Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2805 K.2025/2265
3. Hukuk Dairesi 2024/2805 E. , 2025/2265 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/276 E., 2023/317 K.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; asıl davada, müvekkilinin avukat olduğunu, 17 ayrı dosyada davalının vekilliğini üstlenip, yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin 10.06.2011 tarihinde haklı nedenle vekalet ilişkisini sona erdirdiğini ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle 17 adet dosya bakımından 20.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsilini istemiş, birleşen davada ise, avukat olan müvekkili ile davalı şirket arasındaki vekalet ilişkisinin müvekkili tarafından haklı nedenle istifa edilmesi suretiyle sonlandırıldığını ileri sürerek; vekalet ilişkisi devam ederken hak kazanılmış olan avukatlık ücretleri alacakları toplamının tespitini, tespit edilen meblağdan 10.000,00 TL avukatlık ücreti alacağının, yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; asıl davada vekalet ilişkisini sona erdiren istifanın haklı nedene dayanmadığını beyanla davanın reddini istemiş, birleşen davada ise vekalet ilişkisini sona erdiren istifanın haklı nedene dayanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, daha önce açılan bu dosyalara ilişkin olan asıl davada yapılan ve taraflarınca itiraz edilen bilirkişi incelemesi ile alacak miktarlarının tespit edildiğini, davacı tarafın ne belirsiz alacak ne de kısmi eda davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, en azından ek davanın bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden açılması gerektiğini, bu sebeple davanın hukuki yarar nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın asıl davada bu dosyalar için ıslah yolu ile külli tespit talep ettiğini, Mahkemece talebin reddedildiğini, davacı tarafın aynı konuda yeniden dava açamayacağını, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.01.2014 tarihli kararıyla; davacının istifası haklı ve yerinde olduğundan davacının uzman bilirkişinin raporunda belirtilen dosyalar yönünden taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL ücreti vekalet alacağının temerrüt tarihi olan 21.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı her ne kadar HMK 107/3 madde uyarınca alacağın geri kalan kısmının ıslah suretiyle tespitini talep etmiş ise de ıslah suretiyle bu şekilde tespit talep etmenin yasal olarak mümkün olmadığı, davacının neticei talebini, talep edeceği miktar itibariyle ıslah edebilecekken ıslah suretiyle alacağının geri kalan kısmının tespitine ilişkin yerinde görülmeyen talebin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 13.02.2017 tarihli ilamla; dosyada mevcut yazışmalar incelendiğinde, davacı avukatın haklı nedenle istifasını gerektirecek ölçüde, davalı müvekilden sadır bir iletinin mevcut olmadığını, buradan hareketle davacının iddiasını ispatladığının kabulünün mümkün görülmediğini, hal böyle olunca, istifanın haklı nedene dayalı olduğunun kabulü ile kurulan hükmün doğru olmadığı, Mahkemece, davacı avukatın dava konusu yaptığı 17 adet dosya yönünden istifa tarihinden önce bitirdiği işler açısından ücreti vekaletleri hakedeceği gözetilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 25.05.2022 tarihli kararıyla; 22.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda taraflar arasında imza edilen yazılı sözleşme hükümleri uyarınca tamamlanan işler ile henüz tamamlanmamış işler açısından ücret belirlemesi yapıldığı, davacının; işbu dosyalar için toplam 141.310,23 TL vekalet ücreti talep edebileceği; bu dosyalar dışında kalan ve davalının 6111 sayılı Vergi Barışı Kanunu kapsamında takipten vazgeçtiği dosyalar yönünden, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2009/269 E., 2009/8578 K. sayılı ilamında ve 2014/42108 Esas, 2015/33405 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; vekalet görevinin başladığı tarihten, davalı tarafından yasadan yararlanmak için yapılan müracaat üzerine, söz konusu davalarda "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde verilen hüküm tarihlerine kadarki süre içinde davacı avukatın davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş olduğu emek ve mesaiye karşılık hak ve nesafete uygun bir avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiği, bu dosyalar yönünden 171.749,05 TL tam vekalet ücreti hesaplaması yapıldığı, ancak vekilin emek ve mesaisine karşılık gelen avukatlık ücretinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda davacı avukatın davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş olduğu emek ve mesaiye karşılık bu dosyalar için belirlenen tam vekalet ücretinin yarısı olan 85.874,52 TL vekalet ücretine hak kazandığı, neticeten davacının, davalı şirketten 227.184,75 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğu anlaşılmakla; 22.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporu ve külli tespit talebi yönünden İstanbul BAM 36. Hukuk Dairesinin 2019/1106 E., 2021/966 K. sayılı ilamı hükme esas alınmak kaydıyla asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 07.11.2022 tarihli ilamla kararının onanmasına karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairece verilen 15.06.2023 tarihli ilamla; asıl ve birleşen davada davacının tüm, asıl ve birleşen dava davalısının sair karar düzeltme sebepleri reddedilerek, bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun sonuç kısmının 1 inci ve ikinci bölümlerindeki hesaplamalar ve özellikle ikinci bölümde hesaplanan vekalet ücreti alacağına hak nesafet gereği indirim uygulanmasında bir hata yok ise de; üçüncü bölümünde “davacının istifasından önce tamamlanmamış olmakla birlikte” başlığı altında birkısım dosyalardan da davacı lehine vekalet ücreti hesaplandığı ve neticeten bu miktarın da toplam miktara dahil edildiği, Mahkemece, istifa tarihinden önce bitmeyen işler için de davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; davalının birleşen davada külli tespit talebinin kabulüne yönelik temyiz itirazları yönünden, birleşen dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK'nın 107/3 maddesinde; "Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesinin bulunduğu, bu fıkranın ise 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile mülga hale geldiği, tamamlanmamış işlemlere yürürlüğe giren usul hükümleri derhal uygulanacağından, davacının eda davası açarak iddiasını ileri sürmesi nedeniyle ayrıca tespit davası açmasında hukuki bir yararının bulunmadığı, kaldı ki davacının asıl davasında tüm alacaklarını talep ettiği, birleşen davada ise talebini azaltır şekilde külli tespit, kısmi eda davası şeklinde talepte bulunması karşısında davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacının birleşen davada külli tespit kısmi eda talebinin kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay karar düzeltme ilamı uyarınca davacının birleşen davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun sonuç kısmının üçüncü bölümünde davacının istifasından önce tamamlanmamış olmakla birlikte başlığı altında düzenlenen Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/13 E. sayılı dava dosyası için 32.750,00 TL, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/10 E. sayılı dava dosyası için 38.300,00 TL, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/203 E. sayılı dava dosyası için 39.007,50 TL, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/236 E. sayılı dava dosyası için 6.000,00 TL olmak üzere 116.057,50 TL vekalet ücret hesaplandığ, bu dosyaların istifa tarihinden önce bitmeyen işlere ilişkin olduğu, bu işler için de davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, neticeten davacının davalı şirketten 111.127,25 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL vekalet ücreti alacağının 21.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah suretiyle alacağın geri kalan kısmının tespitine ilişkin talebin ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece derhal uygulanma ilkesinin yanlış yorumlandığını, davanın açıldığı tarihteki yasal mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin takibini bitirdiği işler yönünden de vekalet ücretinin tamamına hak kazandığını, takipten vazgeçilen dosyalar açısından uygulanan indirim oranının fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacı avukatın haklı istifa iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, sözleşmedeki ücrete ilişkin hükmün tarafları bağlayacağı ve haksız istifa nedeni ile tahsil edilmeyen dosyalar yönünden ücrete hak kazanılamayacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 439. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.