Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4048 K.2025/3621
3. Hukuk Dairesi 2024/4048 E. , 2025/3621 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2259 E., 2024/1472 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/182 E., 2023/302 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'a ... Devlet Hastanesinde konulan bağırsak tıkanıklığı teşhisi sonrasında davalı hastaneye götürüldüğünü, burada davalı doktor ... tarafından yapılan muayene ve ultrason tetkiki sonunda bağırsak tıkanıklığına neden olan çamurlaşmanın giderilmesi için hemen cerrahi müdahale yapılabileceğini ve risk taşımadığının söylendiğini, müteveffanın ameliyata alındığı, ameliyat sonrasında davalı doktor ... ameliyatın başarılı geçtiğini, hastanın durumunun iyi olduğunu beyan ettiğini, ancak daha sonra müvekkillerine operasyon sonucunda hastanın bağırsağında yırtık oluştuğunu, yırtığın yeri itibariyle tekrar operasyon yapılamayacağını belirterek ilaç tedavisine başlandığının bildirildiğini, tedavi süresince hastada birçok komplikasyon gelişmesine ve durumunun kötüye gitmesine rağmen davalılar tarafından her seferinde durumun iyiye gittiğinin söylendiğini, süreç sonunda müvekkillerinin murislerini kaybettiklerini, vefatın hekim hatası ve operasyon sonrasında yanlış müdahaleler sonucunda meydana geldiğini ileri sürerek; tedavi masrafları, cenaze masrafları, yol masrafları ve destekten yoksun kalınan bedeller için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, her bir müvekkili için ayrı ayrı 50,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL maddi, her bir müvekkili için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın operasyon tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Sağlık Hizmetleri vekili; davaya konu olayda müvekkili hastanenin kusurunun bulunmadığını, davacıların tazminat talebini dayandırdıkları olguların komplikasyon niteliğinde olduğunu ve olayda kötü tıbbi uygulama bulunmadığını, davacıların tedavi süreci ve muhtemel riskler bakımından bilgilendirildiklerini, bu durumun davacı ... tarafından imzalanan Hasta Bilgilendirme ve Onom Formu ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar ... ve ... vekili; davacıların yakındıkları tüm hususların komplikasyon niteliğinde olması nedeniyle müvekkillerine yükletilebilecek bir kusur bulunmadığını, gerek hastanın gerekse davacıların tedavi süreci ve muhtemel riskler bakımından bilgilendirildiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi kurulu raporları ve dinlenen tanık beyanlarına göre Gastroentereloji Uzmanı Doç, Dr. ...'ın uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası dönemde başlanan ilaçların ve uygulanan tedavilerin tıbben doğru olduğu, dolayısıyla Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. ...'nin uygulamalarının da tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, dosyada davalı konumunda olmayan doktorun mesleği gereği özen sorumluluğuna aykırı davranarak zararın oluşmasına etki ettiği, yine davalı hastanenin de adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 160.000,00 TL manevi ve 400,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi ... Şubesinden alınarak davacılara eşit olarak ödenmesine, davalılar ..., ... ve ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi Trabzon ... Şubesine açılmış olan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince hangi rapora itibar edildiği açıkça yazılmamış ise de gerekçe içeriğinden ATK 8. İhtisas Kurulundan aldırılan 23.02.2022 tarihli rapora göre davanın kısmen kabulüne karar verildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece hangi rapora itibar edildiğinin açıkça ve gerekçeleriyle ortaya konulmadığı gibi ATK 3. Üst Kurulu tarafından sunulan rapor karşısında ATK 8. İhtisas Kurulu tarafından sunulan rapora itibar edilmesinin hukuki izahının da yapılmadığı, aldırılan tüm raporlar incelendiğinde raporlar arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkiyi giderecek nitelikte bir rapor bulunmadığı halde bu eksiklik tamamlanmadan karar verildiği, bu hususlar dikkate alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve somut olayda tıbbi kötü uygulama bulunup bulunmadığı, komplikasyon gelişip gelişmediği hususlarında rapor sunulmak üzere 04.06.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporununu alındığı, aldırılan bilirkişi raporunda diğer raporların değerlendirilerek, bilimsel izahat yapıldığı ve neticede davacılar murisinin ölümüne sebep olan hususun ERCP işlemi sonrası gelişen komplikasyon olduğu, teşhis ve tedavi aşamasında herhangi bir kusur tespit edilmediği, komplikasyon yönetiminin usulünce yapıldığının belirtildiği, raporun somut olayla uyumlu, raporlar arasındaki çelişkiyi bilimsel görüşlerle gideren, uyuşmazlığın esasını çözer mahiyette ve denetime elverişli olduğu, netice olarak davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan tedavi sürecinde teşhis ve tedavi kusuru bulunmadığı, ölümün komplikasyon sonucu gerçekleştiği, komplikasyon yönetiminin usulünce yapıldığı, aydınlatma yükümlülüğünün usulünce yerine getirildiği, bu haliyle davalıların meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin istinaf başvurusu bakımından ise İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisinin vefatının komplikasyona bağlı olarak gerçekleştiği tespitinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte böyle bir durumun kabulü halinde dahi usulüne aydınlatılmış rızanın alınmadığını, onam formunda işlemin başarı olasılığı hakkında bilgi kısmının tamamen boş bırakıldığı, hastaya bu hususta bir bilgi verilmediği ve onayının alınmadığını, onam formunda hastanın karşılaşmış olduğu komplikasyon olan bağırsak delinmesinin meydana gelmesi halinde uygun tedavi yönteminin cerrahi girişim olduğunun açıkça belirtilmesine rağmen hastaya cerrahi müdahale yapılmayıp ilaçlarla tedavi edilmeye çalışıldığını, Mahkemece aldırılan raporlarda birbirinden farklı bir hususta değerlendirme yapıldığını, raporlara karşı taraflarınca sunulan itirazların karşılanmadığını, taraflarınca yapılan şikayet neticesinde ... Şubesinde görevli dava dışı doktor ...'ın tıbbi uygulama hatasının bulunduğu gerekçesiyle Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/732 E. sayılı dosyasında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, davalı Hastanede çalışan dava dışı doktorun mahkumiyetine karar verilmişken çalışmış olduğu hastanenin kusurlu olmadığından bahsedilemeyeceğini, ERCP işlemi sonrası hastayı gözetim altında tutması gereken davalı doktorların da bu hususta kusurlu olduğunun açık olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davacılar vekilinin davalı hastaneye yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince aldırılan 06.03.2020 tarihli bilirkişi kurul raporunda; ERCP işlemi sonrasında ortaya çıkabilecek olan ve komplikasyon olarak değerlendirilen gastrointestinal sistem perforasyonlarının medikal olarak izlenebileceği gibi cerrahi müdahale de gerektirebileceği, medikal takipte perforasyonun yeri, kişinin sağlık verileri, sağlık merkezinin yoğun bakım ünitesinin bulunup bulunmadığı, gastrointestinal cerrahi ekibinin bulunup bulunmadığı gibi durumların önem arz ettiği, ERCP işleminin yapıldığı hastanede yoğun bakım ünitesinin olduğu, ancak işlem tarihi itibariyle dolu olduğunun belirtildiği, yine 27.10.2021 tarihli bilirkişi kurul raporundaki muhalif düşünce notunda; perforasyon ve pankretit gelişiminin ERCP sürecinde olası komplikasyonlar içerisinde yer aldığı, bununla beraber 73 yaşında işlem sonrası perforasyon ve pankreatit gelişmiş bir hastanın yüksek riskli kategoride yer aldığı, bu hastanın işlemden hemen sonra yoğun bakım ünitesine alınıp orada takip edilmesi yoluna gidilmesinin doğru bir yaklaşım olduğu, hastada çoklu organ yetersizliği ve septik şok tablosu geliştikten sonra yoğun bakıma alınmasının süreci geri çevirmekte yetersiz kaldığı, yoğun bakımın sadece kötüleşen hastaların izlenmesi için değil kötüleşme potansiyeli taşıyan ve yakın takibi gerektiren hastalar için de düşünülmesi gerektiği, hastanın ileri yaşı, gelişen komplikasyonların ağırlığı ve olası ek hastalıkları da dikkate alındığında sonucun kötü seyretmesinin yüksek olasılı olduğu, olayda tıbbi açıdan başından itibaren hastanın müdahale imkanlarının da olduğu bir yoğun bakım ünitesine alınmamış olmasının uygulamadaki ana eksikliği oluşturduğu tespit edilmiştir.
O halde Mahkemece; yukarıda açıklanan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, davalı Hastanede ERCP işlemi uygulanan hastanın, ileri yaşı ve olası komplikasyon riski dikkate alınarak gerekli ve yeterli tedavi ortamı sağlanıp sağlanmadığı, işlem sonrası komplikasyon gelişen ve yüksek riskli kategoride yer alan hastanın tedavisinin yoğun bakım ünitesinde yapılmaması nedeniyle davalı Hastanenin organizasyon ve yönetimde kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.