Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3253 K.2025/3919

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3253 📋 K. 2025/3919 📅 29.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3253 E.  ,  2025/3919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/204 E., 2025/109 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili, davalı ... vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mülkiyetinde bulunan taşınmazın ilköğretim arsası olan kısmına davalı tarafından izinsiz bir şekilde servis alanı olarak kullanılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek, haksız el atmanın önlenmesi ile yıkıma ve belirlenecek zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Asli müdahale talebinde bulunan vekili, dava konusu 46543 ada 3 parsel üzerindeki ölçü krokisinde (B) ile gösterilen alandaki oto yıkama yapısının mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespiti ile bu kısma yönelik davanın reddini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
1. Mahkemenin 07.04.2011 tarihli ve 2011/17 Esas, 2011/127 Karar sayılı kararıyla yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer olan Sincan Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
2. Yetkisizlik kararı üzerine davaya bakan Sincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2011/246 Esas, 2012/239 Karar sayılı kararıyla tapu kaydına üstünlük tanınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne; Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi, 46543 ada 3 parsel sayılı taşınmaza davalının fen bilirkişisinin 21.03.2012 havale tarihli krokili raporunda (2) numara ile gösterilen 127 m²'lik alana vaki müdahalesinin men'i ile bu alandaki oto yıkama ünitesi, kabin ve idari binanın kâl'ine, Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi, 46543 ada 3 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 21.03.2012 havale tarihli krokili raporunda (2) numara ile belirtilen alana ilişkin olarak hesaplanan 4.500,00 TL fuzuli işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen 18.09.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarihli ve 2012/15821 Esas, 2013/4669 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme Kararı
1. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarihli ilamına karşı süresi içinde davalı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.12.2013 tarihli ve 2013/13861 Esas, 2013/17433 Karar sayılı ilamında; yetkisizlik kararı 26.05.2011 tarihinde kesinleştiği halde, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.05.2011 tarihli yazısı ile dosyanın re'sen yetkili Sincan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği görülmekle, HMK'nın 20/1. maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Direnme Kararı
Mahkemece, 25.03.2014 tarihli ve 2014/59 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararıyla; olayda uygulanması gereken kanun hükümlerinin yetkisizlik kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri olduğu, HUMK'un 193. maddesine göre yetkisizlik kararı üzerine dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için yetkili (veya yetkisiz) mahkemeye yapılacak başvurunun kural olarak bir dilekçe ile yapılacağı, ancak başvurma dilekçesi için bir şeklin öngörülmediği, on günlük süre içerisinde yetkili (veya yetkisiz) mahkemeye başvurarak karşı tarafa yapılacak tebligat giderinin ödenmesinin de gerekli ve yeterli olduğu, tebligatın bu on günlük süre içinde yapılmasının şart olmayıp, gecikmiş olmasının davanın açılmamış sayılmasını gerektirmeyeceği, somut olayda da davacı tarafın yasal on günlük süre içerisinde mahkemeye başvurarak davetiye tebliğ giderini yatırdığı ve yasal düzenleme gereğini yerine getirdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Mahkemenin direnme kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmaları üzerine; Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli ve 2018/1-502 Esas, 2018/1049 Karar sayılı kararıyla; “...Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.04.2011 gün ve 2011/17 Esas, 2011/127 Karar sayılı yetkisizlik kararının 26.05.2011 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkemenin 27.05.2011 tarihli yazısı ile dosyayı yetkili Sincan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiği, davacı vekilince dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebini içeren bir dilekçe dava dosyası içerisinde bulunmamakta ise de, gönderme yazısı ekindeki açıklamadan karşı tarafa yetkili mahkemede tebligat yaptırmak için gerekli tebligat giderinin davacı tarafça yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, HUMK'nun 193 üncü maddesinde öngörülen usul işleminin on günlük hak düşürücü süre içerisinde yerine getirildiği ve davanın açılmamış sayılması koşullarının oluşmadığı açıktır. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan hususlara değinen ve HUMK'nun 193/son maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılması koşullarının oluşmadığını kabul eden direnme kararı yerindedir. Ne var ki, bozma nedenine göre davanın esasına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir...” gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/11798 Esas, 2021/1572 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (re'sen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) araştırma ve inceleme yapılması, oluşacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının (vekalete ilişkin) şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
F. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.02.2022 tarihli ve 2023/5795 Esas, 2024/962 Karar sayılı kararıyla; müdahalenin men’i davası yönünden daha önce mahkemece verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kısmen kabul kısmen reddine, 9.175,39 TL haksız işgal tazminatının ilk davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
G. Üçüncü Bozma Kararı
Mahkemenin 17.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve asli müdahale talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2018/11798 Esas, 2021/1572 Karar sayılı bozma ilamı ile asli müdahale talebinde bulunanın temyiz itirazlarının reddine, davacının sair temyiz itirazlarının reddiyle, yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (re'sen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) araştırma ve inceleme yapılması, oluşacak sonuca göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan bozma ilamı ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bozma ilamı öncesindeki (oto yıkama yerine yönelik) men’i müdahale ve kâl’e ilişkin kısım kesinleşmediği, hal böyle olunca bozma ilamı sonrasında oto yıkama yerine ilişkin men’i müdahale ve kâl talebi yönünden de olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile müdahalenin men’i davası yönünden daha önce Mahkemece verilen kararın kesinleşmiş olduğundan bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hüküm bozulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekilince; ... davalı olmadığından reddedilen kısım yönünden lehine vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığı, davaya dahil etme talepleri olmadığı, 26.01.2022 tarihli rapora göre ecrimisil tutarının 129.756,00 TL olarak hesaplandığı, ancak Mahkemece 9.175 TL'ye hükmedildiği, bunun neye göre yapıldığının anlaşılamadığı ileri sürülmüştür.
2. Davalı AVM vekilince; müdahale konusu yerde ... Belediyesinin irtifak hakkının olduğu, ihbar olunan Belediye davanın reddini istediği, asli müdahale talebinde bulunan kişinin oto yıkama için yapı kayıt belgesi aldığı, her ne kadar belge iptal edilse de kanun yolunun açık olduğu, buna yönelik bir araştırma yapılmadığı, davaya konu yer Hazineye ait olup, Belediyenin irtifak hakkı bulunduğu ve yapı kayıt belgesi alındığı, davacının mülkiyet hakkının bulunmadığı, oto yıkamanın asli müdahil tarafından kullanıldığı, davalının kullanımının olmadığı, ecrimisil talebinin reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
3. Asli müdahil vekilince; dava konusu yerde İl Özel İdaresinin kullanımı olmadığından öncelikle husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği, Hazine adına kayıtlı yerlerde alınan yapı kayıt belgesinde satış yapılma ihtimali olduğunun açık olduğu, ancak bu hususun hiç araştırılmadığını ileri sürmüştür.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asli müdahale talebinde bulunan vekili ile davalı AVM vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının temyiz itirazlarına gelince; ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Somut olayda; Mahkemenin gerekçesinde, bilirkişi raporunda el atmanın önlenmesi davasına konu edilen tüm alanlar yönünden ecrimisil hesabı yapılmış, oysa 21.03.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporunda davalının yalnızca kırmızı renkle taralı ve (2) numara ile gösterilen 127 metrekarelik alana yönelik müdahalesinin vaki olduğu kabul edilmiş ve yalnızca bu kısma yönelik ecrimisil talep edebileceği belirtilerek re'sen yapılan hesaplamada 127 metrekarelik bu kısma isabet eden 9.175,39 TL ecrimisil bedeli hüküm altına alınmıştır. İncelenen bilirkişi raporunda davaya konu edilen yerlere ilişkin ayrı ayrı bir hesaplama yapılmadığı gibi Mahkemece müdahalenin olduğu kabul edilen yere ilgili re'sen yapılan hesaplamanın da ne şekilde yapıldığı açıklanmamıştır. Bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun da, Mahkemece re'sen yapılan hesaplamanın da Yargıtay denetimine elverişli olmadığı açıktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 vd. maddelerine uygun olarak somut bilgi ve belgeye dayanan ve denetime açık bilimsel verilere uygun bir rapor alındıktan sonra ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen karar doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
3. Öte yandan, ... davada ihbar olunan sıfatında olup, yargılama aşamasında taraf sıfatı kazanmamıştır. İhbar olunan kişi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebepelerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.