Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3188 K.2025/2292

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3188 📋 K. 2025/2292 📅 21.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3188 E.  ,  2025/2292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/505 E., 2024/340 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiş; incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 maddesi uyarınca, davalı vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçelerinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalı şirket ile 28.07.2017 tarihinde ... ili ... İlçesi ... Köyü ... ada 7 ve 8 sayılı parsellerin birleşmesi ile oluşacak taşınmaz üzerinde yapılacak olan A/1 Blok 10 nolu, 3+1, 157 m2 çatı dubleks dairenin satımı konusunda anlaştıklarını ve bu konuda "Daire Satış Sözleşmesi" düzenlendiğini, daire satış sözleşmesini davalı şirket adına diğer davalı ...'nın imzaladığını, yapılan ilk arabuluculuk görüşmesinde davalı ...'nın şirketi temsil yetkisi bulunmadığını fark ettikleri için davaya dahil ettiklerini, bu sözleşmeye göre binanın 01.10.2018 tarihinde davacıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre daire bedelinin tamamının tahsil edildiğini, sözleşmede yazılı olan tarih geçtiği halde davalı şirketin daireyi davacıya teslimini yapmadığını ileri sürerek; daire satış bedeli olarak davalılara ödenen 250.000,00 TL'nin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını, sözleşmede satıcı tarafın “ ...” gözüktüğünü, sözleşmenin sonunda satıcının diğer müvekkili ... olarak yazılmış olduğunu, ...'nın diğer davalı şirketi temsil etme yetkisi olmadığını sözleşmeye konu dairenin mülkiyetinin davalı şirkete ait olduğunu, sözleşmede yer alan satış bedeli ve satış bedelinin elden ödendiğine dair kısımların üzerinin karalanmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, borcun ne olduğu, ne kadar olduğu ve ne surette ödendiğinin belli olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararıyla; sözleşmede satış bedelinin tamamının davacı tarafça davalı ...'ya elden nakit olarak ödendiğinin yazılı olduğu, davacı tarafça sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirildiği ancak taşınmazın davacı tarafa teslim edilmediği, tapuya kayıtlı taşınmazların satışı resmi şekle tabi olup taraflar arasındaki sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olduğundan geçersiz olduğu, tarafların geçersiz sözleşmeye istinaden verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri isteyebileceği, dolayısıyla davalı tarafça ödenen 250.000,00 TL bedelin davalı ...'dan talep edilebileceği, yine sözleşmeye göre satıcının davalı şirket olduğu, davalı şirket adına sözleşmeyi diğer davalı ...'nın imzaladığı, ancak davalı şirketin 28.07.2017 tarihi itibariyle temsil ve imzaya yetkilisinin dava dışı ... olduğu, davalı ...'nın davalı şirketi temsil etme yetkisinin olmadığı, gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 250.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili ile davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 13.06.2023 tarihli ilamla; davacı vekilinin fon, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonara davaya konu sözleşme bedele ilişkin kısımların üstü çizildiği ancak şartlar başlıklı alt kısmında "Borcun tamamı tahsil edilmiştir." şeklinde yazılı olduğu, davacı taraf satış bedeli olarak 250.000,00 TL ödendiğini iddia etmiş ise de; davalı tarafın satış bedeli ve ödenen miktarın belli olmadığını savunduğu, bu durumda satış bedelinin ne olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan çizilen kısım altında yazılı miktara itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olduğu, Mahkemece, sözleşme tarihi itibariyle satış sözleşmesine konu taşınmazın rayiç bedeli bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilerek, talebi aşmayacak şekilde davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda taşınmazın sözleşme tarihi itibariyle satış değerinin 250.000,00 TL olarak belirlendiği, tapuya kayıtlı taşınmazların satışı resmi şekle tabi olup taraflar arasındaki sözleme adi yazılı şekilde yapılmış olduğundan geçersiz olduğu, tarafların geçersiz sözleşmeye istinaden verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri isteyebileceği, dolayısıyla davacının ödendiği 250.000,00 TL'yi davalı ...'dan talep edilebileceği, gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü 250.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davalı ...'nın diğer davalının yetkili temsilcisiymiş gibi intiba yarattığını, ... Noterliğinin 20.07.2017 tarihli ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde vekaletnamesine göre, inşaatın yapılacağı arazi üzerinde pay sahibi olan şahısların ... lehine inşaat işlerinin tamamından sorumlu olacak şekilde vekalet verdiklerini, vekaletname tarihi itibari ile davalı ...'nın davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, resmi işlemlerde davalı şirketi temsil ettiğini, davalı ...'nın yetki belgesini göstererek davacı ile sözleşme yaptığını, iyi niyetli davacının zararından davalı şirketin de sorumlu olduğunu, davalıların birlikte hareket ederek davacıyı aldatarak iradesini sakatladıklarını, davalı şirketin sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu beyan ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması halinde sözleşme üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı ...'nın davalı şirketi temsile yetkili olmadığını, sözleşmenin üstünün karalanmış olması nedeniyle davacı tarafın bedeli ödediğini herhangi bir yazılı delille ispatlayamadığını, sözleşme tarihi itibariyle daire mevcut olmadığından arsa payının hesaplanması gerektiğini, inşaat tamamlanmadığından rayiç bedelden indirim yapılması gerektiğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu, hukuka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararın, uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına, bozma ilamına uygun olarak alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmasına taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Harçtan muaf olan davacı tarafından peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.