Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3081 K.2025/3892
7. Hukuk Dairesi 2025/3081 E. , 2025/3892 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/192 E., 2025/687 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/244 E., 2020/396 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi olan annesi tarafından İstanbul ili, Sultangazi ilçesi, ... Mahallesi, 909 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 1.741 m²'ye tekabül eden hissesinin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı ... 'den satın alındığını ancak hissenin bölünmesinin mümkün olmaması nedeni ile davacının murisi adına tescilinin yapılamadığını, davacının taşınmazda işletmesinin bulunması nedeniyle aynı taşınmazda hissedar olan davalı ile 12.10.2004 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmede davalı tarafından açılan ön alım davasında masrafların yarısının davacı tarafından ödenmesi hâlinde 1741 m²'lik hissenin davacı adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye bağlı olarak açılan ön alım davasında masrafların yarısının davacı tarafından ödenmesine ve yargılama sonunda dava konusu payın davalı adına tesciline karar verilmesine karşın davalı tarafından sözleşme gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı 1741 m²'ye tekabül eden 1741/49750 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tesciline karar verilmemesi hâlinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespiti ile belirlenen bu bedelin tazminat olarak işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından edimler ifa edilmediğinden sözleşmenin yerine getirilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2018 tarihli, 2014/414 Esas, 2018/562 Karar sayılı kararı ile tapu iptali ve tescili talebinin reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının dava tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın inanç sözleşmesinden kaynaklandığı belirtilmek suretiyle taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığı hususunun araştırılması yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli 2019/244 Esas, 2020/396 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın tapu iptali ve tescili talebi yerinde görülmediğinden reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının dava tarihi olan 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III.2) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli 2021/1271 Esas, 2021/1351 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan 20.05.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.04.2023 tarihli, 2021/6705 Esas, 2023/2103 Karar sayılı ilâmı ile; "...taraflar arasında inanç ilişkisinin bulunduğu, tarafların arasında bu yönde 12.10.2004 tarihli adi yazılı sözleşmenin düzenlendiği, inanç sözleşmesinin içeriğinde Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen önalım davasında, davacı (eldeki davada davalı) ...’in ödemesi gereken bedelin ve masrafların yarısının ... (davacı) tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı ancak davacı tarafça ödeme hususunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesi gereği senetle ispat edilemediği, bu durumda Mahkemece, inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescile karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin 11.04.2023 tarihli bozma ilâmına uyarak yaptığı yargılama sonucu, 14.04.2024 tarihli, 2023/3341 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararı ile inanç sözleşmesi uyarınca davacı tarafından ön alım bedeli ve dava masraflarının yarısının davalı ... adına ödediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (V.2) numaralı bentte yer alan 11.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 20.10.2024 tarihli, 2024/2779 Esas, 2024/4819 Karar sayılı ilâmı ile; "...somut olayda, davacı ... tarafından açılan tapu iptali ve tescil ile alacak istemli davada, İlk Derece Mahkemesince 18.11.2018 tarihinde tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 80.346,27TL maddi tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın taraflardan sadece davacı ... tarafından istinaf edildiği, davalı ...'nın karara karşı bir itirazının olmadığının anlaşıldığı, bu durumda davacı ... yönünden kanun yoluna götürülmeyen ve İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan 80.346,27 TL tazminat yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacının usuli kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, karar verilmiştir.
4.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yaptığı yargılama sonucu yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 80.346,27 TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (V.4) numaralı bentte belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle:
1.Dava konusu işlemin hukuki niteliğinin inanç ilişkisi olmakla bu nitelemenin mahkemenin kabulünde bulunduğunu, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin aksine tapu iptali tescil isteminin ödemenin ispatlanmadığı gerekçesi ile reddinin hatalı olduğunu,
2.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği karar ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesince verilen kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu,
3.Davacı tarafından önalım davasına konu masrafların ödediğini gösterir makbuzun teslimi için davalı vekiline 12.01.2024 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, bu ihtardan sonra davalı vekilince gönderilen tahsilat makbuzun dosyaya sunulduğunu,
4.Yargıtay tarafından verilen son yıllara ait kararlarda, senetle ispat kuralının istisnaları arasına hayatın olağan akışına aykırılık ilkesinin alındığını,
5.Tazminat yönünden usulü kazanılmış hakkın doğduğunun kabul edilmesi hâlinde, satış bedeli ve masrafların da davalıya ödendiği hususunun aynı hak kapsamında kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.