Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/659 K.2025/1375

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/659 📋 K. 2025/1375 📅 08.04.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/659 E.  ,  2025/1375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1921 E., 2023/1650 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2011/174 E., 2020/142 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile dava dışı üçüncü kişiler arasında yapılmış finansal kiralama sözleşmelerine istinaden, alacağın temini amacıyla borçluların taşınmazları üzerinde tesis edilecek ipoteklere ilişkin gayrimenkul değer tespitlerinin 17.02.2005 tarihli Ekspertiz ve İpotek Alımı Hizmet Protokolü gereği davalı şirkete yaptırıldığını, kredi borçlarının ipotek veren dava dışı borçlularca ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takiplerde, üzerine ipotek tesis edilmiş gayrimenkullerin satış değerlerinin davalı şirket tarafından belirlenen değerlerin çok altında olduğunu, davalının oluşan zarardan sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş bilahare talebini 1.748.276,01 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra müdürlüğü aracılığı ile yaptırılan kıymet takdirinin küresel kriz döneminde hazırlandığını, davalı şirket tarafından yapılan değerleme raporları ile icra müdürlüğü aracılığıyla alınan kıymet takdir raporları arasında fark olmasının doğal olduğunu, değerlemenin hazırlandığı dönemde piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rehinle temin edilip tamamı tahsil edilmediği ileri sürülen alacağın kalan kısmı için rehin açığı belgesi alınarak kredi borçlularının diğer malları hakkında haciz istenildiğinin iddia ve ispat edilmediği, bu nedenle zararın henüz doğduğundan bahsedilemeyeceği gibi doğduğu kabul edilse bile doğmasına, davacı tarafın kıymet takdirlerine itiraz etmemesinin ve bu nedenle taşınmazların düşük bedellerle satılmalarının neden olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl borçlular hakkında aciz belgesi /rehin açığı belgesi alınmadan ve tüm takip yolları tüketilmeden, talep henüz istenebilir hale gelmeden yani zamanından önce davanın açıldığı belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sözleşme uyarınca üzerine düşen dikkat ve özeni yerine getirmemesi nedeniyle davacının zarara uğradığını, davalının hem tabi olduğu tebliğ hükümlerine uymaması, hem de aralarındaki vekalet ilişkisi gereğince Borçlar Kanunu hükümleri nedeniyle sorumluluğu bulunduğunu, o dönemdeki kusurlu faaliyetleri nedeniyle davalının lisansının SPK tarafından iptal edildiğini, taşınmazların rayiçleri ile değerleme tutarları arasında fahiş fark bulunduğunu, bilirkişi raporları ile de davacının 1.748.276,01 TL zarara uğradığının tespit edildiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere ortada davacı zararı bulunmadığını ve zarar oluştuğunun varsayıldığı halde dahi kusur davacıda olduğundan davanın esastan reddi gerektiğini, o günün koşul ve piyasa rayiçlerine uygun değerleme hesabı yapıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin bir kısım temyiz itirazları bakımından;
Uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen gayrimenkul değerleme hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı ... kurumu ile davalı şirket arasında, davacının muhtelif borçlularından olan kira alacaklarının teminatı olarak kabul edilen taşınmazların gerçek değerlerinin tespiti için sözleşme yapılmıştır. Davaya konu 12 adet taşınmazın kıymetleri davalı şirket elemanları tarafından düzenlenen ekspertiz raporları ile 2006 yılının son çeyreği ve 2007 yılının ilk çeyreği arasındaki muhtelif tarihlerde tespit edilmiştir. Davacı borçlularının ödemelerde temerrüde düşmeleri neticesinde başlatılan icra takipleri kapsamında ipotekli taşınmazlar hakkında yapılan kıymet takdirlerinde tespit edilen taşınmaz değerleri ile davalı tespitleri arasında fahiş farkların olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu taşınmazlardan 6 tanesinin cebri icra kanalıyla satıldıkları diğer taşınmazların konu edildiği takip dosyalarında ise dava tarihi itibariyle satış işlemlerinin gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalının sorumluluğu, satışı gerçekleştirilmiş olan 6 adet taşınmaz bakımından, ekspertiz tarihindeki gerçek değerlerin tespiti ile ortaya çıkacaktır. Mahkemece, satışı gerçekleştirilen 6 adet taşınmazın ekspertiz tarihlerindeki gerçek değerleri ile davalı elemanlarınca tanzim edilen ekspertiz raporlarında belirlenen değerler arasındaki fark ve bu fark nedeniyle davacının somut olarak uğradığı zarar bilirkişi marifeti ile tespit edilerek bu meblağın davacı zararı olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddi doğru olmamıştır.
3.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları bakımından;
İcra takipleri kapsamında henüz satışı yapılmamış olan 6 adet taşınmaz bakımından ise; henüz zararın doğup doğmadığı tespit edilemediğinden, mahkemece yapılan erken dava değerlendirmesi yerinde olup, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1-Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.