Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/478 K.2025/1499

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/478 📋 K. 2025/1499 📅 11.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/478 E.  ,  2025/1499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1425 E., 2023/1964 K.
DAVA TARİHİ : 30.09.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/249 E., 2022/128 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından katılma yoluyla duruşma istemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalı ... Metal Yapı Sistemleri İnş. Mimarlık Mühendislik Madencilik San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, danışmanlık sözleşmesi kapsamında davalı şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı şirketin Haziran 2019 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, bu tarih itibariyle ödenmemiş 115.000,00 TL bakiye ücret alacağının bulunduğunu, ayrıca sözleşme gereğince davalıya refinansman/kredinin yapılandırılmasını sağlaması nedeniyle 287.100,00 Euro tutarında başarı primine hak kazandığını, bu prim alacağının da ödenmediğini ileri sürerek; ücret alacağına karşılık şimdilik 15.000,00 TL, prim alacağına karşılık şimdilik 10.000,00 Euro alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının uzun süre rahatsızlanarak tedavi gördüğünü ve sözleşmenin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediğini, sözleşmede kararlaştırıldığı halde yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, bugüne kadar davacıya 140.000,00 TL ödeme yapıldığını, Nisan 2019 tarihi itibariyle bizzat davacının sözleşmeyi devam ettiremeyeceğini davalıya bildirdiğini, prim alacağına ilişkin koşulların oluşmadığını, sözleşme uyarınca yeni bir kredi sağlaması gerektiğini, Halk Bankası olayında yeni bir kredi bulunmadığını, o tarihlerde tüm bankaların kredi müşterilerine yaptığı gibi geri ödeme taksitleri üzerinde yeni bir anlaşmaya varıldığını, bir başka ifade ile var olan 19.140.000 Euroluk eski kredinin taksitlerinin yeniden düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırıldığı şekliyle davacının davalı şirkete ayrı bir finansman kaynağı sağlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ücret başlıklı 7. maddesine göre taraflar arasında belirlenen aylık ücretin 25.000,00TL olduğu, aynı maddenin özel hükümler alt başlığında şirketin finansal risklerinin finansal normalleşme çerçevesinde re-finasmanı yeniden yapılandırılması, proje finasmanı için orta ve uzun vadeli kaynaklara ve varlık satışına ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği finansal kuruluşlardan bu kredilerin sağlanması halinde başarı performansı olarak bir defaya mahsusu anapara üzerinden %1,5 oranında başarı primi verileceğinin kararlaştırıldığı, davacı taraf halihazırda kullanılan kredinin yapılandırılmasına ilişkin çalışmalarda yer almışsa da sözleşme kapsamında davalı şirkete yeni bir kredi temini sağlanmadığı, kullanılan kredinin limitinde artış, yeni bir limit tahsisi yapılmadığı ve yeni bir finansal kaynak sağlamadığından başarı primi almaya hak kazanamayacağı, davacının sağlık sorunları nedeniyle bir süre tedavi gördüğü ve sözleşmenin 6. maddesi gereği belirlenen sürelerde davalı şirkete gidemediğinin dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre sabit olduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 12.06.2019 tarihi itibariyle feshedilmiş olması nedeniyle davacı tarafın bu tarihe kadar belirlenen ücrete hak kazanacağı, bilirkişi kök ve ek raporunda sözleşmenin feshedildiği 12.06.2019 tarihini esas alınarak yapılan hesaplama çerçevesinde davacı tarafın 115.000,00 TL bakiye ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle; davacının talebi dikkate alınarak, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 15.000,00 TL ücret alacağı yönünden davanın kabulüne başarı primi alacağı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemenin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekilince dosyaya davacının rahatsızlığını belirterek Nisan 2019 itibariyle sözleşmeyi sonlandırdığından bahisle whatsapp mesaj görüntüsü sunulmuş ise de, mesajın içeriğinde sözleşmenin davacı tarafından sonlandırıldığı yönünde ifadenin bulunmadığı, davacının gerekirse sağlık sebebiyle sözleşmeye ara verebileceğini bildirdiği, dosya kapsamından taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, davalı tarafça gönderilen 12.06.2019 tarihli ihtarname ile sonlandırıldığı tarihe kadar devam ettiği, sözleşmenin 7. maddesi hükmünün yazılış şeklinden; öncelikle davalı şirketin mali durumuna ilişkin bir durum tespitinin yapıldığı, devamında ise davacının yeni bir kredi finansmanı sağlaması durumunda başarı priminin kendisine ödeneceğinin öngörüldüğü, Halkbank nezdindeki davalı şirketin kredisinin yapılandırılması yönündeki işlemde mevcut limitinde bir artış ya da değişiklik yaşanmadığı, yeni bir finansal kaynak sağlanmadığı, söz konusu işlemin yeni bir kredi finansmanı mahiyetinde olmadığı, davacının davalıya gönderdiği ihtarnamede talep ettiği ücret tutarını belirtmemiş olması sebebiyle davalının dava tarihi itibariyle ücret alacağı yönünden temerrüde düştüğünün kabul edilmesinin gerektiği, ancak; davalı şirketin tacir olması sebebiyle davalı açısından işin ticari iş mahiyetinde olduğu ve davacının bu sebeple ücret alacağı için ticari avans faizi talep edebileceği gözetilerek talebinin mevduata uygulanan en yüksek banka faizi olması sebebiyle bu faiz oranını geçmemek üzere ticari avans temerrüt faizine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kısmen kabulüne, taleple sınırlı kalınarak 15.000,00 TL ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiz oranını geçmemek üzere ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının prim alacağı talebinin reddine, karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; müvekkilinin sözleşme uyarınca başarı primine hak kazandığını, çünkü mevzuat gereği re-finansman ve yeniden yapılandırma kredilerinin yeni kredi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, BDDK ve TBB mevzuat uygulamalarına dikkat edilmeden karar verildiğini, bu yapılandırma sayesinde şirkete ait otelin piyasa değerinde artış sağlandığını ve 32 milyon Euro civarında şirkete fon sağlandığını, prim alacağı talebinin reddinin hatalı olduğunu, davalının CEP adresine 05.07.2019 tarihinde alacaklarının ödenmesi için ihtar gönderildiğini, ihtarın 10.07.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 3 günlük ödeme süresinin geçmesi ile 14.07.2019 tarihinde temerrüt oluştuğunu, ihtarnamede miktar belirtilmemesinin temerrüdü engellemeyeceğini, öte yandan 05.08.2019 tarihinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağı imzalandığını, en azından bu tutanağın imzalandığı tarih itibariyle temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; davacının 12.06.2019 tarihinden önce sağlık nedenlerini öne sürerek Nisan 2019 tarihinde sözleşmeyi sona erdirdiğini, ücret hesabının bu tarihe göre hesaplanması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince yasal faize hükmedildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının talebi aşılarak mevduata uygulanan en yüksek banka faizi oranını geçmemek üzere ticari avans faize karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ücret ve prim alacağına ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesine göre davacı tarafça davalı şirkete yeni bir finans kaynağı sağlanmadığı, mevcut kredinin yeniden yapılandırılması kapsamında hizmet verdiği, bu nedenle davacının başarı pirimine hak kazanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 12.06.2019 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarih esas alınarak yapılan ücret hesabının ve davacının talebi dikkate alınarak davalının tacir olması nedeniyle hükmedilen faiz türünün doğru olduğu, bununla bilirkte davacı tarafça gönderilen 05.07.2019 tarihli ihtarda miktar belirtilmediğinden davalı şirketin dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.