Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/611 K.2025/4061
3. Hukuk Dairesi 2025/611 E. , 2025/4061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/244 E., 2024/429 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından gönderilen 22.08.2013 tarihli yazıda 159 hastadan sözleşmeye aykırı olarak ilave ücret alındığının belirlenmesi nedeniyle, 18.596,72 TL cezai şartın kurum nezdinde tahakkuk etmiş alacağından mahsup edileceğinin bildirildiğini, ancak sözleşmenin (3.1.3.1) maddesine göre her işlem öncesinde hasta veya hasta yakınının yazılı onayı alınarak, Kurumca ödenecek ücret dışında yine Kurumca belirlenen ilave ücretleri geçmemek kaydıyla ilave ücret talebinde bulunabileceğini, ilave ücret şartının sadece tetkik ve tedavi amacıyla yapılacak işlemler için geçerli olduğunu, hastalara tetkik ve tedavi döneminde sağlık hizmeti dışında her türlü hizmet ve donanımı hazır bulundurduklarını, davalı Kurum tarafından hiçbir inceleme ve denetleme yapılmadan uygulanmış olan cezai şart bedelinin iadesi gerektiğini belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 18.956,72 TL cezai şart bedelinin mahsup tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 2011 yılı Taslak Denetim Raporu değerlendirildiğinde 1.621 adet takip için hak sahiplerinden Kurum mevzuatına aykırı olarak alınan ilave ücretin toplam 190.583,70 TL olduğunun tespit edildiğini, 2012 yılı Taslak Denetim Raporu değerlendirildiğinde 159 adet takip için alınan ilave ücretin toplam 25.138,80 TL olduğunu, bu işlemler için davacı sağlık merkezine 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi gereğince toplam 2.157.225,00 TL cezai şart uygulanması gerektiğini, ancak sözleşmenin (11.3.6) maddesinde 20.06.2013 tarihinde Zeyilname-2 ile yapılan değişiklikle uygulanacak cezai şartın 18.956,72 TL olarak tespit edildiğini, bu cezai şartın davacının Kurumda tahakkuk eden alacağından mahsup edildiğini, Kurumun sözleşme hükümlerini uyguladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.09.2015 tarihli kararıyla; dava konusu olayın dayanağı olan 2011 yılı Sayıştay Taslak Denetim Raporunun, kamu idarelerini bağlayıcı ve yaptırım uygulamaya esas olacak bir hukuki belge niteliği taşımadığı, Sağlık Uygulama Tebliğinin (3.3.) numaralı maddesine göre, Kurum ile sözleşmeli vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşları, SUT ve eklerinde yer alan sağlık hizmetleri işlem bedellerinin tamamı üzerinden Kurumca belirlenen oranı geçmemek kaydıyla kuruma fatura edilebilen tutarlar esas alınarak kişilerden ilave ücret alabileceği, hasta ve hasta yakınlarından fazla ilave ücret alındığına dair bir şikayet olduğuna dair bir tespit bulunmadığı, davalı Kurumun iddialarını destekleyici somut delileri ortaya koyamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.04.2018 tarihli ilamıyla; davalı Kurumun davacıya 22.08.2013 tarihli cezai şart bildirimine ilişkin yazısında belirtilen Sayıştay Başkanlığının 2011 Taslak Denetim Raporu ve 2012 yılı Denetim Raporları getirtilerek, hangi hastadan ne kadar ilave ücret alındığının ve davacı hastanenin ilave ücret alınan bu hastalardan taahhütname alıp almadığının tespit edilmesi ve gerekirse yeniden uzman bir heyetten gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 13.04.2022 tarihli kararıyla; Sayıştay Başkanlığının 2011 yılı Taslak Denetim Raporlarının pilot uygulama aşamasında kaldığı, gerekli kontrol ve süreçlerden geçerek Sayıştay Denetim Raporuna dönüşmediğinin anlaşıldığı, alınan bilirkişi heyet raporunda da davacı hakkında tesis edilmiş olan cezai şartın yerinde olmadığının rapor edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairemizin 07.06.2022 tarihli ilamıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının hangi işlemler için hastalardan ne kadar tutarda fazla ilave ücret aldığı bilgisinin görülemediği, davalı Kurumca uygulanan cezai şartın gerekçesi görülemediğinden davalının tesis etmiş olduğu cezai işlemin yerinde olmadığı şeklinde görüş bildirildiği, ancak bu raporda davalının 19.07.2013 tarihli yazı ekinde sunduğu 159 hastaya ait belgelerin incelenmediği, davalı tarafça buna dair itiraz dilekçesi sunulduğu halde Mahkemece bu itirazların yerinde olup olmadığına dair ek rapor alınmayarak, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça 25 hasta dışındaki hastalara ilişkin cezai işlemin yersiz olduğuna dair bilgi ve belgelerin sunulmamış olduğu gerekçesiyle, ilk karara karşı davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmadığı gibi davacı tarafça davalının dava tarihinden evvel temerrüde dürüşüldüğünün ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 7.383,47 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; Kurum işlemlerinin yasal mevzuat çerçevesinde uygulandığını, ek bilirkişi raporuna ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, davacının açtığı davayı ispatlayamadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili, davalı Kurumun cezai şart uygulamadan önce SUT sözleşmesine aykırılığı net bir şekilde tespit etmesi gerektiğini, Sayıştay raporunda fazla ilave ücret alındığında dair herhangi bir tespitte bulunulmadığını, 2011 yılında yapılan denetim ve raporlama çalışmalarının pilot aşamasında kaldığını, cezai şartın usulünce uygulanması gerektiğini, emsal kararın dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından uygulanan ve davacının alacağından mahsup edilen cezai şart bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.