Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/3032 K.2025/4108
3. Hukuk Dairesi 2025/3032 E. , 2025/4108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3201 E., 2024/710 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/637 E., 2021/796 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ile dava dışı şirket arasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na uygun olarak 22.10.2003 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, 24.03.2004 tarihinde de kiralananın Başkanlık oluru ile müvekkili şirkete devredildiğini, sözleşme gereğince yapılacak yatırımların teminatı olarak davalıya 2.000.000 USD bedelli teminat mektubu verildiğini, bilahare sözleşme tek taraflı feshedilerek iş tasfiye edildiği halde teminat mektubunun iadesi talebinin yerine getirilmediğini, sadece ihalenin teminatı olarak verilen ve başka hiçbir amaç için kullanılamayan teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle takip tarihine kadar ... Bankasına 413.745 USD komisyon ödendiğini, devir tarihinde kiralanan alanın boş olduğunu, yıkım nedeniyle moloz, enkaz işinin tehlike arz etmesi sebebiyle kiralananın müvekkili şirket tarafından hiç kullanılmadığını, ihale şartnamesinin 7. maddesi uyarınca, sözleşme süresinde en az 2.000.000 USD yatırım yapılacağını, bu amaçla proje hazırlatılıp davalıya sunulduğunu, bu sırada da kiralananda bulunan ve tamamı kaçak olan tenis sahası, depo, basketbol sahasını kaldırdığını, esasen sözleşme konusunun da imar durumuna aykırı olması nedeniyle, kiralanana 2006 yılında fiilen el konularak müvekkiline kullandırılmadığını, bundan sonra ... tarafından 2007- 2008 yıllarında otopark olarak kullanıldığını, ihale hukuka aykırı yapıldığından resen feshedildiği tarihte teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek; davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiş; 08.01.2020 tarihli dilekçesi ile teminat mektubunun iade edildiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kira bedeline ilişkin açılan davaların kesinleşmediğini, Kanun ve sözleşme uyarınca İdareye herhangi bir borcun olmadığının tespit edilmesi halinde teminat mektubunun iade edilebileceğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında daha önce yapılan yargılamalarda teslimin usulüne uygun yapıldığı tespit edilmiş olmakla, davacının ilgili kira sözleşmesi gereğince yatırdığı teminat mektubunun komisyon masraflarını ve faizlerini davalıdan talep etmekte haklı olduğu, hüküm kurmaya elverişli 16.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporu uyarınca davacının davalıdan 133.569,74 USD alacağı bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takibe itirazın 133.569,74 USD yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olduğundan davalının kabul edilen asıl alacağın icra takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak değerinin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli 16.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporuna göre, taraflar arasında daha önce yapılan yargılamalarda teslimin usulüne uygun yapılmadığı tespit edildiğinden davacının ilgili kira sözleşmesi gereğince yatırdığı teminat mektubunun komisyon masraflarını ve faizlerini davalıdan talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; kötüniyet tazminatı talebi hakkında bir karar verilmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığından hükme esas alınamayacağını, dava konusunun İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 Esas sayılı dosyasına da konu edildiğini, mükerrerliğe sebebiyet verilmemesi açısından dosyaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yargılama sırasında dile getirilen bu hususun dikkate alınmadığını, icra inkar tazminatı kararının hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını, kira bedelinin tahsiline ilişkin açılan davalar kesinleşmediğinden teminat mektubunun iadesi kararının da hatalı olduğunu, reddedilen miktar yönünden müvekkili lehine hesaplanan vekalet ücretinin, ayrıca harç ve yargılama giderlerinin de doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı teminat mektubu komisyon bedellerine ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 26. maddesi hükmüne göre, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Açılan bir davada hâkim istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Aynı Kanun'un 297/2 maddesinde, ''Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmü yer almaktadır.
Davacı tarafından 08.10.2017 tarihinde davalı aleyhine başlatılan icra takibinde; 431.745,83 USD alacak talebinde bulunulduğu, alacak dayanağının "teminat mektubu nedeniyle bankaya ödenen faiz ve masraflar" olduğunun belirtildiği, takipte işlemiş faiz talebine yer verilmediği, icra dosyası içeriğinden de bu hususun anlaşılamadığı; davalının itirazı üzerine açılan eldeki davada, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunulmadığı; bunun yanında, davalının kötüniyet tazminatı talebi bulunduğu halde söz konusu talep hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmediği görülmüştür.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, faiz ve icra inkar tazminatına ilişkin “taleple bağlılık ilkesi” gözetilerek ve yine davalının kötüniyet tazminatı istemine ilişkin olarak olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bu hususlar bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalının mükerrerlik iddiası yönünden ise; derece mahkemelerince İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 Esas sayılı dava dosyasındaki komisyon ödemelerinin, ödendikleri tarihten söz konusu davanın açıldığı tarihe kadar; eldeki dava konusunun ise İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 Esas sayılı davasının açılış tarihinden iş bu dava konusu icra takip tarihine kadarki döneme ilişkin olduğu belirtilmiş ise de; İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 Esas sayılı dosyasında davacının 21.12.2017 tarihli ıslah talebinde bulunduğu, bir kısım komisyon ödemesinin hüküm altına alındığı ancak fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmediği ve davalı lehine bu yönden usulü kazanılmış hak oluştuğu görülmüş olup, davalının mükerrerlik iddiasının bu çerçevede değerlendirilmesi, eldeki dosyada hüküm altına alınan tutar içerisinde, ıslah dilekçesinde yer verilen teminat komisyonu bedeli yer alıp almadığı değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre; dava, niteliği itibariyle nispi harca tabi olup davada hüküm altına alınan yabancı paranın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden karar ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, hükmedilen bedele göre karar ilam harcının fazla miktarda hesaplanması da doğru değildir.
4. Bozma sebebine göre, temyiz eden davalının vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
4. Bozma sebebine göre, davalının vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.