Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/81 K.2025/3622

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/81 📋 K. 2025/3622 📅 30.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/81 E.  ,  2025/3622 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/634 E., 2024/2571 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/276 E., 2021/682 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurumun 18.12.2013 tarihli yazısı ile müvekkilinin eczanesi hakkında 21.06.2013 tarih ve 209951/SRŞ/01 sayılı soruşturma raporu uyarınca 168 adet reçetenin hasta ifadeleri ile içerik olarak sahte olduğunun belirlendiği ve söz konusu reçetelerde Sağlık Uygulama Tebliğinin (3.2) maddesine aykırı işlem yapıldığı, 46 adet reçetede hak sahiplerinden ilaç katılım payı tahsil edilmediği, 3 adet reçetenin arkasında yer alan reçete muhteviyatı ilaçların hasta veya yakınına teslim edildiğine dair imzanın hasta veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı, 5 adet reçetede ise yer alan ilaçların bazılarının hak sahibine veya yakınına teslim edilmemesine rağmen Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle, toplam 730.388,06 TL para cezası uygulandığı ve borç tahakkuk ettirildiğinin bildirildiği, Kurum işleminin Protokol ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; Kurum işlemin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli kararıyla; davaya konu yazılı olarak uyarılma ve cezai işlem uygulanmasına dayanak olan 21.06.2013 tarih ve 209951/SRŞ/01 sayılı soruşturma raporu, ceza yargılamasında belirlenen hususlar, 2009 ve 2012 yıllarına ait Eczane Protokolleri, Sağlık Uygulama Tebliği ilgili hükümleri ile Kurum kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğu, ilaç almak için eczaneye gelen hasta veya yakınının getirdiği reçete karşılığında ad, soyad, telefon numarası ve imza alınmak suretiyle reçetedeki ilaçların karşılanması gerektiği, eczacının reçete içeriğinin doğru olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığı, bu nedenle davalı Kurum tarafından davacıya uygulanan yazılı olarak uyarılma ve cezai şartın yerinde olmadığı, 46 adet reçete atlatma işlemi nedeniyle uygulanan cezai işlemin ise yerinde olduğu, davacı hakkında kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e maddesi uyarınca açılan dava derdest ise de bu davanın sonucunun beklenilmesinin davaya katkı sağlamayacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun 18.12.2013 tarihli yazısı ile 168 adet reçete bedeli 59.717,59 TL, 20.823,75 TL yasal faiz ve 597.175,90 TL cezai şart bedeli olmak üzere 677.717,24 TL, 3 adet reçete bedeli 980,81 TL, 412,28 TL yasal faiz ve 4.904,05 TL cezai şart bedeli olmak üzere 6.297,14 TL, 5 adet reçete bedeli 1.922,24 TL, 623,98 TL yasal faiz ve 9.612,70 TL cezai şart bedeli olmak üzere 12.159,22 TL, toplamda 696.173,60 TL borç tahakkuku ve yazılı uyarılma işleminin iptaline, 46 adet reçete bedeli 15.902,95 TL, 5.210,71 TL yasal faiz ve 12.912,05 TL tahsil edilemeyen ilaç katılım payı bedeli cezai şart olmak üzere toplam 34.214,46 TL borç tahakkuk işleminin iptali isteğinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2018 tarihli kararıyla; cezai işleme konu reçetelerden 14 tanesi ile ilgili olarak aralarında davacının da sanık olduğu kişiler hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan Hatay 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/244 E. sayılı dosyasında açılan kamu davasının derdest olduğu, hukuk hakiminin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak mahkumiyet ve tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğu nazara alınarak davacı hakkında açılan kamu davasının sonucunun beklenmesi gerektiği, reçetelerde dahili olduğu veya reçeteleri aldığı belirtilen ... ve ... hakkında Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/354 E. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından dava açıldığı ve davanın derdest olduğu, Kurumun işleme dayanak yaptığı reçetelerin hangilerinin bu ceza davasına konu edilip edilip edilmediği araştırılarak, konu olması halinde dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği, 2009 yılı Eczane Protokolünün (6.3.3) maddesi uyarınca cezai işlem uygulanan davacı hakkında 2016 yılı Protokolü hükümlerinin değerlendirilmediği, muayene katılım payı alınmadığından 2009 yılı Protokolünün (6.3.12) ve (4.3.6) maddelerine göre işlem tesis edilen 46 reçete ile ilgili kararda bu işlemin reçete atlatma olarak nitelendirildiği, 2016 Protokolünün (5.3.14) maddesinde reçete atlatma işleminin, muayene katılım payı alınmamasının ise (5.3.6) maddesinde düzenlendiği, yaptırımlarının farklılık arz etmesine karşın kararda reçete atlatma işlemi olarak kabul edildiği, Protokollerde yapılan değişiklik uyarınca 2016 yılı ve özellikle 01.04.2016 yılı Protokollerinin ilgili hükümlerinin değerlendirilmediği, sahte reçetelerin davalı Kuruma fatura edilmesinde davacının kusuru olmasa bile sahte reçete bedelinin davacıya ödenmesinin mümkün olmadığı, davacının sahte reçete bedelini ve faizini ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebileceği, zira üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı halde sahte reçete bedelleri ve faizleri yönünden de davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 168 adet sahte olduğu tespit edilen reçetelerden 14 adedinin iddianame konusu yapıldığı ve davacının sanık olarak yargılandığı Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/244 E. sayılı dosyasında hakkında beraatine dair verilen kararın kesinleştiği, karara göre davacının sahtecilik fiiline iştirakinin bulunmadığı, bu nedenle davacı hakkında 2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.10) ve (4.3.6) maddeleri gereğince tahakkuk ettirilen 597.175,90 TL’lik cezai şart bedelinin talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, ancak reçete bedeli ve işlemiş faiz yönünden davalı Kurumun sorumluluğunun bulunmadığı, Protokolün (5.3.6) ve (4.3.6) maddeleri gereğince tahakkuk ettirilen 46 adet reçete bedeli, işlemiş faizi ve cezai şart yönünden katkı payı alacağının ödendiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, kaldırma ilamında belirtilen sonraki tarihli Protokol hükümlerinin uygulanmasına yönelik bilirkişi raporu doğrultusunda buna yönelik talebin kısmen kabulünün gerektiği, 2009 yılı Protokolünün (6.3.3) maddesine göre işlem tesis edilen 3 adet reçete ve (6.3.10) maddesine göre işlem tesis edilen 5 adet reçete ile ilgili bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere uygulanan işlem yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun 18.12.2013 tarihli yazısı ile 168 adet reçete bedeli yönünden hesaplanan 597.175,90 TL cezai şart bedeli, 3 adet reçete bedeli 980,81 TL, 412,28 TL yasal faiz ve 4.904,05 TL cezai şart bedeli olmak üzere 6.297,14 TL, 5 adet reçete bedeli 1.922,24 TL, 623,98 TL yasal faiz ve 9.612,70 TL cezai şart bedeli olmak üzere 12.159,22 TL, toplamda 615.632,26‬ TL borç tahakkuk işleminin iptaline, 46 adet reçete bedeli 15.902,95 TL, 5.210,71 TL yasal faiz ve 12.912,05 TL tahsil edilemeyen ilaç katılım payı bedeli cezai şart olmak üzere toplam 34.214,46 TL borç tahakkuk ve yazılı uyarı işleminin ve 168 adet reçete bedeli 59.717,59 TL ve 20.823,75 TL yasal faiz işleminin iptali isteğinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece kaldırma kararında belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak bilirkişi asıl ve ek raporları alındığı, anılan bilirkişi raporlarının denetime açık ve dosya kapsamına uygun olduğu, Mahkemece Protokollerde yapılan değişiklik uyarınca 2012 yılı ve özellikle 01.04.2016 yılı Protokollerinin ilgili hükümlerinin değerlendirildiği, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkili aleyhine tesis edilen yaptırıma dayanak olarak uygulanan 2012 yılı Protokolünün (4.3.6) maddesinin yanlış değerlendirildiğini, 46 adet reçete bedeli, işlemiş faizi ve cezai şart yönünden Mahkeme tarafından güncel Protokolde yer alan lehe değişikliklerin değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; müvekkil Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan ceza işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından 2009 yılı Eczane Protokolü uyarınca davacı hakkında uygulanan kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun denetime elverişli olup, İlk Derece Mahkemesince alınan tanık beyanları ile bir kısım reçeteler yönünden davalı Kurum işleminin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Bir mahkeme hükmünde, Mahkeme kararının asli unsurlarından olan gerekçenin de kısa karara uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Buna göre, gerekçe hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasaya açık aykırılık oluşur.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde; davalı Kurum tarafından Protokolün (5.3.6) ve (4.3.6) maddeleri gereğince tahakkuk ettirilen 46 adet reçete bedeli, işlemiş faizi ve cezai şart yönünden katkı payı alacağının ödendiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, kaldırma ilamında belirtilen sonraki tarihli Protokol hükümlerinin uygulanmasına yönelik bilirkişi raporu doğrultusunda buna yönelik talebin kısmen kabulüne karar verildiğinin belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında 46 adet reçete bedeli 15.902,95 TL, 5.210,71 TL yasal faiz ve 12.912,05 TL tahsil edilemeyen ilaç katılım payı bedeli cezai şart olmak üzere toplam 34.214,46 TL borç tahakkuk ve yazılı uyarı işleminin iptali talebinin reddine karar verilmek suretiyle, hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.