Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/636 K.2025/1697
3. Hukuk Dairesi 2024/636 E. , 2025/1697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1472 E., 2023/2045 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/52 E., 2022/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin doğuştan kalça çıkıklığı rahatsızlığı bulunduğunu, bacakları arasındaki uzunluk farkının rahatsızlık yaratması nedeniyle davalı hastaneye başvurduğunu, 15.01.2016 tarihinde sağ kalça protez ameliyatı olduğunu, 14.03.2016 tarihinde ikinci ameliyatla sol kalça protez ameliyatı yapıldığını, ameliyat sonrasında dayanılmaz ağrılar çektiğini, ayağını hissetmediğini, müvekkiline sürekli dozları artırılarak ağrı kesiciler verildiğini, kendi ihtiyaçlarını ailesinin yardımıyla gerçekleştirdiğini, müvekkilinin psikolojik olarak derin yaralar aldığını, müvekkilinin ameliyattan önce engelli raporu %23 iken, ameliyattan sonra %50 olduğunu ileri sürerek; şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı hastanın 10.12.2015 tarihinde her iki kalçada ağrı şikayeti ile başvurduğunu, hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgilendiridiğini ve ameliyatın avantaj ve dezavantajları anlatılarak 10.12.2015 tarihinde hastaya konservatif tedavi verildiğini, konservatif tedaviden fayda görmeyen hasta şikayetlerinin devam etmesi ve ağrı şikayetinin artması nedeni ile tekrar müvekkillerine başvurduğunu, kalça protezi ameliyatının avantaj ve dezavantajları, riskleri hakkında hastaya yeniden bilgi verildiğini ve hastanın talebi doğrultusunda 25.01.2016 tarihinde sağ koksartroz için sağ total kalça protezi ameliyatı yapıldığını, hastanın, sol kalça ağrılarının artması, bacak boyu farkının neden olduğu dengesiz yürüyüş nedeniyle polikliniğe tekrar başvurduğunu, sağ kalçasında başarılı total kalça protezi operasyonu geçiren hastanın sol kalçasından da ameliyat olmayı talep ettiğini, sol kalçasında doğuştan yüksekte kalça çıkığına bağlı kalça osteoartrozu (kireçlenmesi) olduğunu, sol kalçaya uygulanacak ameliyatın sağ, kalçasından geçirdiği ameliyata göre daha zor ve riskli bir ameliyat olduğu ve sinir yaralanması riskinin olabileceği hastaya ve eşine anlatıldığını, 14.03.2016 tarihinde sol kalça protezi ameliyatı yapıldığını, ameliyat sonrası gelişebileceği tıbbi literatürde de belirtilmiş olan ve hasta onam belgesinde de belirtilmiş olan sinir hasarı komplikasyonunun klinik izlemi sırasında hastanın mümkün olan en iyi klinik duruma ulaşması için tüm tıbbi gerekliliklerin müvekkilleri tarafından gereken dikkat ve özen gösterilerek yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi heyeti raporu ve ATK raporuna göre, davacının davalı hastanede ameliyat olması dolayısıyla davacıya uygulanan tedaviler bakımından ve davacı ile imza altına alınan hasta rıza formu da dikkate alınarak, davaya konu tedavi ve davalı hastane hizmetindan kaynaklı davalıların kusurlu eylemlerinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından; davalılar tarafından yapılan işlemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, operasyon sonucu başarısızlık riskinin ve komplikasyonlar olabileceğinin hastaya bildirilerek aydınlatılmış onamının alındığı, gelişen rahatsızlıkların komplikasyon niteliğinde olduğu, davalılar tarafından yapılan işlemlerde bir hata ve kusurunun bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkiline son tercih olarak değil ilk tedavi yöntemi olarak ameliyat yapıldığını, asla dezavantaj oluşabilecek bir komplikasyondan bahsedilmediğini, arka arkaya avantajlarından bahsedildiğini, bir nevi ameliyat için ikna edilmeye çalışıldığını, nitekim imzalatılan belgelerin maktu belgeler olduğunu, bu nedenle geçersiz olduğunu, davacı tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin ameliyat sonrası halinin bir komplikasyon olarak nitelendirilemeyeceğini, yapılan operasyon sırasında oluşan sinir hasarını klasik bir komplikasyon olarak değerlendirmenin dikkat ve özen yükümlülüğünden uzaklaşarak normal bir komplikasyon kalıbına sokmanın hem tıbben hem vicdanen kabul edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıya yapılan ameliyat nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karara esas alınan ATK raporu ve bilirkişi raporunda; uygulanan protez işlemi sonrası sol ayakta geliştiği bildirilen sinir arazının bu tür ameliyatlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen görülebilen komplikasyon olarak nitelendirildiği, bununla birlikte komplikasyonun meydana gelmemesi ile komplikasyonun yönetimi hususunda davalı tarafın gerekli özen ve titizliği gösterdiği, davacının yapılacak müdahalenin niteliği ve oluşabilecek komplikasyonlar konusunda aydınlatıldığı, bilgilendirildiği, davalı tarafça aydınlatılmış onam yükümlülüğünün yerine getirildiği, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalı tarafın sorumluluğunu gerektirecek ihmal veya hatalı işlem bulunmadığı belirtilmiştir.
Gerek maddi gerekse manevi tazminata hükmedilebilmesi için ortada hukuka aykırı bir eylem, bir zarar, bu zarar ile eylem arasında illiyet bağı ve kusur bulunmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, eylem sonucunda bir zararın da doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gereklidir. Somut olayda davacıya davalı hastanede davalı doktor yapılan ameliyatların tıp kurallarına uygun olduğu tespiti dikkate alındığında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan harcın iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.