Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1247 K.2025/1579

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1247 📋 K. 2025/1579 📅 21.04.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/1247 E.  ,  2025/1579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/576 E., 2022/993 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/23 E., 2021/790 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı tarafından Fatsa İcra Müdürlüğünün 2018/1733 E. sayılı takip dosyası ile 60.000,00 TL bedelli bir senet ile icra takibi başlatıldığını, takibe konulan senetin bedelsiz senet olduğunu, senedin nakten görüldüğünü, müvekkilinin davalıdan hiçbir şekilde para almadığını, müvekkile karşı zor kullanarak cebir ve tehdit ile senet alındığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve işin bedeli 150.000,00 TL olan 21.02.2017 tarihli İnşaat Dış Cephe Yapım İşi Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalının inşaa ettiği binanın bir kısım işlerini sözleşme kapsamında yaptığını, sonra müvekkilinin işi geciktirdiği gerekçesiyle davalının hiçbir bedel ödemeden binadan kovduğunu, taraflar arasında ihtilaf çıkması nedeni ile dava dışı ... isimli kişinin tarafları bir araya getirdiği esnada davacı müvekkilinin davalı tarafından zorla bir odaya sokularak burada icra takibi mesnedi senedin imzalatıldığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından Fatsa İcra Müdürlüğü'nün 2017/3612 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, söz konusu takibin dayanağının İnşaat Dış Cephe Kaplama Yapım İşi sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşme şartları gereği edim borcunu eksik olarak yerine getirdiği, müvekkilin işi noksan teslim ettiği gerekçesi ile davalının Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin 2017/35 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığını ve müvekkili eksik iş bırakmış olduğu için 117.000,00 TL, KDV dahil toplam 138.060,00 TL alacaklı olduğundan bahisle işbu menfi tespit davasına konu olan ilamsız icra takibine başladığını, müvekkilinin icra takibi sebebi ile ya hiç borçlu olmadığı veyahut mahkemenin belirleyeceği miktar kadar borçlu olduğu tespit edilerek fazlaya yönelik icra takibinin fazla olduğu miktar kadar iptal edilmesi gerektiğini, davalı icra alacaklısının aynı sözleşme nedeni ile mükerrer ikinci icra takibinin mevcut olduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında tüm malzeme ve işçilikleri yükleniciye ait olmak üzere dış cephe kaplama işlerinin yapımı için akdedilen sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğini, işin süresinde tamamlanmadığını, davacı taraf sözleşme gereği işi yapmayarak sözleşmeyi ihlal ettiği gibi aynı zamanda sözleşmede kararlaştırılmış diğer maddelere de aykırı davranarak müvekkilin mağduriyetini artırdığını, Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/35 D.İş sayılı dosyasında sözleşme çerçevesindeki ilgili tespitler yapıldığını, bilirkişi raporunda eksik kalan kısım iş bedelinin 117.500,00 TL (KDV hariç) tutarında olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmeye uygun olarak toplam 150.000,00 TL tutarındaki senetlerin davacıya verildiğini, davacı tarafından bu senetler ciro edilerek farklı ticari ilişkilerde kullanıldığından ödenmek durumunda kalındığını, sözleşmenin 9. maddesinde yazılı cezai şart alacağının da olduğunu, müvekkilinin oldukça büyük bir zarara uğramışken yine de davacı ile ortak bir zeminde anlaşma imkanları aradığını ve bu vesileyle aynı dış cephe kaplama işi yapan ...’ın hakemliğinde davacıyla bir araya geldiklerini, işi tamamlama konusunda davacının ek ödeme istemesi nedeniyle taraflar anlaşamayınca müvekkilinin sözleşme gereği yaptığı ödemelerden 110.000,00 TL tutarındaki kısmını iade için senet vermesini kendisinden talep ettiğini, davacının ise bu miktarın fazla olduğunu ve ancak 60.000,00 TL tutarında senet verebileceğini söyleyerek dava konusu senedi verdiğini, taraflar arasındaki yazılı evraklarla ispat olunan borç ilişkisinde yaklaşık 387.500,00 TL’lik bir açık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;
1. Asıl dava yönünden; sözleşme gereği düzenlendiği anlaşılan 11 adet toplam 150.000,00 TL bedelli senet bedellerinin davalı yanca sunulan deliller ve gelen müzekkere cevapları uyarınca ödenmiş olduğu, bu durumun davacı vekilince de ikrar olunduğu, bu haliyle davalının senedi ta'lil ettiğinden bahsedilemeyeceği, ispat külfetinin davacı tarafta olduğunun kabulü gerektiği, ispat yükü kendisinde olan davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
2. Birleşen dava yönünden; davalı vekilinin asıl dava dosyası üzerinden sunduğu cevap dilekçesinde; "Müvekkil izaha çalıştığımız gibi oldukça büyük bir zarara uğramışken yine de davacı ile ortak bir zeminde anlaşma imkanları aramış ve bu vesileyle aynı dış cephe kaplama işi yapan ...’ın hakemliğinde davacıyla bir araya gelmiştir. İşi tamamlama konusunda davacının ek ödeme istemesi nedeniyle taraflar anlaşamayınca müvekkil sözleşme gereği yaptığı ödemelerden 110.000,00 TL tutarındaki kısmını iade için senet vermesini kendisinden talep etmiş, davacı ise bu miktarın fazla olduğunu ve ancak 60.000,00 TL tutarında senet verebileceğini söyleyerek 21.08/2017 düzenleme 30/08/2017 ödeme tarihli 60.000,00 TL tutarlı senet vermiştir." şeklinde beyanda bulunduğu, dosya incelemesinde her iki davanın da konusunun aynı olduğu, davalı bahsi geçen cevap dilekçesinde tarafların uzlaşmak üzere bir araya geldiği, davalının sözleşme gereği yaptığı ödemelerden 110.000,00 TL tutarındaki kısmını iade için senet vermesini kendisinden talep ettiği, davacı ise bu miktarın fazla olduğunu ve ancak 60.000,00 TL tutarında senet verebileceğini söyleyerek 21.08.2017 düzenleme, 30.08.2017 ödeme tarihli 60.000,00 TL tutarlı senet verdiğinin davalı yanca kabul edildiği, bu haliyle tarafların aralarındaki alacak-borç ilişkisinin artık işbu 60.000,00 TL tutarlı senetten ibaret kaldığının kabul edilmesi gerektiği, söz konusu senedin de Fatsa İcra Müdürlüğü'nün 2018/1733 E. sayılı takip dosyası ve asıl davaya konu olduğu, bu haliyle birleşen dosyaya konu Fatsa İcra Müdürlüğü'nün 2017/3612 E. sayılı takibin de hukuka uygun olmayacağı gerekçesiyle birleşen davada işbu takip dosyası yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ve şartları oluşmadığından davacı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki ilişkinin 60.000,00 TL'lik senet verilmesiyle çözüldüğü gibi değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, bu şekilde anlaşma sağlandığı yönünde beyanı olmadığını, müvekkilinin 60.000,00 TL'lik senedi uğradığı birçok zarara mahsuben sadece kısmi bir ödeme olarak kabul ettiğini, müvekkilinin eksik kalan işi başka yükleniciye toplamda 153.136,64 TL'ye yaptırdığını, böylece müvekkilinin 150.000,00 TL'lik iş için toplamda 303.136,64 TL ödeme yaptığını, fazla ödeme miktarı olan 153.136,64 TL'den davacının verdiği 60.000,00 TL'lik kısmi ödeme düşülecek olursa müvekkilinin beklediğinden 93.136,64 TL fazla ödeme yaptığını, davacı işe devam etmediğinden sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmeye göre cezai şart alacağı doğduğunu, ispatlama külfeti üzerinde olan davacının sözleşmeye uygun davrandığını ve müvekkilini zarara uğratmadığını ispatlayamadığını, aksine işin eksik bırakılması ve işe farklı malzemeyle başlanması nedeniyle işin müvekkiline olan maliyetinin arttığının müvekkili tarafından somut delillere dayanan tespitlerle ispatlandığını, birleşen dava konusu icra takibinin de senetle aynı nedene dayalı borç ilişkisi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı davalı iş sahibinin başlattığı iki ayrı icra takibine ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.