Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2358 K.2025/1665

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2358 📋 K. 2025/1665 📅 17.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2358 E.  ,  2025/1665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1202 E., 2024/701 K.
DAVA TARİHİ : 15.04.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/176 E., 2022/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Danimarka vatandaşı olduğunu, Türkiye'den mesken niteliğinde bir taşınmaz satın aldığını, taşınmazı bir süre kullandıktan sonra satmaya karar verdiğini, emlakçılık işi ile iştigal eden davalıya taşınmaz alımı ve satımı hususunda vekaletname verdiğini, davalıya taşınmazın 200.000,00 Euro bedelle satılması hususunda talimat ve yetki verdiğini, aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen davalının kendisini oyalaması üzerine haricen yaptığı araştırmada taşınmazın 07.04.2016 tarihinde 132.000,00 TL bedelle dava dışı üçüncü kişiye davalı tarafından devir edildiğini öğrendiğini, ancak kendisine ödeme yapılmadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu taşınmazın güncel değerinin yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek, satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sonradan arttırılmak suretiyle şimdilik 132.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından verilen taşınmaz alım-satım yetkisi içeren vekaletname gereğince taşınmazı satması için vekil sıfatıyla görevlendirildiğini, davacının ortağı dava dışı şahıs ile birlikte emlak ofisine gelerek, taşınmazı piyasa şartlarına uygun olarak satmasını ve satış bedelini dava dışı ortağının hesabına yatırmasını istediklerini, taşınmazın 200.000,00 Euro bedelle satılması yönünde davacı tarafça verilmiş bir talimat olmadığını, taşınmazı 07.04.2016 tarihinde vekaletname ile sattığını ve davacıyı bilgilendirdiğini, davacının talimatı doğrultusunda 100.000,00 Euro'yu davacının ortağının hesabına 14.04.2016 tarihinde yatırdığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya vekaletname verildiği, bu vekaletnameye istinaden taşınmazın davalı tarafından davacıya vekaleten 132.000,00 TL bedelle 07.04.2016 tarihinde dava dışı şahsa satıldığı, davalı vekili tarafından sunulan e-mail dökümleri incelendiğinde davacının ortağının davacı ile birlikte hareket ettikleri, davalı tarafından 11.11.2019 tarihinde 100.000 Euro'nun davacının ortağına havale yapıldığı, bu suretle dava konusu taşınmazın dava dilekçesine göre davacı tarafından 200.000,00 Euro bedelle satılmasının istendiği ve 100.000,00 Euro'luk kısmının ödendiği ve geriye 100.000,00 Euro'nun kaldığı, alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin 1.505.565,11 TL olduğu, bundan ödenen 100.000,00 Euro'luk kısmın dava tarihi itibari ile değeri olan 654.490,00 TL düştüğünde 851.075,11 TL olduğu ancak davacının 200.000,00 Euro bedelle satılması talimatı verildiği yönündeki talebi nazara alınarak taleple bağlı kalınarak dava tarihi itibari ile ödenmeyen 100.000 Euro'nun değerinin 654.490,00 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 654.490,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının vekaleten sattığı taşınmazın satış tarihindeki gerçek raiç değerini müvekkiline vermekle yükümlü olduğu, bu miktar ise mahkemece yapılacak keşif ile belirlendiği, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri 854.467,85 TL olarak tespit edildiği, HMK'nın 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde düzenleme ile e-mail mesajları da bu madde kapsamında belge olarak kabul edildiği, mesajlaşmalardan ve taşınmaz satış ilanından davacının davalıya en az 200.000,00 Euro için talimat verdiği ve aralarında başkaca ilişki bulunmayan davacının dava dışı ortağına taşınmaz bedeline mahsuben ödeme yapıldığının sabit olduğu, mahkemece, davalının vekalet görevini kötüye kullandığı ve taşınmaz bedelini davacıya kısmen ödemediği kabul edilerek taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri 854.467,85 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı kabul ve yanlış hesaplama ile davanın 654.490,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi ile taşınmazın devir tarihi itibarıyla değerinin 854.467,85TL olarak tespit edildiği, davacının dava dışı ortağına 14.04.2016 tarihinde ödenen 100.000,00 Euronun ödeme tarihi itibarıyla TL karşılığının 100.000,00x3.24 (1 Euro karşılığı)=324.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 530.467,85 TL'nin davacıya ödenmesi gerekirken mahkemece taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınarak karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 530.467,85 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya 3. kişilere ödeme yapma hususunda talimat vermediğini, dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemenin satışı yapılan taşınmaza ilişkin ödeme olduğuna dair hiçbir kayıt olmamasına rağmen yapılan ödemenin taşınmaza ilişkin ödeme kabul edilerek bedelden düşüldüğünü, bir an için dava dışı üçüncü kişiye 100.000,00 Euro ödeme yapılmış olduğu varsayımında dahi, Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin 1.505.565,11 TL değerden 100.000 x3.24 (1 Euro karşılığı)=324.000,00'nin mahsubu neticesinde bakiye 1.181.565,11 TL üzerinden karar vermesi gerekirken verilen kararın hatalı olduğunu, taleplerinin meskenin güncel değerinin yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle belirlenerek bu belirlenecek değerin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili olup eğer bu yönde bir değerlendirme yapılacak ise bu durumda alacağın fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı üzerinden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili; davacı ile ödemenin yapıldığı dava dışı şahsın ortak olduklarını, taşınmazı piyasa şartlarına uygun olarak satmasını istediklerini, 200.000,00 Euro bedelle satış yapılmasına dair bir talimat olmadığını, taşınmazı 100.000,00 Euro'ya satarak davacıyı bilgilendirdiğini ve davacının talimatı doğrultusunda ödemeyi dava dışı ortağının hesabına yaptığını, tüm bu olanların mail yazışmaları ile sabit olduğunu, gayrimenkulün satışı için 200.000,00 Euro talimat verdiği düşünülse bile davalının ödemiş olduğu 100.000,00 Euro'nun 200.000,00 Euro'dan düşülerek kalan 100.000,00 Euro'nun satış tarihindeki değeri olan 324.000,00 TL'ye dava tarihinden itibaren yasal faiziyle hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın 132.000,00 TL bedelle açmış olduğu davayı 29.06.2020 tarihi dilekçesi ile ıslah ettiğini, bu nedenle 132.000,00 TL üzerindeki hükmedilen alacağa ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporlarda çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlenmesine, göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. 6098 sayılı sayılı Kanun’un 502. maddesinin birinci fıkrası "Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir." şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 505. maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekil, vekalet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Vekil kendisine verilen talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça, işi görmüş olsa bile vekalet borcunu ifa etmiş sayılmaz.
TBK'nın 508 inci maddesi hükmünce, vekilin vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme yükümlülüğü gereği davalı vekil, satış bedelini aldıktan sonra davacıya ödeme yaptığını ispatla mükelleftir. Başka bir deyişle, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır.
Dosyanın incelenmesinde, davalının davacının taşınmazını davacıdan aldığı vekalet ile dava dışı 3. kişiye sattığı sabit olup, davalının, davacı satıştan elde ettiği bedeli davacıya ve davacının talimatıyla 3. kişiye ödediğini de ispat etmekle yükümlüdür. Davalı hesap verdiğini talimat dışı yani satış bedelini davacı müvekkiline ya da talimatıyla 3. şahısa teslim ettiğini ispat edemediği gibi 3. kişiye yaptığı ödeme borçtan kurtulduğu anlamına gelmeyecektir.
Bu itibarla, davalının Türk Borçlar Kanunu’nun 508. maddesi uyarınca taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini ve satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödendiğine ilişkin davalı tarafça cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının da istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.