Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3146 K.2025/2279
3. Hukuk Dairesi 2024/3146 E. , 2025/2279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3519 E., 2024/1387 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/232 E., 2021/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalıların ... isimli firmalarında üretilen kot jeans ürünlerini dış pazarlarda satabilmek için şifai olarak parça başı 50 cent komisyon bedeli karşılığında daha evvel çalışmış olduğu firmalardan tanıdığı ve sevkiyat işlerini yaptırdığı ....'yı ve ...'yi davalılarla tanıştırarak iş için aracılık yaptığını, anlaşma sağlandığını, bu zamana kadar 6.200.000 $ alacağının kendisine ödenmediğini, kendisi sayesinde ... firmasının İran'da tanınan marka olduğunu, işi resmi anlaşmaya dökmek istediğinde kendisine 900 $ vererek kendisini aradan çıkartmaya çalıştıklarını, alacağını istediğinde silahla tehdit edilip darp edildiğini, şu ana kadar takriben 36.000.000,00 TL parasını alamadığını ve sözleşme olmadığından bunu icraya veremediğini belirterek 36.000.000,00-TL'nin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ile ... vekili; davalıların anne-oğul olduğunu, dava konusu edilen firmada müvekkillerinin hiçbir ortaklığının bulunmadığını, davacının elinde herhangi bir sözleşme veya senet bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu firmada ortaklığı bulunmadığını, davacının iş bu davayı açarak kendisi ve ailesini daha önce de olduğu gibi taciz etmekten vazgeçmediğini, davada adı geçen ... isimli şahsı tanımadığını, ...'un ise uzun yıllardır aile dostu olup bahse konu olay örgüsü ile ilgili bir alakası bulunmadığını, davaya konu herhangi bir delil, senet veya sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ileri sürdüğü sözlü sözleşmenin miktarının HMK.200. md. kapsamında yazılı belgeye ispat edilmesi gerektiği veya HMK.202.md.de düzenlenen delil başlangıcı niteliğinde belge olması halinde de tanık dinlenebileceği ancak delil başlangıcı niteliğinde de bir belge bilgi sunulmadığı, davalı tarafın karşı tarafın tanık dinletmesine muvafakat etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı asil tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı asil; eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, davalılardan alacaklı olduğunu, yemine hazır olduğunu ve tarafları da bu hususta yemine davet ettiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 520. maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde yapılmıştır. Bu hüküm mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir." şeklinde yapılmıştır.
2. 6098 sayılı Kanun'un 520. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
3. Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 521. maddesine göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır".
4.. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle ispat yükünün davacı üzerinde olması, davacı tarafın tüm beyanlarında davalılarla arasında sözlü sözleşme ilişkisi olduğu iddiasının davalılarca kabul edilmemesinin yanı sıra, simsarlık sözleşmesinin yazılı yapılmasının geçerlilik koşulu olduğunun ve davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı, dolayısıyla davacının davasını ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı asilin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.