Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2762 K.2025/3915

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2762 📋 K. 2025/3915 📅 29.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/2762 E.  ,  2025/3915 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/161 E., 2024/684 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... dışındaki tarafların ortak murisi ...'in, Hazineye ait dava konusu 1391 parsel sayılı taşınmaz üzerine 1987 yılında gecekondu yaptığını ve ölene kadar bu gecekonduda yaşadığını, 03.06.2005 tarihinde vefat ettiğini, daha sonra taşınmazın Hazine yararına değerlendirilmesi için orman sınırları dışına çıkarıldığını ve 4706 sayılı Yasa gereği hak sahiplerine satış işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için Hazine tarafından 14.05.2015 tarihinde ... Belediyesine devredildiğini, gecekondu üzerindeki hak sahipliğinin ise miras yoluyla ... mirasçılarına geçtiğini, ancak davalı mirasçı ...'in ... Belediyesine başvurarak sadece kendisinin hak sahibi olduğunu beyan ettiğini ve bu beyan üzerine kendisine 4706 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince taksitle satış yapıldığını, henüz devir işlemlerinin gerçekleşmediğini, müvekkillerinin iyiniyetli olarak murisin ölümünden sonra gecekonduda davalı ...'in oturmasına rıza gösterdiklerini ileri sürerek davalının hak sahipliğinin iptali ile muris ...’in tüm mirasçılarının hak sahibi olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 4706 sayılı yasanın 5. maddesine göre yapılan protokol kapsamında Maliye Hazinesinden devralınarak belediye adına tescil edildiğini, ... Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 10.04.2014 tarihli taşınmaz tespit tutanağında gecekondunun işgalcisinin ... olarak bildirildiğini, yine tespit tutanaklarından taşınmazdaki gecekondunun 01.11.2002 tarihinde 5.000.000 TL karşılığında müteveffa ... tarafından ...'e satıldığının anlaşıldığını, tespit tutanakları ile sabit bu durum karşısında yapılan satıştan ötürü belediyeye herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın müvekkili belediye yönünden husumet yokluğundan ve esastan reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, muris ...'in dava konusu taşınmazı 01.11.2002 tarihli gecekondu satış sözleşmesi ile müvekkiline sattığını, taşınmazı satın aldıktan sonra gecekonduya ilişkin tüm vergilerin müvekkilince ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3. Dahili davalı ..., 15.12.2017 tarihli dilekçesi ile eşi ...’in sağlığında ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan gecekonduyu davalı ...’ye sattığını ve yıllardır ...'nin kullanımında olduğunu belirterek davaya rızasının bulunmadığını bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli ve 2016/223 E., 2018/9 K., sayılı kararı ile "...her ne kadar davacılar vekili tarafından, gecekondu satış sözleşmesinin altındaki imzanın murise ait olmadığı iddia edilerek imza incelemesi yapılması talep edilmiş ise de bu talebin, tanık beyanları alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verildiği, tanık beyanları alındıktan sonraki celsede ise davacılar vekilinin, dosyanın tekemmül ettiğini beyan ederek sözlü yargılama aşamasına geçilmesini istediği ve bunun üzerine sözlü yargılamaya geçildiği; öte yandan, gecekondu satış sözleşmesinin tanıklarından ... ile dahili davalı ...’in beyanlarıyla desteklenen satış senedi kapsamına göre, dava konusu taşınmazdaki gecekondunun zilyetliğinin davalıya devredildiğinin sabit olduğu..." gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden esastan; davalı ... Belediyesi yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararı ile "...gecekondu satış sözleşmesindeki imzanın murise ait olmadığının davacı tarafça açıkça ileri sürülmediği ve davacıların yasa gereği belediyeye başvurularının da bulunmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "Eldeki davada ise, her ne kadar murisin eşi (mirasçı) ..., davalı olarak davaya dahil edilmiş ise de, mahkemeye sunduğu 15.12.2017 tarihli dilekçesi ile davaya muvafakatinin olmadığını bildirdiğinden ve bu nedenle ortakların tümünün davaya muvafakati sağlanamamış olduğundan mahkemece, TMK’nın 640. maddesi hükmüne göre murisin terekesine temsilci atanması için davacı tarafa süre verilmesi; daha sonra işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, dava konusu taşınmaz üzerindeki gecekondunun zilyetliğinin, tarafların ortak murisi ... tarafından, 01.11.2002 tarihli gecekondu satış sözleşmesi ile davalıya devredildiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece, tarafların tüm delilleri de toplanmak suretiyle tespit tutanağında belirtilen dava konusu gecekondunun işgalcisinin kim olduğunun araştırılıp tespit edilmesi; bu yerle ilgili olarak satıcısı ..., alıcısı ... olan adi yazılı şekilde düzenlenmiş 01.11.2002 tarihli “gecekondu satış sözleşmesi” başlıklı belgedeki yazı ile satıcı (muris) ...’e atfedilen imzaya davacı tarafça itiraz edildiğinden, bu hususta da gerekli incelemenin yapılarak, imzanın muris ...’e ait olup olmadığının belirlenmesi ve daha sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme metnini doğrulayan tarafsız mahalli bilirkişi beyanları ve dosya kapsamı ile çelişmeyen davalı tanık beyanları kapsamında dava konusu taşınmazın zilyetlik haklarının davalı tarafa devredildiği taşınmaz kullanıcısının davalı olduğunun sabit olduğu, davalı ... Belediyesinin iş bu dava yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Tereke temsilcisi temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının kulaktan dolma bilgilere ve davalının yönlendirmelerine dayalı olduğunu, taşınmazın davalı ...'ye devredilmesine davacıların muvafakatinin olmadığını, satışa ilişkin belgenin aslı olmadığını, muris ...'nin imzasının aslının temin edilemediğini, mahalli bilirkişilerin yaşları itibariyle taşınmazla ilgili gerçek, görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, davalılar tarafından yönlendirildiğini, mahkemenin davacı tanıklarının beyanlarına neden itibar etmediğini belirtmediğini belirterek ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4706 sayılı kanun uyarınca hak sahipliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tereke temsilcisinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.