Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3245 K.2025/2193

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3245 📋 K. 2025/2193 📅 16.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3245 E.  ,  2025/2193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/370 E., 2022/135 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, kendisini emlakçı olarak tanıtan davalı ile ... ilçesine bağlı ... Mahallesindeki ... parsel sayılı 20 dönüm taşınmazın 500 m²'lik kısmını imar planına göre ifrazları yapılınca 68.500,00 TL bedel karşılığında satmak üzere anlaştıklarını, belirlenen bedeli parçalar halinde ödediğini, davalı adına taşınmaz mal alım satım yetkisi içeren vekalet düzenlendiğini, ancak halen devir işlemlerinin yapılmadığını ileri sürerek; ödenen 68.500,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 113.267,70 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.03.2015 tarihli kararıyla; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 05.07.2017 tarihli ilamla; davacının hesap hareketlerinin istenmesi ve dava dilekçesine ekli dekontlar gereğince davalıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenerek, delillerin usulünce toplanması suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu ve davacıya ait aktif pasif tapu kaydı uyarınca, davanın kısmen kabulüne, 68.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ıslah dilekçesi ile faiz taleplerinin dikkate alınmadığını, hükmün gerekçesiz olduğunu, ayrıca davacı lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca ödenen satış bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
1. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3 maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine aynı Kanun'un 27. maddesinin 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde 68.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 07.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de alacak talebini 113.267,70 TL'ye artırarak, dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını istemiştir. Her ne kadar, Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilerek 68.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de; oluşturulan gerekçe, aydınlatıcı ve yeterli değildir. Bozma kararından sonra, bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Bu itibarla, Mahkemece; davacı taleplerinin reddedilen kısmına yönelik ayrıntılı gerekçe ile hüküm kurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.