedelini hesabında biriktirdiğini ve 1999 yılının ilk aylarında davalıya ödemek istediğini, ancak davalının bonoların süresinde ödenmediğini bildirerek her bir bono için ayrıca 50.000.000,00 TL (yeni 50,00 TL) ödenmesini istediğini, dairenin tapusunu alabilmek için bu durumu kabul etmesine rağmen davalının tapuyu vermeyeceğini söylediğini, bunun üzerine hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, ancak davalının taşınmazdaki payının bir bölümünü anne bir kardeşi olan diğer davalı ...'e muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek; muvazaalı işleme dayanan yolsuz tescilin iptalini, bu talebinin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, dairenin bedeli olan 1.000.000.000,00 TL (yeni 1.000,00 TL)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; 01.06.1997 tarihinde şifahi olarak yapılan kira sözleşmesi uyarınca davacının dava konusu dairede kiracı olarak oturduğunu, paraya ihtiyacı olması nedeniyle daireyi davacıya satmayı teklif ettiğini, davacının bu teklifi kabul etmesine rağmen kararlaştırılan satış bedelini ödemediğini, davacının sadece kira bedellerini ödediğini, dava konusu daireyi 14.09.2009 tarihinde tapuda gerçekleştirilen satış sözleşmesi ile diğer davalı ...'e sattığını savunarak; davanın reddini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine davaya dahil edilen eşi ..., sözleşmenin şifahi olarak yapılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.10.2017 tarihli kararıyla; davacı ile davalılardan ... arasında haricen düzenlenen bir satış vaadi sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile satışı vaat edilen dairenin teslim tarihinin kararlaştırıldığı, 1987/2 Esas ve 1988/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tescil davasının kabul edilebileceği, bu nedenle davalının sözleşmenin usulüne uygun olmadığı yönündeki geçersizlik iddiasının dinlenemeyeceği, davalı ...'in haricen dava konusu bağımsız bölümü davacıya satmış olduğu ve bedelini almış olduğunun kabulü gerektiği, ancak alınan bilirkişi raporu, yerinde yapılan keşif ve incelemeye göre gerek harici satış yapılmış olması ve gerekse dava tarihindeki arsa ve miras payı dikkate alındığında tescilin mümkün olmadığı, buna göre davacının dava konusu dairenin satış bedelini isteme hakkı olduğu gerekçesiyle; dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri olan 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davalı ve dahili davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 16.04.2019 tarihli ilamla; davaya konu dairenin bulunduğu taşınmazda davalı ...'in paydaş olduğu, davalı ...'in payının bir bölümünü davalı ...'e satış suretiyle devrettiği, söz konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu, eş söyleyişle taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış olması nedeniyle dava konusu dairenin müstakil bir tapusu bulunmadığının sabit olduğu, buna göre hükme dayanak yapılan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının olayda uygulama yerinin bulunmadığı, davaya konu daire satış sözleşmesinin şifahen yapıldığı hususunda davacı ile davalı ... arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, şifahen kararlaştırılan satış bedelinin davacı tarafından davalı ...'e ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, Mahkemece davacı ile davalı ... arasında şifahen düzenlenen daire satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğu gözetilerek, öncelikle ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça bildirilen delillerin usulünce toplanması, bu bağlamda dava dilekçesinde bahsedilen suç duyurusu hakkında davacı taraftan bilgi istenmesi, sonrasında toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi, hukuken geçersiz sözleşme nedeniyle ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, işbu ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ifanın imkansız hale geldiği dava tarihinde tarihinde ulaşacağı alım gücünün belirlenerek hüküm altına alınması ve tescilin mümkün olmaması nedeniyle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmenin geçersiz olması sebebiyle davacının ödediği toplam 631,00 TL'nin dava tarihi itibariyle ile denkleştirici adalet ilkesi gereği karşılığının 1.277,81 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın tescilinin mümkün olmadığı anlaşılmakla 1.277,81 TL'nin (1.277.809.403,46 YTL) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; gerekçeli kararda dava tarihinin hatalı yazıldığını, tapu iptali ve tescili talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'in el yazısını taşıyan belgenin bu hususu kanıtladığını, davalı mirasçılar ... ve ...'nin bu nedenle davayı kabul ettiklerini, ayrıca ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı değerin çok düşük olduğunu, davacı tarafından ödenen ve davalı tarafın itiraz etmediği 4.035 DM ve 1.000 USD'nin de hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, 1997-1999 yılları arasında yıllık enflasyonun %100, yıllık faizin %120-150 olduğu halde hesaplanmadığını, TEFE-TÜFE artış oranlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmelerine dayalı tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılmayacağı, bilirkişi raporunun Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.