Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/313 K.2025/3905
7. Hukuk Dairesi 2025/313 E. , 2025/3905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/512 E., 2024/1784 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/35 E., 2023/421 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 301 ada 786 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının taşınmazdan paylar satın aldığını, müvekkiline bildirim yapılmadığını, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalının payının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda fiili taksim yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın yasal ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, fiili taksim iddiasının davacının bir tanığı ve davalının tanıklarının beyanından tespit edildiği, ayrıca taşınmaz üzerinde birden fazla bağımsız yapı bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "tarafların dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, davanın süresi içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazda fiili taksim olgusunun bulunduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.
2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.01.2025 tarihli ek kararı ile; kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin Dairenin 21.11.2024 tarihli 2024/512 Esas 2024/1784 Karar sayılı kararını temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf talebinin reddine karar verdiğinden hüküm 21.11.2024 tarihinde kesinleştirilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve 02.01.2025 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazda fiili taksimin bulunmadığını,
b. Miktar itibariyle temyize tabi olan kararın bölge adliye mahkemesince sehven kesin olarak hüküm altına alındığını, beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava değeri 2.508.453,00 TL olarak belirlendiği ve harç bu değer üzerinden tamamlandığından dava değerinin temyiz kesinlik sınırının üstünde kaldığı açık olduğundan davacı vekilinin kararı temyiz etme hakkının bulunduğu tespit edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince kararın ''kesin'' olması nedeniyle davacı vekilinin temyiz etmemiş sayılmasına
ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesinin 02.01.2025 tarihli ek kararının ve İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2024 tarihli kesinleşme şerhinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Davanın esası hakkında yapılan temyiz itirazlarına gelince;
Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince, Mahkemece davalının fiili taksim savunması yönünden yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu 301 ada 786 parsel sayılı taşınmazda, davacı 22.12.2020 tarihli 28918 yevmiye numaralı satış işlemi ile ... mirasçılarından, 18.11.2020 tarihli 25937 yevmiye numaralı satış işlemi ile ... kızı ...’den pay satın almıştır. Ancak mahkemece sadece 22.12.2020 tarihli 28918 yevmiye numaralı satış işlemi ile ... mirasçılarından alınan paya ilişkin dava konusu taşınmazda ... mirasçılarının kullandığı bir alan olup olmadığı araştırılmış olmasına rağmen; davacının ve 18.11.2020 tarihli 25937 yevmiye numaralı satış işlemi ile pay satan ... kızı ...’in taşınmazda kullandığı bir alan olup olmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece, taşınmaz üzerinde fiili taksim olup olmadığı varsa taşınmazın hangi bölümünün kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususları açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak HMK 259/2 maddesi gereğince tarafların tüm delilleri keşifte değerlendirilip, tanıkları taşınmaz başında dinlenerek davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişkili beyanlar varsa giderilerek ve tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle fiili taksimin mevcut olup olmadığı saptanmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.01.2025 tarihli ek kararın ve ilk derece mahkemesince verilen 21.11.2024 tarihli kesinleşme şerhinin BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.