Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3547 K.2025/3920

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3547 📋 K. 2025/3920 📅 29.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3547 E.  ,  2025/3920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/194 E., 2024/224 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar dava dilekçesinde özetle; Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.05.2010 tarihli ve 2010/581 Esas, 2010/710 Karar sayılı kararı ile ...'nin vasiyetnamesinin açılmasına ilişkin kararın tenfizine karar verilmesini talep etmişlerdir.
2. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile vasiyetin tenfizi olarak açılan davanın vasiyetnamenin aynen ifası bağlamında vasiyet edilen taşınmaz malların tapularının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin hukuki ehliyetsizlik sebebiyle hata, hile ve korkutma ile yapıldığından vasiyetnamenin iptalini, kabul edilmezse saklı pay mirasçısı olduğundan tenkis def'inde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.06.2012 tarihli kararıyla; vasiyetnamenin açılması ile ilgili olarak Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen 2010/581 Esas sayılı dosyada mirasçılara 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 597. maddesi uyarınca henüz tebligatların yapılmadığı, bu sebeple de gerekli yasal sürelerin dolmadığı gerekçesiyle usulüne uygun açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 12.06.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 19.11.2012 tarihli ve 2012/17795 Esas, 2012/23824 Karar sayılı ilâmıyla vasiyetnamenin davalıya okunduğu tarih ile iş bu dava tarihi arasında 4721 sayılı Kanun'un 559. maddesinde iptal için öngörülen sürenin dolduğu, davalı tarafça vasiyetnamenin iptaline yönelik dava açıldığının da ileri sürülmediği, davanın esasına girilerek taraf delillerinin usulünce toplanılıp değerlendirilmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği açıklanarak karar bozulmuştur.
2. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 11.11.2014 tarihli karar ile davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde vasiyetnamenin iptali ve tenkisi def'i olarak ileri sürülmüş ise de, bozma ilâmında da belirtildiği üzere 4721 sayılı Kanun'un 559. maddesindeki iptal için öngörülen sürenin dolduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, vasiyete konu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile eşit olarak davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından 11.11.2014 tarihli kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.02.2016 tarihli ve 2015/18115 Esas, 2016/995 Karar sayılı ilâmıyla; davalı vekili tarafından def'i yoluyla ileri sürülen hükümsüzlük ve tenkis iddialarının incelenmesi gerekirken, uyulan bozma ilâmının yanılgılı değerlendirilmesi suretiyle bu iddialar incelenmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemece Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.02.2016 tarihli ve 2015/18115 Esas, 2016/995 Karar sayılı ilâmına uyularak verilen 20.11.2020 tarihli karar ile davanın kısmen kabulü ile 849 ve 824 parsel sayılı taşınmazlardaki davalının murisi olan ...'den davalıya intikal eden hisselerin 1/2 sinin iptali ile muris ... tarafından yapılan .... Noterliğinin 02.09.2004 tarihli ve ... yevmiye No.lu vasiyetname içeriğine göre tenfizi ile davacılar adına eşit oranda tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından 20.11.2020 tarihli kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 27.05.2021 tarihli ve 2021/2267 Esas, 2021/5649 Karar sayılı ilâmında; Mahkemece, her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davalı tarafından def’i yoluyla ileri sürülen hükümsüzlük iddiasının, bu iddia kabul görmediği takdirde ise tenkis iddiasının usulünce incelenerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği açıkça ifade edilmesine rağmen; hükümsüzlük def’ine yönelik usulüne uygun herhangi bir inceleme yapılmaksızın tenkis iddiası incelenerek sonucuna göre karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının hükümsüzlük iddialarına karşın, vasiyet eden ...'nin akıl sağlığının yerinde olduğu, ilgili notere hastane raporları ile başvurduğu, dinlenen tanık beyanlarında anlaşıldığı üzere vasiyet edenin vasiyet tarihi itibariyle bakıma ihtiyaç duymadığı, kendi işlerini kendi gördüğü, pazarda satış yaptığı durumları değerlendirilerek, vasiyet edenin akıl sağlığının yerinde olduğu kanısına varılmış, ayrıca Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda da, Bafra Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/37 Esas sayılı veraset dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş olup ATK'nın 28.11.2022 tarihli raporuna göre muris ...'nin vasiyetname tarihinde akli dengesinin yerinde olduğu belirtilmiş olup dosya kapsamına ve ATK Raporuna göre hükümsüzlük defi kabul görmemiş;
Tenkis defi yönünden ise vasiyet edenin ölüm tarihi itibariyle malvarlığı araştırılmış, kolluk araştırması ile saptanan, gram ve adeti belli olmayan bilezikten başkaca bir malvarlığı bulunmamış, söz konusu bilezikler yönünden ise beyana dayalı soyut bilgiler dışında, bilezik sayısı, ağırlığı ve cinsi belli olmadığından, vasiyet edenin ölüm tarihi itibari ile davaya konu taşınmazlar dışında bir malvarlığı tespit edilememiş olup davaya konu taşınmazların tamamının vasiyet edilmesinin davalının saklı payına tecavüz niteliğinde olduğu görülmüş, davaya konu taşınmazın 5/40 oranında bölünmesi noktasında herhangi bir sakınca bulunmadığından davalının saklı payı da gözetilerek davanın kısmen kabulü ile; dava konusu Samsun ili, Alaçam ilçesi, ... Köyü 849 ve 824 parsel sayılı taşınmazlardaki davalının murisi ...'den davalıya intikal eden hisselerin 1/2'sinin iptali ile muris ... tarafından yapılan .... Noterliğinin 02.09.2004 tarihli ... yevmiye nolu vasiyetname içeriğine göre tenfizi ile davacılar adına eşit oranda tapuya kayıt ve tesciline (davacı ... mirasçıları yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden ... düşmesi lazım gelen hisselerin davalı üzerinde bırakılması sureti ile) karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin hata, hile ve baskı neticesinde düzenlettirildiğini, vasiyetname yapılırken murise ölünceye kadar bakacakları vaadinde bulundukları hâlde bakmadıkları, davacıların kök murisleri ...'dan bir şey alamadıklarını ancak muris ...'nin yaşlılığından faydalanarak bu işlemi yaptırdıklarını, murisin gerçek arzusunun öz çocuğu varken üvey çocuklarına mal bırakmak olamayacağını, bu durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, muris vasiyetnameden dönme arzusu içinde olup davalı kızını da bu hususta vasi olarak atadığını, vasiyetnamenin şekil şartına aykırı yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi, davalı tarafça def'i yoluyla ileri sürülen vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün tespiti olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde kararda bulunması gereken hususlar tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Kararda yazılması gereken hüküm sonucu, kararın en önemli kısmıdır. Hükmün sonucunun bu nedenle açık olarak yazılması gerekir. Hüküm sonucu, “hüküm fıkrası” ya da “kısa karar” olarak da ifade edilmektedir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin istem sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt yaratmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir (HMK m. 297/2). Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Bu husus, davada taraflar kadar, kararı gerekirse daha sonra zorla yerine getirecek olan icra memuru için de önemlidir. Bu sebeple kanun koyucu, hüküm fıkrasının açık yazılmasını hem tarif etmiş, hem de açık yazılmasını belirttikten sonra, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılmasını özellikle istemiştir (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet:Medeni Usul Hukuku, 2018, 6. Bası, s. 422).
2. Bu itibarla, Mahkemece verilen hüküm fıkrasının açık ve icra edilebilir olması gereklidir. Aksi hâlde hukukî belirlilik gereği açık ve infaz kabiliyeti bulunması gereken hüküm fıkrasının özellikle icrası sırasında şüphe veya tereddütler doğmasına ve hükmün icra edilememesi gibi durumlarla karşılaşılır.
3. Somut olayda; Mahkemece hükümde davalının hissesinin 1/2'sinin iptali ile davacılar ... ve ... yönünden vasiyetname içeriğine göre eşit oranda tesciline karar verilmesi, devamında davacı ...'ya düşecek payın davalı üzerinde bırakıldığının belirtilmesi çelişki olmuşturmaktadır. Davalının tenkis isteminde miras payının 1/2'si saklı payı olduğundan davacı tarafta bulunacak kişi sayısının bu miktarı değiştirmeyeceği gözetildiğinde, davalıda kalan 1/2 pay içerisinde hakkında tefrik kararı verilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilen ve eldeki davada taraf olmayan ancak vasiyetnamede vasiyet alacaklılarından olan ...'nın da payının kaldığı şeklinde kurulan hüküm çelişkili olduğu için infazda tereddüte neden olacaktır. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine uygun bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebepelerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.