Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3224 K.2025/3586
3. Hukuk Dairesi 2024/3224 E. , 2025/3586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2459 E., 2024/1178 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/420 E., 2023/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 05.01.2012 tarihli ücret sözleşmesi imzalandığını, davalıların 17.05.2007 tarihinde müvekkili site yönetimi adına Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 2009/527 E. sayılı dosyasıyla ... aleyhine dava açtıklarını, Mahkemece site yönetimi haklı bulunarak 1.154.957,00 TL alacağa hükmedildiğini, davalı vekillerin dava ve ıslah dilekçelerinde faiz talebinde bulunmadıklarını, davanın ıslah edildiği tarihten karar tarihine kadar 185.109,00 TL faiz alacağından mahrum kaldıklarını, hükmedilen alacak icra takibine konu edilerek davalılar tarafından icra dosyasından 14.06.2012 tarihinde 1.303.881,10 TL çekildiğini, davalıların çektikleri bu paradan toplam 214.428,94 TL akdi ve karşı vekalet ücreti ve bu vekalet ücretlerine işlettikleri faiz olmak üzere toplam 217.027,00 TL'yi tevkif ederek, müvekkiline 1.077.776,00 TL ödemede bulunduklarını, taraflar arasında imzalanan ücret sözleşmesi gereği davalı avukatların vekalet ücretini tahsil edemeyeceklerinden bahisle müvekkili tarafından 21.06.2012 tarihinde davalı avukatlara ihtarname gönderildiğini, davalıların ibraname karşılığında paranın banka hesabına yatırılacağı konusunda ısrarcı olduklarını, 1.077.776,00 TL'nin 19.06.2012 tarihinde ibraname başlıklı belge imzalanmak suretiyle tahsil edildiğini, ibranamenin "kanuni hakları saklı tutulmak" şartıyla imzalandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 214.428,94 TL vekalet ücreti, 2.598,02 TL vekalet ücretine işletilen faiz tutarı ve davanın ıslahı ile karar tarihi arasında yoksun kalınan 185.109,00 TL faiz olmak üzere toplam 402.136,00 TL alacağın davalılardan faiziyle birlikte tahsilini, vekalet ücreti ve buna işletilen faizler yönünden davalılara keşide edilen 21.06.2012 tarihli ihtarname tarihinden itibaren, faize ilişkin talep yönünden ise ıslah tarihi olan 10.03.2010 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... kendi adına asaleten, davalı ...'ya vekaleten sunduğu cevap dilekçesinde; faiz zararına ilişkin alacağın Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi gereği zamanaşımına uğradığını, Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 2009/527 E. Sayılı dosyasının 20.12.2011 tarihli karar duruşmasında faiz talebinin reddedildiğini, davacı Site Yönetimi başkanının duruşmada hazır olduğunu, bu tarih itibariyle uğradıklarını iddia ettikleri zararı öğrendiklerini, davacı Yönetimin başkanının gerekçeli kararı okuduğunu, temyiz etmek istemediğini bildirir ve kararın icraya konulmasını talep eder bir yazı verdiğini, işbu kararın 12.01.2012 tarihinde icraya konulduğunu, zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıldan fazla bir süre geçtiğini, davacı kararın temyiz edilmemesini istediğinden zarara bizzat davacının yol açtığını, 14.06.2012 ve 19.06.2012 tarihli ibranameler ile alacağın tamamının 1.077.766,00 TL olduğunun kabul edildiğini ve davalı avukatların ibra edildiğini, imzalanan ibranameler kapsamında davacının alacağının bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan ücret sözleşmesinde aylık ücretin 400,82 TL olduğu belirlenmiş olup, yıllık ücretin 4.809,84 TL'ye isabet ettiğini, kanuni vekalet ücretinin avukata ait olduğunu, davacının gönderdiği 21.06.2012 tarihli ihtarnamede kanuni vekalet ücretinin talep edilmediği ve akdi vekalet ücretinin de miktarı belirtilmediği için temerrütün oluşmayacağını, faize yönelik talep yönünden de ihtar gönderilmediği için temerrütün dava tarihi itibariyle oluşacağını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise; taraflar arasında imzalanan 05.12.2012 tarihli ücret sözleşmesinin 1 yıl için yapıldığını, fesih isteğinin sözleşme tarihinin bitmesinden en az 1 ay önce yazılı olarak bildirilmesi gerekirken, davacı-karşı davalının fesih talepli ihtarnamesinin 10.01.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, sözleşme hükümlerine göre fesih haksız olduğundan sözleşmenin 1 yıl daha uzatılmış sayılacağını ve davacı-karşı davalının 1 yıllık ücret karşılığı olan bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, haksız azil söz konusu olduğundan bu tarihten önce sonuçlandırılan ve fesih tarihi itibariyle takip edilmekte olan dava ve icra takipleri gereğince lehine vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt tarih olan 30.01.2013 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 05.01.2012 tarihli "Ücret Sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmenin aylık ücret karşılığı hukuki yardım taahhüdü içeren müşavir avukatlık sözleşmesi olduğu, sözleşmede her türlü danışmanlık ve her türlü dava dosyası için aylık 400,82 TL ücret ödenmesinin öngörüldüğü, davacı tarafından ... . Noterliğinin 09.01.2013 tarihli ve ... sayılı işlemi ile: "... . Noterliğin ... yevmiye nolu 21 Haziran 2012 tarihli ihtarı ile tarafınızdan haksız olarak el konulan miktarın iadesi istenmiş olup sözle beyan ile bu kesintinin vekalet ücreti kesintisi olduğu beyanınız üzerine" denilerek sözleşmenin feshedildiği, davacıların icra tahsilatından fazla kesinti yapıldığı iddiasını içeren ihtarnameye davalıların cevabi ihtarnamesinde, kanuni vekalet ücretleri dışında fazla kesinti yapılmadığı beyan edilerek 107.214,47 TL'lik kesintiden söz edilmediği ve gerekçesinin açıklanmadığı, akdi ücretin kesilmiş olmasının sözleşmeye aykırı olduğu, davalıların 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde ifade edilen özen borcuna uygun davranmadıkları, davalıların davacıdan habersiz ve sözleşmeye aykırı olarak 107.214,47 TL kesinti yapmasının iş sahibi davacı tarafın davalılara olan güven duygusunu sarsacak boyutta değerlendirilmesi gerektiği, vekillik görevini yerine getirirken kusur ve ihmal teşkil eden, özen borcuna aykırı bir işleminin bulunması sebebiyle sözleşmenin feshinin haklı olduğu, 14.06.2012 tarihli "Talimat Belgesidir" başlıklı belge ve 19.06.2012 tarihli "ibraname" başlıklı belgeler, Yargıtay Kararlarında belirtilen özellikleri taşımadığından ibra değil makbuz olacağı, ibraname olarak değerlendirilemeyeceği, davalıların akdi vekalet ücreti olarak kestiği 109.279,36 TL'nin davacı tarafça talep edilebilecek alacak olduğu, Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 2009/527 E. 2011/1012 K. sayılı dosyanın karar duruşmasına davalı Avukat ... ile birlikte asıl sıfatı ile ... 'ın da katıldığı, kısa kararda faiz talebinin reddine karar verildiği ve tarihsiz "Belgedir" başlıklı belgede "Ankara 2. Tüketici Mahkemesi'nin 2009/527 E.- 2011/1012 K. nolu ilamını okudum, temyiz etmek istemiyoruz. Kararın icraya konulmasını talep ediyoruz. ... Sitesi Yönetimi adına ... (...)" denilmiş olması nedenleriyle, ıslah yapılırken faiz talep edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan meblağa ilişkin faiz alacağının talep edilemeyeceği, karşı dava yönünden; fesih haklı olduğundan, fesih tarihinde kesinleşen dosyalar nedeniyle muaccel olan ücret alacağının toplam 900,00 TL olduğu, fesih tarihinde muaccel olmayan maaş ve diğer dosyalara ait ücretlerin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, ıslah yapılırken faiz talep edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan meblağa ilişkin alacak isteminin reddine, davalı tarafça akdi vekalet ücreti olarak kesilen 109.279,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, karşı taraf vekalet ücreti ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 900,00 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı ... kendi adına asaleten, davalı-karşı davacı ...'ya vekaleten istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime elverişli ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, sözleşmenin feshinin haklı olduğu, davalı tarafça akdi vekalet ücreti olarak kesilen 109.279,36 TL'nin davacı tarafça talep edilebileceği, ıslah yapılırken faiz talep edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan meblağa ilişkin faiz alacağının bulunmadığı, karşı davada; fesih tarihinde kesinleşen karar nedeniyle muaccel olan ücret alacaklarının hesaplandığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı ... kendi adına asaleten, davalı-karşı davacı ...'ya vekaleten temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalıların hatalı işlemleri sonucu müvekkilinin faiz alacağını alamadığını, müvekkili Site Yönetiminden ...'ın duruşmaya katılmış olmasının müvekkilinin alacağını ortadan kaldırmayacağını, yöneticinin faizin talep edilip edilmediğini o sırada bilebilecek durumda olmadığını, "belgedir" başlıklı temyiz etmemeye dair belgeyi de kabul etmediklerini, davalıların müvekkiline yeteri kadar bilgi vermeksizin, icra takibi yapılması için talimat almak için kendi lehlerine belge almaya çalıştıklarını, müvekkilinin zararının temyiz ile de giderilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkilinin alacağını davalının kusurlu işlemi neticesinde tamamen kaybettiğini, azlin haklı olduğunun anlaşılmış olmasına rağmen davalı avukatlara kanuni vekalet ücretinin verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı dava yönünden ise; azil haklı olduğundan davalıların müvekkilinden alacaklı olmadığını, davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı ... kendi adına asaleten, davalı-karşı davacı ...'ya vekaleten sunduğu temyiz dilekçesinde; yapılan hesaplamalar yönünden alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda akdi vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, cezaevi harcı, damga vergisi gibi kesintilerin eksik hesaplandığını, ... Başkanlığının davalıların kusurunun bulunmadığına ve ibranamenin geçerli olduğuna yönelik kararının değerlendirilmediğini, azil haksız olduğundan karşı davanın tamamının kabul edilmesi gerektiğini, işverene aylık danışmanlık hizmeti de verildiğini, takip edilen diğer dava dosyalarının tamamının lehe sonuçlandığını, avukatlık ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamayacağından, akdi vekalet ücreti talep etme haklarının olduğunu, para icra dosyasından çekilmeden Site Yönetim Kurulundan talimat alındığını, davacı alacaklının dosyadaki alacağının 1.077.766,00 TL olduğunu bizzat beyan ettiğini, ikinci ibranamenin ise 19.06.2012 tarihli olduğunu, miktar konusunda sorun olsaydı derhal azledilmeleri gerektiğini ve dosyadan davalıların para çekmelerinin de engelleneceğini, ibranamelerin geçerli olduğunu, davacı kesintinin vekalet ücreti olduğunu bildiğini kabul ve ikrar ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için taraflar arasında vekalet ücretinin miktarı konusunda bir anlaşmazlık olduğu düşünülse bile bunun haklı azil için bir sebep olamayacağını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada; vekalet hizmetinin özenle ifa edilmediği iddiası ile açılan tazminat ve avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacak, karşı dava ise; akdi ve karşı vekalet ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasında imzalanan 05.01.2012 tarihli "Ücret Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 6. maddesinde; "Yapılacak işlerin karşılığı olarak aylık 400,82 TL ücret Hukuk Bürosuna ödenecektir. Ücret işlemeden peşin olarak ödenecektir." denildiği, davalı avukatlara takip edilen dosyalar yönünden ayrıca bir akdi vekalet ücreti ödeneceğine dair sözleşmede düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmede belirtilen ücretin takip edilen dosyalar nedeniyle ödenmesi beklenen akdi vekalet ücretini de kapsadığı, davalılar tarafından ücret sözleşmesinde kararlaştırılmayan akdi vekalet ücretinin davacı Site Yönetiminden habersiz şekilde kesilmiş olmasının sözleşmeye aykırı olduğu ve bu hususun haklı fesih sebebi olduğu, avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulünün gerektiği, Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesine göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmayıp, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davalı avukatların azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı avukatlara azil tarihi itibariyle kesinleşen dosyalardan dolayı karşı vekalet ücretlerinin verilmesinin yerinde olduğu, davalıların müvekkili olan davacıya vekil olarak hesap verirken; güven, iyiniyet kurallarına uygun davranmaları gerektiği, bu nedenle verilen hesabın açık, anlaşılabilir, güvenilebilir olması gerektiği, vekilin verdiği hesabı müvekkil tasvip ederken sonucundan emin olması gerektiğinden bu haliyle ibranameye itibar edilemeyeceğinin kabul edildiği ve ihtirazi kayıt konularak imzalanan 19.06.2012 tarihli "ibraname" başlıklı belgenin makbuz olarak değerlendirildiği, tüm dosya kapsamından Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 2009/527 E. sayılı dosyasında davalı avukatlar tarafından ıslah yapılırken faiz talep edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan meblağa ilişkin faiz alacağının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacı ... ve davalı-karşı davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.