Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3198 K.2025/4065

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3198 📋 K. 2025/4065 📅 16.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3198 E.  ,  2025/4065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/664 E., 2024/654 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Simav 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/628 E., 2019/494 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı asil ve vekili Avukat ... ile davalı asil ve davalılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...'in kardeş olduklarını, diğer davalı şirketin ise davalı ... tarafından kurulmuş bir şirket olduğunu, dava konusu Kütahya İli, ... ilçesi ... (...) Köyü ... mevkii, 496 parselde kain arazinin daha sonra iki kardeş tarafından kurulacak bir şirkete aktarılmak üzere müvekkili ve davalı ... tarafından satın alındığını, ancak resmiyette taşınmazın davalı ...'in adına tescil edildiğini, taşınmazın tarafların birlikte kuracağı şirkete aktarılması gerekirken davalı ... tarafından diğer davalı şirkete aktarıldığını, bunun üzerine hakları ihlal edilen müvekkili tarafından Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/146 E. sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazın ½ payının adına tescili ve kâr mahrumiyeti istemli dava ikame edildiğini, ancak yargılama sırasında tarafların Mahkeme huzurunda sulh olduklarını, davaya konu 496 parselin projesinde yapılması planlanan bir adet otel ve hali hazırda yapımı tamamlanan yaklaşık 160 adet termal apart (bağımsız bölüm) bulunduğunu, davalıların sulh tekliflerinde ve Mahkeme huzurunda yapılan sulh anlaşmasında açıkça 496 parselde bulunan otel dışındaki hisselerin ½'sinin müvekkiline, otel arazisini de dava dışı ... adına devretmeyi, ayrıca ... hesabına 150.000,00 TL ödemeyi taahhüt etmelerine rağmen bugüne kadar sulh anlaşması gereği edimlerini yerine getirmediklerini, Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/146 E. ve 2011/392 E. sayılı dosyalarından da açıkça anlaşıldığı gibi davalıların, 496 parselin yarısının müvekkilinine ait olduğunu kabul ettiklerini, Mahkemece tarafların sulh olması sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 315/1 maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, tarafların sulh anlaşması ile üstlendikleri edimleri yerine getirmekle yükümlü oldukları halde davalıların edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek; dava konusu 496 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı hisselerinin ½ oranında iptali ile müvekkili adına tesciline, söz konusu parselde davalı tarafça davadan önce ve dava süresince üçüncü kişilere hisse devir temlik yapıldıysa devredilen hisselerin değerinin tespiti ile ½ hissesine tekabül eden meblağın ve sulh ile üstlenilen 150.000,00 TL'nin sulh tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, 15.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 16.936.074,79 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekili; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bahsi geçen sulh sözleşmesinin otel arazisi için yapılmış olup, talep hakkının otel arazisi için ...ya, para konusunda ise ...ye ait olduğunu, dolayısıyla davacının herhangi bir talep hakkının bulunmadığını, davacının sulh anlaşmasına aykırı şekilde doğrudan kendi lehine hüküm kurulmasını talep ettiğini, yine dava konusu taşınmazın sadece davalılara ait olmayıp davacının talebine göre tüm kat maliklerinin davada davalı olarak gösterilmesi gerektiğini ve mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğunu, sulh anlaşmasından önce dava konusu taşınmazda kat mülkiyetinin kurulduğunu ve 125 adet bağımsız bölüm söz konusu olup, sulh anlaşmasının sadece 496 parsel sayfa 125'te tescil gören otel arazisi için yapıldığını, arazi üzerine yapılan bağımsız bölümlerin müvekkilleri tarafından inşa edildiğini, davacının inşaatların yapımında hiçbir ekonomik katkısı olmadığını, 07.06.2010 tarihinde taraflar arasında imzalanan sözleşmede de otel arazisinin taraflar arasında eşit paylaştırılacağının kararlaştırıldığını, yine 496 nolu parselde yer alan bağımsız bölümlerin bir kısmının davacı tarafça satın alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların sulh ile sonuçlandırdıkları Mahkemenin 2011/146 E. ve 392 E. sayılı dosyalarında 496 parsel sayılı taşınmazın 125 nolu bağımsız bölümünün (otel arsasının) .... adına devredileceği ve 150.000,00 TL'nin ....ye ödeneceği hususunda uyuşmazlık olmadığı, tarafların beyanlarında ½ hisse devrine ilişkin hususun hangi kısım veya haklarla ilgili olduğuna yönelik uyuşmazlık bulunduğu, mevcut tapu durumuna göre böyle bir hisse devrinin hukuken mümkün olmadığı ve devredilemeyen hak/hissenin parasal değere dönüşebileceği, davacının dava konusu taşınmazın alımında davalı ... ile ortak olduğu, böyle bir ortaklığın olmadığı varsayımında sulh sözleşmesinin yapılmasının olanaksız olması gerektiği, ancak taşınmazın içindeki yapıların ve peyzajın yapımında davacının katkısının olmadığı, buna göre yapılan sulh ile 496 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki yapılar dışında sadece arsa (arazi) değerinin yarısı ve 150.000,00 TL'nin ...ye ödeneceği, arazinin otel arazisine ait kısmının ...ya devredileceği hususunda anlaşıldığı, ...ya devredilecek otel arsası ile ...ye ödenecek 150.000,00 TL üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olduğundan ve davacının bu talepleri kendi adına isteyemeyeceğinden bu iki talep yönünden davacının taraf sıfatı bulunmadığı, sulh anlaşması davalı ... vekili olan avukat tarafından yapıldığından ve sulh celsesinde davalı şirketin temsilcisi veya vekili bulunmadığından davacının sadece davalı ... ile sulh olduğu ve dosyanın kesinleştiği, bu durumun diğer taraflar yararına olduğu, davacının sulh ile alabileceği kısmın 496 parsel sayılı taşınmazın otel arazisi (272/3000 paylı) dışında kalan kısmın arsa değerinin yarısı kadar olduğu, bu değerin arsa alanının metrekare birim fiyatı ve otel arsası dışında kalan payın çarpımının ikiye bölümü ile 5.209.115,74 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 5.209.115,74 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin 2.596.479,58 TL yönünden esastan, otel arsasının (125 nolu bağımsız bölüm) yarısı ve ....ye verilecek 150.000,00 TL yönünden (toplam 687.029,79 TL) taraf sıfatı yokluğundan reddine davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/146 E. sayılı dosyasında 24.01.2012 tarihli duruşmada yapılan sulh sözleşmesinin davacı ile davalılar arasında yapıldığı, sadece Kütahya İli, Simav İlçesi, ... (...) Köyü, ... mevkii, 496 parsel bağımsız bölüm no: 125'te yer alan otel arazisini kapsadığı ve sözleşme uyarınca söz konusu otel arazisinin yarısının davacıya ait olduğunun kabul edildiği, dava konusu taşınmazın davalı şirket adına tescilli olduğu, buna göre davacı tarafça otel arazisinin yarısının adına tescilinin talep edilebileceği, yine sulh sözleşmesi uyarınca davalıların dava dışı ...ye 150.000,00 TL ödemeyi kabul ettiği, ancak işbu hükmün 3. kişi yararına sözleşme niteliğinde olup, davacı taraf söz konusu paranın kendisine ödenmesini talep edemeyeceğinden, davacının bu talebine yönelik olarak husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, Kütahya İli, Simav İlçesi, ... (...) Köyü, ... mevkii, 496 parsel .../Zemin+1 ve 2 kat, 125 nolu bağımsız bölümün davalı şirket adına kayıtlı tapu kaydının ½'sinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, .... adına ödenmesi taahhüt edilen 150.000,00 TL'nin tahsiline yönelik talebin aktif husumet yokluğundan reddine, davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kısmen kabulü ile Kütahya İli, Simav İlçesi, ... (...) Köyü, ... mevkii, 496 parsel.../Zemin+1 ve 2 kat, 125 nolu bağımsız bölüm dışında davalı adına kayıtlı diğer bağımsız bölümlere Mahkemece 25.12.2017 tarihli tensip zaptının 13 nolu maddesi ile konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, ihtiyati tedbirin sadece Kütahya İli, Simav İlçesi, ... (...) Köyü, ... mevkii, 496 parsel.../Zemin+1 ve 2 kat, 125 nolu bağımsız bölümde yer alan otel arazisi üzerinde devamına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında yapılan sulh anlaşmasının, Mahkeme huzurunda 496 parselin tamamının ½'si için yapılmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu araziye ilişkin hüküm bulunmayan 07.06.2010 tarihli sözleşme dikkate alınarak, yorum yoluyla hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, sulh anlaşması gereği otel arazisi (125 nolu) dışında kalan arazinin de ½'sinin müvekkiline ait olduğunu, tescili mümkün olmayan arsanın değerinin yarısının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, sulh ile sonuçlanan dosyada davalının sulh teklifinde bulunmasının sebebinin; hem müvekkilin adi ortaklık nedeniyle mahrum kaldığı kar paylarından anlaşma doğrultusunda vazgeçmesi, hem de davalı ... tarafından sahte imza atılması nedeniyle açılan davalarda müvekkilin şikayetlerden vazgeçeceğini taahhüt etmesi olduğunu, yine otel arazisinin yeddiemin olarak üçüncü bir şahsa geçici olarak verilmek istenilmesinin sebebinin, yapılacak otel projesi ile tarafların yüksek gelir beklentisinde olması ve tarafların birbirine güvenememesi olduğunu, aksi halde otel arazisinin ½ oranında taraflar arasında pay edileceği kararlaştırıp devir işleminin yapılabileceğini, bu sebeple tarafların 496 parselde bulunan –otel arazisi dışındaki- bağımsız bölümlerin de ½ oranında pay edileceğini kararlaştırarak, otel arazisini de bir nevi bu şartın teminatı niteliğinde görüp yeddiemin konumundaki üçüncü bir kişiye devrini kararlaştırdıklarını, dava dışı .... adına ödenmesi kararlaştırılan 150.000,00 TL'nin ise müvekkilin davaya konu taşınmazların ediminden kaynaklı olarak borçlandığı bir bedel olduğundan sulh anlaşmasına konu edildiğini, sulh anlaşması ile borçtan kurtulan bizzat sulh anlaşmasının tarafı olan müvekkili olup 3. kişi yararına bir sözleşmeden söz etmenin mümkün olmadığını, Mahkemenin 2011/146 E. sayılı dosyasında verilen karar kesinleşmiş bir hüküm olmakla, yapılan sulh anlaşmasının sözleşme ya da varsayımlar ile aksinin iddia edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, otel arazisi dışında kalan kısım yönünden verilen ret kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sulh sözleşmesinden adi ortaklık kaynaklı tapu iptal ve tescil ile alacak istemine ilişkindir.
Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/146 E. sayılı dava dosyasının tarafları, işbu dava dosyası ile aynı olup, davacının davalı ... tarafından davalı diğer şirkete aktarılan 496 parselde kayıtlı taşınmazın ½ payının adına kayıt ve tescili ile davalı adına kayıtlı iken şirket adına devrolan taşınmazlardan üçüncü kişilere satılmış ise satılan taşınmazların değerinin ½'si ile kâr mahrumiyetinin tahsilinin talep ettiği, yapılan yargılama neticesinde tarafların sulh olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, ilgili sulh metninin; "Simav İlçesi ... Köyünde bulunan 496 parsel sayfa 125’de yer alan otel arazisinin tamamı ...'na devredileceği, aynı parselin ½ hissesinin haklarının tarafıma ait olduğu karşı tarafça beyan edilmiştir, ayrıca ... üzerine kayıtlı bulunan dairelerden bir tanesinin satılarak 150.000,00 TL’nin ABD’de yaşayan ...'a, ... (aracı) vasıtasıyla davalı tarafça gönderilmesi şartı ile sulh olmayı karşı taraf bana teklif etmiştir, bu sulh teklifinden 150.000,00 TL'nin ...’a gönderilmesi ve teklifte yer alan otel arazisinin tamamının ...’na devredilmesi ve aynı parselin ½ hissesinin tarafıma devri asıldır." şeklinde olduğu, davalı vekilince de "Sulh teklifimiz davacı tarafın beyanı doğrultusundadır, otel arazisinin hissesi aracı ...’na devredilecek, ½ hissesi müvekkilime, diğer ½ hissesini de davacıya devredilecektir, ...’a 150.000,00 TL ... aracılığıyla gönderilecektir," şeklinde beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Sulhun etkisi 6100 sayılı Kanun'un 315. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; sulh sözleşmesinin, 496 parselin otel arazisi dışında kalan alanını kapsayıp kapsamadığı ve davacı tarafça 150.000,00 TL'nin talep edilip edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un 19/1 maddesi gereğince bir sözleşmenin gerek şekil gerek içerik yönünden değerlendirilmesinde kullanılan söz ve deyimler değil, tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri esas alınmalıdır. Sözleşmede yer alan kayıtların gerçek anlamını, tarafların gerçek iradeleri bağlamında belirlemeye ve bu kayıtların hangi hukuki sonuçlara yöneldiğini tayin etmeye sözleşmenin yorumlanması denilmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin veya bir maddesinin içeriğinin hâkim tarafından tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre tespit etmesi ve belirlemesidir.
Sözleşmenin yorumlanmasının gündeme gelebilmesi için öncelikle tarafların geçerli olarak kurulmuş bulunan sözleşmenin içeriğini birbirinden farklı anlamaları ve bu konuda aralarında uyuşmazlığın bulunması gerekir. Hâkim yapacağı incelemeler sonunda tarafların sözleşmenin objektif ve subjektif esaslı noktalarını farklı anladıkları kanısına varırsa irade beyanlarının birbirine uygun olmaması nedeniyle sözleşmenin kurulmadığına karar verebilir. Buna karşılık tarafların irade beyanları birbirine uygunsa (gerçek ve farazi uygunluk) sözleşme kurulmuş olacağından hâkim, sözleşmenin veya bir kaydının içeriğini tarafların gerçek veya farazi sözleşme iradelerine göre belirler. Zira yorumun amacı, tarafların birbirine uygun gerçek veya farazi sözleşme iradelerinin tespiti ve bu tespite göre sözleşmenin içeriğinin belirlenmesidir.
Sözleşme bir bütün olduğundan sözleşmenin bireysel maddeleri bütünden ayrı olarak tek başlarına yorumlanamaz. Başka bir deyişle sözleşmenin bireysel kısımları, sözleşmenin bütünü içinde ele alınarak yorumlanmalıdır. Ayrıca hâkim yorum yaparken kullanılan söz ve deyimlerin lafzi anlamları ile bağlı kalmamalı, tarafların gerçek ve farazi iradeleri araştırılmalıdır. Özellikle kullanılan söz ve deyimler sözleşmenin bütününe göre açık ve kesin değilse, muğlak ve birden çok anlama geliyorsa hâkim lafzı arka plana atmalıdır.
Sözleşmenin yorumlanmasında, özellikle sözleşme metninde yer alan söz ve deyimlerin muğlak ve müphem olması hâlinde, sözleşme metnine yansımamakla birlikte, tarafların iradelerini belirlemeye imkân veren olgulara da başvurulmalıdır. Bu kapsamda sözleşmenin kurulması sırasında, özellikle sözleşmenin müzakeresi esnasında veya sözleşmenin kurulmasından sonra mevcut olan durumlar dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla sözleşmenin kurulduğu yer ve zaman, sözleşme görüşmeleri, tarafların bu esnada ya da sözleşme kurulduktan sonra birbirine karşı takındıkları tutum ve davranışlar, ifa hazırlıkları, sözleşmenin kurulduğu andaki menfaat durumları ve özellikle ilgili iş çevresindeki örf, adet ve teamüller sözleşmenin yorumlanmasında göz önünde tutulmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu sulh sözleşmesinden önce, davacının, davalı ile kardeşler ve babalarının mal paylaşımına dair yaptıkları 07.06.2010 tarihli sözleşme bulunduğu, ilgili sözleşme uyarınca; davacının dava konusu parsel içerisinde bulunan taşınmazlardan, bedeli karşılığında 10... adet arası, 18 ay vadeyle bağımsız bölümler satın aldığı ve dava konusu otel arazisinin yarısının davacıya verilmesinin kararlaştırıldığı, sulh sözleşmesi ile sonuçlanmış dava tarihinde, 496 parselin imar ve parselizasyonunun tamamlanmış olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan otel arazisinin 272/3000 paylı, 2+1+2 katlı, 125 nolu bağımsız bölümden oluştuğu ve kat irtifakının 26.01.2009 tarihinde kurulduğu ve 3. kişilere satılan bağımsız bölümlerin bulunduğu nazara alındığında, 496 sayılı parselin tamamının ½ payının haklarının davacıya ait olduğu şeklinde kabulün mümkün olmadığı, kaldı ki aynı metinde ayrıca 496 parsel sayfa 125’de yer alan otel arazisinin davalı tarafça dava dışı 3. kişi .... adına devredileceği ve yine dava dışı 3. kişiye davalı tarafça 150.000,00 TL ödeneceğinin de kararlaştırıldığı, keza davacı tarafça İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunda da, yalnızca otel arazisi dışındaki arsa değerinin talep edilebileceğinin kabulü ile arsa değerinin yarısına tekabül eden kısma ilişkin verilen kabul kararının hatalı olduğunun ileri sürüldüğü, bu aşamada davacı tarafça istinafa getirilmeyen ve davalı tarafça da aleyhe temyizin bulunmadığı otel yerinin ½ payının iptali ile davacı adına tescili talebine yönelik verilen ret kararının tartışılmayacağı, yine Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/146 E. sayılı dava dosyasında davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbirin kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince; tarafların sulh sözleşmesi uyarınca, Simav İlçesi ... Köyünde 496 parsel sayfa 125’de yer alan otel arazisinin davalı tarafça dava dışı 3. kişi .... adına devredileceği ancak söz konusu taşınmazın ½ payının davacıya ait olduğu, sulh metninin 496 parselin tamamını kapsamadığı yönündeki kabulü ile davalı tarafça dava dışı 3.kişi olan ... adına ödenmesi kararlaştırılan 150.000,00 TL'nin, 3. kişi yararına sözleşme niteliğinde olup, davacı tarafça söz konusu paranın kendisine ödenmesi talep edilemeyeceğinden, davacının bu talebine yönelik olarak husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.