Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2281 K.2025/3080
3. Hukuk Dairesi 2024/2281 E. , 2025/3080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/179 E., 2023/677 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacılar ..., ..., ... vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; murisleri ...'e sağlığında prostat rahatsızlığı nedeniyle davalı hastahanede davalı doktor tarafından 03.02.2009 tarihinde kapalı lazer operasyonu uygulandığı, ameliyat sırasında murisin mesanesinde ve rektumunda yırtılmalar meydana geldiğini ve bu nedenle hayati tehlike oluştuğunu, miras bırakanın operasyon sonrası gecikmeli olarak ... Hastanesine sevk edildiğini, bu hastanede 05.02.2009 tarihinde hayatını kaybettiğini, davalıların olayda kusurlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın, davacıların her biri için 75.000,00 TL manevi tazminatın 03.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, müvekkilinin ölüm olayında kusurunun bulunmadığını, hastanın, olası komplikasyonlar konusunda ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilerek, onayı ve muvafakatının hem sözlü hem de yazılı olarak alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalı yargılama sırasında 09.10.2020 tarihinde vefat etmiş olup, mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
Davalı hastahane vekili ,olayın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.08.2012 tarihli kararıyla; mesane ve rektum yırtılması komplikasyon olduğundan maddi tazminat talebinin reddine, davalıların hastayı yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye geç sevketmesi nedeniyle kusurlu olduklarından, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ... için 5.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın 03.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davacılar ile davalı hastahane vekilleri temyiz talebinde bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 28.04.2014 tarihli ilamla; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 23.11.2011 tarihli rapora göre, sevk işleminin geç yapıldığının kesin olduğu, sevkin geç yapılması ile mütevefanın ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığının raporda kesin olarak belirlenemediği, bu nedenle raporun hüküm kurulması için yeterli olmadığı, üniversitelerin ana bilim dallarından konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek geç sevk ile ölüm arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığını gösteren denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar murisinde gelişen durumun komplikasyon olduğu, geç sevk ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varıldığının belirlendiği ve uzmanlık gerektiren hususlar için tanzim edilen usul ve kanuna uygun bulunan bilirkişi raporları doğrultusunda davalılara kusur atfedilemediği gerekçesiyle, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; 20.02.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, bağırsak hasarının operasyon anında tespit edilmesine rağmen genel cerrahi görüşünün alınıp alınmadığının bilinmediğinin belirtildiğini, öte yandan, dosya üzerinden alınan bilirkişi raporlarında, müteveffanın 3. basamak sağlık kuruluşuna geç sevk edildiği, buna mukabil ölümün müteveffanın yan hastalıkları nedeniyle meydana geldiği açıklanmış olmasına rağmen müteveffanın yan hastalıklarının birlikte ölüm hadisesini meydana getirebilecek düzeyde olup olmadığının tespit edilmediğini, dosya içerisinde yer alan belgelerde, davalı (müteveffa) doktorun, müteveffanın bağırsak hasarını operasyon anında tespit etmiş olduğu, buna rağmen operasyon anında genel cerrahi uzmanının görüşünü almadığının sabit olduğunu, böylesi bir durumda, ameliyat ertesinde hastanın durumuna çok daha hassas yaklaşılması gerekmekte iken müteveffanın sağlık kuruluşuna geç sevkine sebebiyet verildiğini ve bu suretle vefatına neden olunduğunu, davalı (müteveffa) hekimin ameliyat hakkında, lazerli ve kansız bir operasyon olacağına ilişkin anlatım ve güçlü telkinleri altında, sanki hiçbir olumsuzluk yaşanmasının mümkün olmadığını belirtmek suretiyle almış olduğu onamın geçerli olmadığını, hatalı, eksik ve Dairenin denetimine elverişli olmayan bilirkişi heyet raporlarının Mahkeme gerekçesine esas alındığını ve davanın haksız bir şekilde reddine karar verildiğini ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekimin sorumluluğundan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda; bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre hastanın otopsi raporunda da belirtildiği üzere ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatışından operasyona alınmasına kadar belirli bir süre geçtiği, fakat bu süre ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığı, hastanın mevcut klinik tablosunda 36 saat içerisinde sepsis gelişme ihtimalinin düşük olduğu, otopsi ve adli tıp raporlarında da belirtildiği üzere erken cerrahi müdahale durumunda dahi hastanın ek hastalıkları nedeniyle ölüm riskinin yüksek olduğu, davalı hekim ile ilgili gelişen durumun komplikasyon olduğu, mevcut durum ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığı tespiti yapılmış, Mahkemece de bu rapor hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Gerek maddi gerekse manevi tazminata hükmedilebilmesi için ortada hukuka aykırı bir eylem, bir zarar, bu zarar ile eylem arasında illiyet bağı ve kusur bulunmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için, sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, eylem sonucunda bir zararın da doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gereklidir. Somut olayda meydana gelen neticede davalıların sorumluluğunu gerektirecek geç sevk ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığının tespit edildiği hususu dikkate alındığında; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin davalı hastaneye yönelik tüm, davalı hekime yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usulü kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir.
Mahkemece, 09.08.2012 tarihli karar ile davacıların maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne toplamda 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline dair verilen kararın davacı ve davalı hastane tarafından temyiz edilmesi sonucu, (Kapatılan) 13 Hukuk Dairesi'nin 28.04.2014 tarihli ilamı ile hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda Mahkemece, bozma ilamında belirtildiği şekilde rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Somut olayda, anılan karara yönelik temyiz talebinde bulunmayan davalı ... yönünden karar kesinleşerek davacı lehine usulü müktesep hak oluşmuştur. Hal böyle olunca, bozma sonrası Mahkemece davacının usulü müktesep hakkını ihlal edecek şekilde tüm davalılar yönünden davanın tümden reddi şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin davalı hastaneye yönelik tüm, davalı ... mirasçılarına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin dahili davalılardan alınıp, davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.