Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/556 K.2025/1701
3. Hukuk Dairesi 2025/556 E. , 2025/1701 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1800 E., 2023/1697 K.
DAVA TARİHİ : 23.07.2010
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/322 E., 2023/110 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı Kurum arasında sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından şirkete bağlı Özel ... Hastanesinde davalı Kurumun sigortalılarına sağlık hizmeti verildiğini, 13.07.2010 tarihli yazı ile Sağlık Bakanlığı başmüfettişleri tarafından düzenlenen rapor gereğince müvekkili tarafından işletilmekte olan hastane tarafından ameliyat endikasyonu olmadığı halde ameliyat yapıldığı, ameliyat endikasyonu olmasına rağmen uygun olmayan ameliyatın yapıldığı ve gereksiz, fazla ve/veya piyasaya göre kalite işlev açısından pahalı malzemeler kullanılarak kurum zararına sebep olunduğu gerekçesiyle 331.343,37 TL borç çıkarılıp faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, bahsi geçen müfettiş raporunun müvekkiline tebliğ edilmediğini, kamu zararı olduğu belirtilen olayların maddi olguları ve yasal dayanaklarının belirtilmediğini, davalı Kurumun yazısının tek taraflı ve soyut ifadelere dayandığını ileri sürerek; müvekkilinin davalı Kuruma 331.343,37 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 5510 sayılı Kanundan kaynaklı bu tür davalarda İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, kurumca yapılan işlemlerin hukukun genel ilkelerine ve yasalara olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kamu kurumlarına bağlı müfettişler tarafından düzenlenen raporların yol gösterici, açıklayıcı olmakla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 204. maddesinde düzenlenen aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge/delil niteliğinde olmadığı, davalı Kurumun aynı müfettiş raporuna dayanarak yaptığı şikayet üzerine davacı şirkete bağlı hastanede çalışan doktor ... hakkında yürütülen soruşturma sonunda, birçok doktorla birlikte İstanbul 19. Ağıd Ceza Mahkemesi'nde 2011/18 Esas sayılı ceza davasının açıldığı, Mahkemece alınan raporda davalı doktorun yapmış olduğu cerrahi girişimlerin gereksiz olarak nitelendirilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği, yapılan yargılama sonunda 2016/89 Karar sayılı ilamla davalının beraatine karar verildiği, ilgili dosyada temyiz başvurusu yapıldığı, dosyanın
Yargıtaya gönderildiği, gerek ceza davası gerekse Mahkemece aldırılan uzman bilirkişi kurulu raporlarında davalı doktorun kusursuz bulunduğu, davanın açılış tarihine göre makul sürede yargılamanın bitirilmesi ilkesi de gözönüne alınarak ceza davasının Yargıtaydan dönüşünün ve kesinleşmesinin beklenmesine yönelik arar karardan vazgeçildiği, bilirkişi kurulu raporunda; doktorun 36 ayrı hastaya uyguladığı tedavi ve ameliyatların, kullandığı malzemelerin hastalık tanılarıyla, modern tıp standartlarıyla uyumlu ve yerinde olduğu, gereksiz ve fazladan enstrüman kullanımı yapılmadığı, kamu zararının bulunmadığının açıklandığı, davalı Kurumun kamu zararına uğradığı konusunda ileri sürdüğü iddianın mevcut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının davalıya 331.343,37 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; bilirkişi raporu hazırlanırken taraflar arasında geçerli olan sözleşme protokol ve SUT hükümlerinin dikkate alınmadığını, özel hastanelerin kendi bünyesinde çalışan doktorların uyguladıkları tedavi yöntemi, kullanılan malzeme vs işlemlerinde Kuruma istedikleri gibi fatura etme haklarının bulunmadığını, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2011/18 E. sayılı dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden ve dosya içeriği itibari değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, yeni bilirkişi heyeti oluşturularak davacının faturalandırma işlemlerinin ve Kurum işleminin SUT, taraflar arasında geçerli olan özel sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi ve faturalandırma yöntem ve esasları itibari değerlendirilerek ve ceza davası sonucu beklenilerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi kapsamında yapılan kesintinin haksız olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilen beraat kararı; kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasları hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda, maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayıcı olup ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-92 E 2018/1362 K sayılı kararı).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; dava dışı doktor ... hakkında açılan kamu davasının İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/18 E. sayılı dava dosyasında görüldüğü ve henüz kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince ceza dosyasının bekletici mesele yapılması ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususu gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre, davalı tarafın son temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.