Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3360 K.2025/1703
3. Hukuk Dairesi 2024/3360 E. , 2025/1703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/64 E., 2023/62 K.
Mahkeme kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında sözlü olarak yapılan inşaat sözleşmesi gereğince Edremit İlçesi, ...Köyü, 2526 parsel sayılı taşınmazda 3 katta 9 daire inşa edilmesi, inşaatın tüm imalatının davacı şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, dava konusu inşaatın tümüyle davacı şirket tarafından yapılarak bitirildiğini, ancak mal sahibi olan davalını yapılan imalatın bedelini vermediğini, dava konusu taşınmazda yapılan inşaatın plan ve projesi, yapı ruhsatı, sigorta kayıtları incelendiğinde müvekkilinin bu inşaatı bitirdiğinin anlaşılacağını, müvekkilinin iyi niyet kuralları çerçevesinde edimini tam anlamıyla yerine getirdiğini, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı şekil şartına tabi olmadığını, uyuşmazlığın dava konusunun taşınmazda yapılan inşaat işlerine yönelik olduğunu, yapılacak keşif ile talep edilen tazminat bedelinin tam olarak ortaya çıkacağını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmazın yapım bedeli olmak üzere 10.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan inşaatın taraflar arasında kurulan adi ortaklıkça yapıldığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2007/194 E. sayılı davada da davacının 1 bağımsız bölüm için tapu iptal tescil talebinde bulunduğunu, tarafların sözlü olarak güvene dayalı inşaatın yapılması yönünden anlaşmaları bulunduğunu, inşaatın başlangıcında davalının 20.000,00 TL elden nakit ödeme yaptığını, 13.000,00 TL banka borcunu ödediğini, 1.000,00 TL de marangoz ödemesi yaptığını, davacı şirketin uygun plan proje çizdirdiğini, inşaat başlangıç aşamasında iken dava dışı ...'a 75.000,00 TL, dava dışı ...'e 75.000,00 TL bedelle 5 ve 8 nolu bağımsız bölümleri sattığını, inşaat bitiminde tarafların birer daire alıp kalanın satılarak paylaştırılmasının kararlaştırıldığını ancak davacı şirketin o tarihteki temsilcisi olan dava dışı...'ın eşiyle arasındaki problem nedeniyle söz konusu taşınmazları dava dışı...'ın annesi ve kız kardeşinin üzerine tescil edildiğini, belgelendirilmesi halinde işçilik, malzeme, harç, SSK vs. üzerinden 1/2 gideri ödemeyi taahhüt ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece verilen 23.09.2010 tarihli kararla; taraflar arasında karşılıklı iş anlaşması olduğu, tarafların daha önce yaptıkları inşaat nedeniyle anlaşmazlığa düştükleri, eldeki dosyada davacı şirketin sözlü inşaat akti gereği yaptığı inşaatın bedelini talep ettiği, davalının ise aktin inşaat sözleşmesi değil adi ortaklık olduğunu savunduğu, tüm belgelerde davacı şirketin müteahhit olduğu açık olduğundan aralarındaki ilişkinin sözlü inşaat sözleşmesi olarak kabul edildiği, davalının kısmi ödeme iddialarının belgeli olmadığından dikkate alınmadığı, her ne kadar davacı şirket 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 366. maddesi uyarınca talebinin SGK ödemeleri ve diğer giderleri de kapsadığını belirtmiş ise de, bu yön ayrıca mali araştırma gerektireceğinden ve yanlar arasındaki ilişkinin sürekliliğinden (başka ihtilaflar da mevcut olmakla) bu yöndeki talep hakkının saklı tutulduğu, davacı şirketin ıslahla faiz türünü değiştirdiğinden dava dilekçesindeki gibi yasal faize hükmedildiği, dosyada bulunan bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli olduğu, 288.604,00 TL olan maliyet bedelinden davacı şirketin ödendiğini kabul ettiği 146.000,00 TL düşülmek suretiyle 142.604,00 TL'nin davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulduğu, KDV ve SSK ödemeleri için ayrı bilirkişi incelemesi yapılmadığı ve davacının ıslah dilekçesindeki bu talebi gözetilerek bu iki kalem üzerinden hakkının saklı tutulduğu gerekçesiyle; davanın davacının SSK ödemeleri ve KDV yönünden hakkı saklı kalmak üzere 142.604,00 TL üzerinden kabulüne, bu miktarın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden, kalanının ıslah tarihinden işletilecek yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk
Dairesinin 23.11.2012 tarihli ve 2012/4548 E., 2021/7364 K. sayılı ilamıyla; uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 292. madde hükmü gereğince, ilamda açıklanan adi yazılı sözleşmeler davacı şirket yönünden “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde olduğundan ve tanık ... tarafından da kendisiyle yapılan sözleşmenin doğruluğu, yeminli beyanında açıklandığından yanlar arasındaki akdî ilişkinin hukuksal niteliğince sözlü olarak yapılan “adî ortaklık” sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemece uyuşmazlığın adi ortaklık sözleşmesinin düzenlendiği 818 sayılı Kanun'un 520 ile 541. madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, kabule göre de, reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, davada vekille temsil olunan davalı yararına Avukatlık Ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın konusunun tarafların aralarında inşaat işlerine ilişkin kurmuş oldukları adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olduğu, adi ortaklığın tasfiyesi için atanan tasfiye memurunun 29.08.2019 tarihli raporunda; davalı ortağın 26.189,66 TL alacaklı, davacı ortağın da 26.189,66 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu sebeple 29.08.2019 tarihli raporda adi ortaklığın tasfiye bilanço hesabı çıkarılarak tarafların alacaklılık ve borçluluk durumları tespit edildiğinden, tanık beyanları ve söz konusu 29.08.2019 tarihli tasfiye raporunun hükme esas alındığı, davacı şirketin davalı ortaktan bir alacağının bulunmadığı, tasfiye memurun 29.08.2019 tarihli raporu ile de sabit olduğundan davacının davalı ortağa karşı talep ettiği alacak davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; taraflar arasında kurulan inşaat işlerine ilişkin adi ortaklığın feshi ile tasfiyesine, tasfiye memurunun raporu doğrultusunda yapılan tasfiye sonucunda davacı ortağın davalı ortaktan alacağının bulunmadığı, davacı ortağın tasfiye sonucuna göre 26.189,66 TL davalı ortağa borçlu olduğunun tespitine, davacının sübut bulmayan alacak talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
Dairenin 11.03.2024 tarihli ve 2023/3152 E., 2024/1093 K. sayılı ilamıyla; davacı şirket ile davalı arasında Edremit İlçesi, ...Mahallesi, 2526 parselde bulunan arsa üzerine 3 katlı 9 bağımsız bölümden oluşan inşaatın yapılması hususunda sözlü adi ortaklık anlaşması yapıldığı, inşaatın müteahhidi olarak davacı şirketin emeğini de ortaklığa koyduğu, davalının ise arsa sahibi olduğu, yapılan sözlü anlaşma uyarınca 29.08.2005 tarihli ve adî yazılı şekilde yapılan sözleşme ile yapılan inşaattaki 1. kat 5 numaralı dairenin dava dışı ...'a satıldığı ve 21.09.2005 tarihinde de ...'a kayden temlik edildiği, yine 30.09.2005 tarihli ve adî yazılı sözleşme gereğince de inşaattaki 2 nci kat 8 numaralı dairenin ise dava dışı ... 'e satıldığı ve 12.07.2006 tarihinde de ...'e kayden devredildiği, belirtilen bu adî yazılı sözleşmelerde davalı ile birlikte davacı şirketin o tarihteki yetkili temsilcisi olan dava dışı ...'ın da imzası bulunduğu, dava konusu 2 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin davacı şirketin o tarihteki yetkili temsilcisi dava dışı...'ın annesi ...'e, 7 nolu bağımsız bölümün de ablası ...'a devredildiği, 1,4 ve 9 nolu bağımsız bölümler ile davalının ortaklığa koyduğu arsası karşılığı 3 nolu bağımsız bölümün de davalı uhdesinde kaldığı, tarafların sözlü ortaklık uyarınca 1/2'şer oranında pay sahibi oldukları, yönetici ortağın ise davacı şirket olduğu, her ne kadar Mahkemece; dosya kapsamında alınan 29.08.2019 tarihli tasfiye raporu hükme esas alınmak suretiyle davacı şirketin, davalı ortaktan bir alacağının bulunmadığı, davacı ortağın tasfiye sonucuna göre 26.189,66 TL davalı ortağa borçlu olduğunun tespitine yönelik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki ortaklık faaliyetlerinin kayıt altına alındığı, ortaklık adına tasdik edilmiş ve tutulmuş bir defter bulunmadığı, davacı şirkete ait ticari defterlerin asıl olmayıp fotokopi oldukları, sayfa eksikliği ve kapanış tasdiklerinin bulunmaması nedeniyle bu kayıtların muhasebe usul ve esaslarına uygun olmadığı, bu şekliyle de bilançonun bu kayıtlara göre tespitinin mümkün olamayacağı açık olmakla, dava konusu sözlü ortaklık ilişkisinin davanın açıldığı 02.05.2007 tarihi itibariyle sona ererek tasfiye aşamasına girdiği; ortaklığın tasfiyesi kapsamında öncelikle, ortaklığın malvarlığının paraya çevrilmesinin gerektiği, ortaklığa konu 3 katlı ve 9 bağımsız bölümden oluşan dairelerden üçüncü kişilere satılanların tapuda gösterilen satış bedelinin, bu bedele itiraz halinde ise satış tarihindeki rayiç değerlerinin; satılmayıp mevcut olan bağımsız bölümlerin ise ortaklığın sona erdiği tarih olan 02.05.2007 tarihi itibariyle gerçek piyasa değerlerinin belirlenmesi; yine ortaklığa konu işin gerçekleştirilmesi amacıyla masraf yapıldığının şüphesiz olduğundan yapılan bu masrafların ispatı bakımından yazılı delil sunulamasa bile, ortaklığın faaliyeti alanında uzman tasfiye memurları tarafından yapılan masrafların tespit edilebileceği göz önünde bulundurularak, konusunda uzman üç kişilik tasfiye memuru heyetinden, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi, ortaklık konusu işle ilgili bilgi ve belgeler, üçüncü kişi, kurum ve firmalarla yapılan ilgili sözleşmeler, ortaklarca yapıldığı iddia edilen gider ve masraflara dair belgeler üzerinde inceleme yapılıp, özellikle belgelendirilemeyen masraflar yönünden ise, işin mahiyeti gereği yapılması beklenilen giderlerin piyasa rayiçlerine (yapıldığı tarihteki) göre tespit edilmesi; ayrıca ortaklığın üçüncü kişilere ve kurumlara borcunun olup olmadığı hususunun da belirlenmesi suretiyle, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif değerleri hesaplanarak, ortaklar tarafından yapıldığı iddia ve ispat edilen masraflar ve varsa verilen avans her bir ortağa iade edildikten sonra, tasfiye işlemine dair sonuç bilanço alınıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre de, davanın 02.05.2007 tarihinde yani 1086 sayılı Kanun döneminde açıldığı, dava tarihi itibariyle davacı şirketin sair delil ibaresine dilekçesinde yer vermekle yemin deliline de başvurduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı kanun) döneminde açıldığı kanısıyla davacı şirketin yemin deliline açıkça dayanmadığından bu delile başvurmadığı yönündeki değerlendirmenin de doğru olmadığı gerekçesiyle ilamın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; ilk bozma kararından sonra yapılan yargılamada tasfiyeye ilişkin bir çok bilirkişi raporu alındığını, son Yargıtay bozma kararında belirtilen hususlar değerlendirilerek raporların tanzim edildiğini, davacı taraf şirket olduğu için inşaatın yapımı ile ilgili masrafları faturalandırdığını, faturalandırılmayan masraf olmadığını, kanun ve içtihatlar göz önüne alındığında davacı tarafın yemin deliline dayanması mümkün değil iken bozma ilamında bu hususta hatalı değerlendirme yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inşaat adi ortaklığının fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bozma kararında belirtilen açıklanan ilkeler ve gerekçelere göre davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine,18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.