Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1896 K.2025/3084
3. Hukuk Dairesi 2024/1896 E. , 2025/3084 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2172 E., 2024/481 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/412 E., 2022/324 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat Harun Uslu'nun sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl; Giresun İcra Dairesinin 2018/30730 E. sayılı takip dosyasında borçlu taraf olduğunu, dava dışı Türkiye İş Bankasından 2014 yılında kullandığı kredi taksitlerinin ödenmediği gerekçesiyle bankanın 05.09.2017 tarihinde 2.037,58 TL'lik bakiye tutarı takip hesaplarına intikal ettirdiğini, banka ile 15.09.2017 tarihli protokol düzenlendiğini ve protokol kapsamında ödemeler yapmasına rağmen banka tarafından takibe konu edilen krediler nedeniyle aleyhine başlatılan takibin itirazı üzerine 30.10.2017 tarihinde durduğunu, alacaklı banka avukatı tarafından 15 taksitli ödeme planı sunulduğunu, banka avukatının istemiyle takipten şartlı vazgeçme şerhiyle takibe yaptığı itirazından vazgeçme dilekçesi verdiğini ve takip alacaklısı vekilinin verdiği hesaba 15.05.2018-15.01.2019 tarihleri arasında 600,00 TL'lik taksitler halinde toplam 3.000,00 TL ödediğini, ancak yapılan ödemelerin icra takip dosyasına aktarılmadığını, alacaklı vekilinin 30.05.2019 tarihli haciz talebinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, daha sonra alacaklı vekilince 30.01.2020 tarihli dilekçe ile haciz talebinin yenilendiğini ve icra müdürlüğünce 30.01.2020 tarihinde çalıştığı üniversiteye haciz müzekkeresi yazılması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatılarak savunmasının alınması sebebiyle saygınlığının rencide edildiğini, icra müdürlüğüne verdiği borca ve takibe itirazının devam ettiği hakkındaki 31.01.2020 tarihli dilekçesine karşılık icra müdürlüğünce 04.02.2020 tarihli karar ile itirazının reddine karar verildiğini, icra dairesinin verdiği kararların çelişkili ve kanuna aykırı olması sebebiyle icra müdürlüğü memurları hakkında yaptığı şikayet başvurusu üzerine Giresun İcra Hukuk Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilerek icra dosyasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 78. maddesine göre haciz isteme süresi geçmiş olduğundan maaş ve taşınmaz üzerine konan haczin kaldırılmasına, aynı Kanunun 361. maddesinin uygulanması için icra dairesince borçludan fazla para tahsil edilmiş olması veya yanlışlıkla ödeme yapılmış olmasının gerektiğine, borçlunun ancak genel mahkemede açacağı istirdat davası sonucuna göre ödediği parayı geri alabileceğine hükmedildiğini, bu kapsamda Tüketici Mahkemesinde istirdat davası açtıklarını, icra dosyasının maaşından yapılan kesintiler ve harici olarak tahsil edilen tutarların dosyaya aktarılmasıyla infazen 21.07.2020 tarihinde kapatıldığını ve maaşı ile taşınmazı üzerindeki haczin kaldırıldığını, icra müdürlüğüne yazdığı 11.05.2020 tarihli dilekçe ile Cumhurbaşkanlığı kararı uyarınca maaşından yapılacak haciz kesintilerinin alacaklıya ödenmemesi ve tarafına iade edilmesinin talep edilmesine karşılık icra müdürlüğünce talebinin reddedildiğini, icra müdürlüğünün hukuka aykırı kararlarıyla mağduriyetine sebep olunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız işlem tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın ileri sürdüğü icra dosyası kapsamındaki şikayet konuları hakkında İcra Mahkemesince inceleme yapılarak haciz isteme sürelerinin geçmesi sebebiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine hükmedildiğini, haciz isteme süresi geçmiş bulunduğundan maaş ve taşınmaz üzerine konan haczin kaldırıldığını, davacının icra müdürlüğünün hukuka aykırı işlem ve kararları nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi kayıplarının tazminine ilişkin talebinin reddedildiğini, icra dosyasındaki haricen tahsilatların alacaklı vekilince dosyaya bildirilmeden haciz işleme sürelerinin hangi tarihte başlayacağının icra müdürlüğünce bilinemeyeceğini, icra dosyasındaki borçlu tarafından verilen taahhüdün hangi tarihte ihlal edildiğinin ve haciz isteme sürelerinin başlama tarihinin tespitinin mümkün olmaması nedeniyle yapılan işlemlerde icra müdürlüğü personelinin kusurunun bulunmadığının anlaşıldığını, dava dilekçesine bakıldığında davacının alacaklı tarafla ilgili protokole uymadığı, haricen yapılan ödemeleri icra dosyasına bildirmediği gibi dosya borcuna önce itiraz ettiği, sonra da bu itirazından vazgeçtiği için aleyhine takibe devam edilmesi halinde bunun yanlış olduğuna dair dilekçeler vererek ödemeden kaçınmak istediğinin görüldüğünü, borca itirazından vazgeçmesi nedeniyle takibin devam etmesine ilişkin icra kararlarının doğru olduğunu, dava konusu işlemlerde icra müdürlüğü personelinin herhangi bir kusuru olmadığı gibi davacının somut zararının da bulunmadığını, davacının afaki beyanlarla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, zararının ne olduğu konusunda somut bilgi ve belgeye dayanmadığını, ayrıca davacı talebinin 2004 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının hukuka aykırı icra, takip ve haciz işlemleri nedeniyle memurun kusurlu davrandığı iddiasıyla tazminat talebinde bulunduğu, maddi tazminat talebinin istirdat davası ile talep edilebileceği, başkaca aşkın bir zarar var ise de zararın davacı tarafça ispatlanamadığı, davacının öğretim görevlisi olduğu, haciz yazısının çalıştığı üniversiteye gönderildiği ve her ne kadar soruşturma açılmamış ise de davacının süresinde olmamasına rağmen uygulanan hacizler nedeniyle saygınlığının zedelendiği, icra memurunun talep ve işlemlerin süresini denetlemeden itirazları reddettiği ve kusurlu davrandığına kanaat getirildiği gerekçesiyle; davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın 30.01.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı aleyhine Giresun 1. İcra Dairesinin 2017/3735 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davacının borca itirazı üzerine takibin 30.10.2017 tarihinde durduğu, davacı ile dava dışı alacaklı banka arasında 15.09.2017 tarihli protokolün düzenlendiği, davacının 17.04.2018 tarihinde uzlaşmaya vardığını beyanla itirazından vazgeçtiğini belirttiği, aynı tarihli borç taksitlendirme ve ödeme taahhüdü içerir tutanağın takip dosyasında yer aldığı, 18.02.2019 tarihinde borçlunun taksitli ödemeyi ihlal ederek temerrüde düştüğü (zira davacının da davalarda ve aşamalarda buna itirazının olmadığı), bunun üzerine dava dışı alacaklı banka vekilinin maaş ve alacaklar yönünden haciz talebinde bulunduğu, icra dairesinin 30.05.2019 tarihinde bu talebi reddettiği, alacaklı vekilinin ikinci kez haciz talep etmesi üzerine bu talebi 30.01.2020 tarihinde kabul ettiği, davacının şikayet yoluna başvurduğu, Giresun İcra Hukuk Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/38 E., 2020/215 K. sayılı ilamına göre 30.05.2019 tarihli haciz talebi bir yıllık hak düşürücü haciz talep süresini kesmediğinden, süresinden sonra verilen haciz kararının kaldırılmasına, istirdat ve tazminat talebinin reddine kesin olarak karar verildiği, davacının bu defa takip alacaklısı banka aleyhine istirdat davası açtığı, Ankara 2.Tüketici Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2020/449 E., 2022/405 K. sayılı ilamına göre davanın kabulü ile dosya hesabına fazladan yatan miktarın taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 01.11.2023 tarihli ve 2022/2325 E., 2023/2635 K. sayılı ilamına göre istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine kesin olarak karar verildiği, davacının bu davanın yanı sıra, takip alacaklısı banka aleyhine şartları oluşmadığı halde haciz talebinde bulunduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat davası açtığı, Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2020/450 E., 2022/411 K. sayılı ilamına göre maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesinin 01.11.2023 tarihli ve 2022/2327 E., 2023/2636 K. sayılı ilamına göre haksız haciz talebi yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen 1.000,00 TL maddi tazminata yönelik talep yönünden kesinlik sınırı nedeniyle istinaf isteminin reddine, haciz nedeniyle kredibilitesinin sarsılması, kredi kullanamadığı için planladığı yatırımları yapamaması hususunda somut bir zarar iddiası bulunmadığından bu tazminat talebinin reddine, ödeme taahhüdüne riayete rağmen yapılan haciz nedeniyle manevi tazminat talebinin kabulüne kesin olarak karar verildiğinin anlaşıldığı, dava dışı takip alacaklısının haciz talebinin 30.01.2020 tarihinde icra dairesince kabul edildiği, sonrasında icra dairesinin 17.07.2020 ve 21.07.2020 tarihli kararlarıyla davacının takip borcuna yönelik harici ödemelerinin alacak kaleminden mahsubu ve dosyanın infazı nedeniyle kapanması yönünde işlem tesis ettiği dikkate alındığında, 25.12.2020 tarihinde açılan dava yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72. maddede düzenlenen zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı, yine 2004 sayılı Kanunun 78/2 maddesine göre bir yıllık haciz talep süresi taahhüdün ihlal edildiği 18.02.2019 tarihinden itibaren başlayacak olup, öncesinde verilen ret talebi üzerine 30.01.2020 tarihinde tekrarlanan haciz talebinin belirlenen yasal süresi içerisinde gerçekleşmiş olduğu, her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan İcra Hukuk Mahkemesi kararında süresinde yapılmayan haciz talebinin kabulünün hukuka aykırılığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de, İcra Hukuk Mahkemesi kararları şekli anlamda kesin hüküm olup, mahiyeti itibarı ile bağlayıcı ve maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı, icra dosyasına yansımayan ve icra personelinin denetim ve sorumluluk kapsamında bulunmayan harici ödemelerin alacaklı vekilince dosyaya sonradan bildirilmesi üzerine bu ödemelerin dosya hesabına eklendiği, davacının fazla yatan parayı açtığı diğer davalar yolu ile takip alacaklısından tahsil ettiğinin belirlendiği, icra memurunun süresinde yapılmış haciz talebinin yerine getirilmesinden ve fazla ödemenin dosya hesabına talep üzerine eklenmesinden ibaret eylemleri nedeniyle davalının 2004 sayılı Kanunun 5. maddesi anlamında sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, davalı Kurum ile icra iflas dairesi görevlilerinin kusurlu, kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduklarına dair dosyada delil bulunmadığı ve 6098 sayılı Kanunun 58. maddesindeki şartların oluşmadığının anlaşılmasına göre de İlk Derece Mahkemesince davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; davacının başvurusunun reddine, davalının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı asıl; Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan değerlendirmenin aksine, dava dışı bankanın haciz talebinin kabul edilmesinin süresinde ve yerinde olmadığının kesin ve açık olduğunu, haciz isteme süresi olan bir yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak (ödeme taahhüdündeki taksit tarihlerinden biri olan ve taahhüdün ihlal edildiği tarih kabul edilen) 18.02.2019 tarihinin esas alınması ve buna bağlı olarak haciz isteme süresi olan bir yıllık sürenin haczin istendiği tarih olan 29.01.2020 tarihi itibariyle henüz dolmadığının kabul edilmesinin doğru olmadığını, zira ödeme taahhüdünün (ve takibe itirazdan vazgeçmenin) geçerli olduğu bir an için kabul edilse dahi bir yıllık haciz isteme süresinin yine de geçmiş olduğunu, ödeme taahhüdü ve icra dairesince haciz talebinin kabul edildiği 29.01.2020 tarihi itibariyle taraflarınca ve alacaklı tarafça dosyaya herhangi bir ödeme bildiriminde bulunulmadığını, "Taahhütname" kapsamında ve taksit tutarlarında bir ödeme yapılmadığı açık olup taahhüdün 15.08.2018 tarihinde ihlal edilmiş olduğunu, dolayısıyla 18.02.2019 tarihinin ihlal tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, bu haliyle de alacaklı vekili tarafından haciz talep edilen 29.01.2020 tarihi itibariyle haciz isteme süresi olan bir yıllık sürenin fazlasıyla geçtiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında "...İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının şekli anlamda kesin hüküm olduğunu, mahiyeti itibarı ile bağlayıcı ve maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı"nı ifade ederek yeniden inceleme yaptığını ancak Giresun İcra Hukuk Mahkemesinin maddi eksilmelerine sebebiyet veren hukuka aykırı, olmayan davanın karşı vekalet ücretini incelemediğini, dosyadaki bilgi ve belgeler ile icra dairesi personelinin haksız ve kusurlu fiilleri sebebiyle maddi ve manevi zarara uğratılmış olduklarını ispatladıklarını, maddi eksilmenin hesap edilmesiyle ıslah imkanı oluşturulması ile manevi eksilmelerini gidermekten uzak kalan 30.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmesinin hukuk ve adalete uygun olacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eylemi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
2004 sayılı Kanunun 5. maddesinde icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarının İdare aleyhine açılabileceği ve İdarenin kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı olduğu düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında icra görevlilerinin sorumluluğu için aranan koşullar; görevlilerin kusurlu hareket etmiş olmaları, hareketleri sonucu zarar vermiş olmaları ve zararla hareket arasında illiyet bağının bulunmasıdır.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle somut olayda tazminat şartlarının oluşmadığının anlaşılmasına göre; davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.