Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/129 K.2025/1517

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/129 📋 K. 2025/1517 📅 11.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/129 E.  ,  2025/1517 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/762 E., 2023/1468 K.
DAVA TARİHİ : 22.03.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/181 E., 2023/107 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davalı ... vekili Avukat ...'nın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılar .... ve ....'nun ...inşaat projesinin adi ortaklık şeklinde müteahhiti olduğunu, ancak hakim ve gayriresmi ortak olan dava dışı ...'ın gerek inşaat projelerinin karar süreçleri, gerekse ortaklığın yönetimi ve borçlanması konularında söz sahibi olduğunu, ...'ın kendisi o dönem borçlu olduğundan çoğunlukla eşi davalı ... ismini kullanarak vekalet ile ortaklığın resmi işlemlerini yürüttüğünü, davacının Değirmendere Topçular Mahallesinde bulunan ...inşaat projesini inceleyip beğendiğini ve B Blok 6 numaraları daireyi 110.000,00 USD ödeyerek adi yazılı sözleşme yapmak suretiyle satın aldığını, dairelerin tamamlandığını ancak arsa sahibinden kaynaklanan sorunlar gerekçe gösterilerek dairenin tapusunun devredilmediğini, davalı ...'nun davacıya satılan dairenin tapusunu önce kendi üzerine aldığını, akabinde de bir başka kişiye sattığını, daire satışı vaadiyle 110.198,97 USD parasının alındığını ileri sürerek; ödenen 110.000,00 USD’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacı her ne kadar taraf olarak ilgili proje kapsamında, yalnızca .... ve ....nun bir arada olduğu adi ortaklık sözleşmesinden bahsetse de halihazırda yapılan inşaatın dava dışı ... isimli şahsın da içinde olduğu bir adi ortaklıkla şekillendirildiğini, adi ortaklığın bir tüzel kişiliği olmadığı için ortakların ortaklık borçlarından şahsen sorumlu olduklarını ve bu nedenle adi ortaklığa karşı açılacak davalarda ortakların hepsinin birlikte dava edilmesi gerektiğini, dava dışı ...'ın vekil olarak hukuki süreçlerin idaresinde mesuliyeti ve görevinin belli olduğunu, ...'ın da doğrudan bu mimvalde sürece katkısının bulunduğunu, gönderilen tüm paraların doğrudan ortaklık hesabına gönderildiğini, 5.000,00 USD bedelli ödemenin ortaklık hesabına dava dışı .... tarafından gönderildiğini ve dosyayla hiçbir ilgisi olmayıp ....tarafından yapılan ödemelerin de bizatihi adi ortaklık sözleşmesi kapsamında yaptığı sermaye ödemeleri olduğunu, 28.198,76 USD ve 77.000,00 USD'lik ödemeler taraflarına doğrudan ... tarafından gönderilmiş olup, bu ödemelerde herhangi bir açıklama görülmediğini, ödemelerin hiçbiri davacı tarafından yapılmamış olup davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava dışı ...'ın bu ödemeleri, adi ortaklık kapsamında sermaye ödemesi olarak gönderdiğini ve tüm bu ödemelerin doğrudan inşaatın tamamlanmasında kullanıldığını, sunulan tahsilat makbuzunun geçerli bir hukuki belge olmadığını, tahsilat makbuzu doldurulduktan sonra, makbuzu alan kişinin buradaki bilgileri doğru kabul ettiğine dair imzalaması da gerektiğini, davacı dilekçesinde her ne kadar .... B blok 6 numaralı daireyi satın aldığını iddia etse de taraflar aralarında imza edilen sözleşmede bir daire numarası belirlenmediğini, davanın kabulü cihetine gidildiğinde, ortaklar arasındaki paylaşımın ...'nun %33,33, ... Takaz'ın %33,34 ve ...ın %33,33 şeklinde hesap edilmesi ve paraların hesaplara geldiği tarihlerdeki TL kur karşılığının baz alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; davacının dayandığı daire alım sözleşmesinde imzası bulunmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmede ... ... Takaz Ortaklığı şeklinde kaşesi bulunmasına karşın adi ortaklık adına geçerli bir işlem olması için adi ortaklık adına imza yetkilisinin bulunması gerektiğini, Gölcük 3.Noterliğinin 05.05.2016 tarihli ve 03601 yevmiye nolu adi ortaklık sözleşmesi ile adi ortaklığın ... ile ... Takaz olduğu ve (6.) maddesinde belirtiği üzere ortaklığı idare ve ortaklığı temsil ve ilzam etmeye sulh ve ibraya ortaklardan her ikisinin birlikte müştereken yetkili olduğuna ilişkin açık hüküm bulunduğunu, adi ortaklık adına borçlandırıcı ve temsil ve ilzam için müşterek yetki ile iki imza gerektiğini, davacı tarafından sözleşmede belirtilen ücretin hangi hesaplara yatırıldığına dair bir evrak sunulmadığını, davalı müvekkil veya ortaklığa ait bir hesaba ödeme bulunmadığını, davacı diğer davalı ile sözleşme yapmış olup, yine bu kişinin baka hesaplarına ödeme yaptığını, kendisine satılacağı iddia edilen taşınmazın da yine diğer davalı üzerine olan bir taşınmaz olduğunu, davacının sözleşme yaparken gerekli özeni göstermediğini, ayrıca ...-... Takaz Ortaklığının resmi olarak 26.09.2019 tarihinde kapanışı yapılmış bir adi ortaklık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından 2018 tarihinde ödeme yapılmasına rağmen davalılar tarafından tapu tescilinin sağlanmadığı gibi dava konusu taşınmazın 3. kişiye satıldığı, davacı tarafından sunulan ödeme belgeleri ile 110.000,00 USD ödemenin gerçekleştiği sabit olmakla sözleşmenin fesih edilmesi ile tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilecekleri, dava konusu taşınmazın süresinde teslim edilmemesi, inşaata başlanılmaması nedeni ile sözleşmenin fesih edildiği, davalının da herhangi bir ihtar gönderdiği, edimin yerine getirildiği veya zararının olduğuna ilişkin iddiasının bulunmadığı, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde kendisine bırakılan bağımsız bölüm ve arsa paylarında hak doğmayacağı, bağımsız bölümün süresi içerisinde devri gerçekleşmediği gibi 3. bir kişiye devredilmesi nedeni ile yüklenicinin temerrüdünün oluştuğu, sözleşmenin geçmişe etkili fesih şartları gerçekleştiği, sözleşmenin geçmişe etkili olarak feshine karar verildiğinden taraflar aldıklarını birbirlerine geri vermek zorunda olacağından davacı tarafça ödenen bedelin talep edilebileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 110.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ...vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz satışı resmi şekil şartına tabi olup adi yazılı şekilde yapılan bu sözleşmelerin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme sebebiyle iki tarafın aldıklarını iade ile sorumlu bulunduğu, ortaklar arasında yapılan sözleşmede 3. kişilere karşı sorumluluğun sınırlandırılmış olmasının ortaklar bakımından yalnızca iç ilişkide geçerli olacağı, 3. kişilere karşı herhangi bir şekilde ileri sürülemeyeceği, davacı ile davalılar ...ve ... ortaklığı arasında bila tarihli Kocaeli İli Gölcük İlçesi 484 ada 1, 485 ada 1 ve 483 ada 3 parseller üzerine yapılacak ve yüklenici ....ve ... olduğu inşaattan bir adet daire satışı konusunda daire alım sözleşmesi adı altında 110.000,00 USD bedelli sözleşme imzalandığı, sözleşmede davacının 28.198,00 USD peşinat ödediğinin belirtildiği, dairenin teslim tarihinin 29.10.2017 tarihi olarak belirlendiği, davacı tarafından davalı ...'nun hesabına üç ayrı havale ile 110.000,00 USD ödendiği, davalılar arasında Gölcük 3. Noterliğinin 05.05.2016 tarihli ve 03601 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin (1.) maddesinde işbu adi ortaklık sözleşmesinin taraflarının ... ve ... Takaz olduğu, sözleşmenin (2.1.) maddesi gereğince işbu sözleşmeye istinaden kurulan ortaklığa ... ve DYG İnşaat Mütahitliği isminin verildiği, yine adi ortaklık sözleşmesinin "İdare ve Temsili" başlıklı (6.) maddesinde ortaklığı idareye ve ortaklığı temsile her iki ortağın birlikte ve müştereken temsile yetkili kılındığı, ayrıca dosyaya davalı tarafça sunulan adi yazılı 05.05.2016 tarihli ortaklık sözleşmesinde davalılar dışında tanık olarak dinlenen ... isimli ortağın da adi ortaklardan biri olarak sözleşmeye katıldığı, sözleşmede iki adet hesap numarası belirtilmekle bu hesaplardan birinin davacının sözleşme bedelinin havalesini yaptığı davalı ...'nun hesabı olduğunun anlaşıldığı, sözleşme bedeli olarak ...'in 06.12.2016 tarihinde davalı ...'ya ait hesaba 28.198,97 USD havale yaptığı, bu bedelin sözleşmede peşinat olarak alındığının belirtildiği, davacı tarafından 27.07.2017 tarihinde davalı ...'ya ait hesaba 77.000,00 USD havale yapıldığı, yine ... tarafından davalı ...'ya ait hesaba 20.07.2018 tarihinde 5.000,00 USD ödeme yapıldığı, ayrıca 15.08.2017 tarihli ortaklığın kaşesi basılı tahsilat makbuzunda davacının daire bedeli olarak toplam 105.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiği, duruşmada tanık olarak dinlenen ...'ın diğer davalı ...'nun eşi olduğunu şirketi kendisinin yönettiğini, daire satışı yaptıklarını, 110.000,00 USD alındığını kabul ettiği, sözleşmedeki imzayı inkar etmemekle sözleşmelerin boş olarak imzalanarak gönderildiği şeklinde beyanda bulunduğu, davalı tarafça adi ortak olduğu belirtilen ...'in tanık ifadesinde ... ile sözleşmeye konu daire satışının yapıldığı şeklinde beyanda bulunduğu, sözleşmede ve ödeme makbuzunda şirket kaşesinin kullanıldığı, dosyaya sunulan adi ortaklık sözleşmesinde ...'ya vekaleten ...'ın imzasının bulunduğu, sözleşme bedelinin bu ortaklık sözleşmesindeki hesaplardan birine yatırıldığı, adi ortaklığa ortak olmayan ...'ın şirket adına işlemler yaptığından bilgi sahibi olduklarının anlaşıldığı, adi ortaklığa ...'ın şirket temsilcisi olarak hareket ettiği, ortaklık taraflarının ...'ın şirket adına yaptığı iş ve eylemleri benimsediği, ödeme yapılan hesabın ortaklardan ...'ya ait olması, yapılan ödemelerin başka bir ilişkiden kaynakladığının ortaya konulamaması, ortaklık adına hareket eden ...'ın 110.000,00 USD alındığını kabul etmesi ve ödeme makbuzu dikkate alındığında davacının sözleşme gereğince edimini yerine getirdiği, davalı tarafın kendi edimlerini yerine getirmediği, davacı ile davalılar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi kurulduktan sonra düzenlenmiş olması, bu sözleşme çerçevesinde 110.000,00 USD'nin davalı ... hesabına gönderilmiş olması, davalıların yapmış oldukları adi ortaklık sözleşmesi ile davacıya vaad edilen bağımsız bölümün bulunduğu taşınmazdaki inşaat yapım işini üstlenmiş olmaları nedeniyle davacıya karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 638. maddesi gereğince müteselsilen sorumlu oldukları, zenginleşmenin yabancı para cinsinden gerçekleşmesi halinde iade isteminin de yabancı para cinsinden talep edilmesinin mümkün olduğu, davacının seçimlik hakkını bu paranın "aynen ödenmesi" biçiminde kullandığının anlaşıldığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ...vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; dava dilekçesinde davacının belirtmiş olduğu talep kısmının açık ve net olmadığını, 110.000,00 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi şeklindeki talebin 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesine aykırılık oluşturduğunu, talebin ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası şeklinde istenmesi gerekmekte olup davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmeyi kabul etmemekle birlikte, adi ortaklık ortaklarından ...'nun eşi olan dava dışı ... ile davacı arasında 03.02.2017 tarihinde adi ortaklığa ait kaşe kullanılarak davaya konu olan adi yazılı daire alım sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili davalının adi ortaklık gereği imzası bulunmadığı gibi işbu sözleşmeden ve gelen para ödemelerinden de bilgi sahibi olmadığını, adi ortaklık sözleşmesinde hiçbir ortağa veya ortaklık dışı 3. bir kişiye tek başına yönetim ve işlem yetkisi verilmediğini, bu nedenle müvekkili davalının bilgisi ve izni olmaksızın davacı ile diğer davalı ... ve dava dışı ... tarafından imzalanmış olan daire alım sözleşmesinden müvekkili davalının sorumlu tutulamayacağını, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemlerin ancak açık bir şekilde temsil olunan tarafından onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağını, dava dışı ...'ın adi ortaklığın şirket temsilcisi olduğu ve ortakların dava dışı ...'ın yaptığı iş ve eylemleri benimsediği yönündeki soyut değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığnı, davacı tarafından yapılmış olan ödemelerin davalı ...'nun şahsi hesabına gönderilmiş olduğunu, akabinde gelen paranın adi ortaklık ile hiç alakası olmayan ve yine adi ortaklık adına işlem yapma yetkisi bulunmayan ... tarafından çekildiğinin görüldüğünü, sözleşme tarihinde davaya konu taşınmazın tapusunun adi ortaklıktan herhangi bir kişi adına özellikle müvekkili adına kayıtlı olmadığını, davacı tarafından ödeme yapılırken bir açıklamada bulunulmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; yabancı para cinsinden hüküm altına alınan alacağın, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsiline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerekir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "...yasal faizi ile birlikte..." ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "...3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle..." ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.