Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3243 K.2025/3890

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3243 📋 K. 2025/3890 📅 29.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3243 E.  ,  2025/3890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/218 E., 2024/394 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi 1056 parsel sayılı taşınmazın evvelce davacı adına kayıtlı iken davalı ...Ş. ile yapılan 24.06.2014 tarihli bayilik protokolü çerçevesinde davalı Şirkete devredildiğini, 10 yıl süreli sözleşme gereği taşınmaz kaydının davalı Şirket üzerinde kalacağı, bu sürenin sonunda da bayinin borcunun bulunmaması hâlinde davacıya geri verileceği konusunda anlaşmaya varıldığı hâlde davalı Şirketin taşınmazı diğer davalı ...'a devrettiğini beyanla 1056 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı davacının da muvafakati ile diğer davalıdan satın aldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
2. Asli müdâhil müdahale talep dilekçesinde; tapu kayıt malikiyken dava konusu taşınmazı inanç sözleşmesiyle davalı Şirkete devrettiğini, taşınmazdaki petrol işletmesini ise ...'ya adi yazılı sözleşmeyle devrettiğini belirterek davaya asli müdâhil talebinde bulunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.07.2016 tarihli ve 2015/90 Esas, 2016/315 Karar sayılı kararıyla ... ilçesi, ... Kasabası, ... Mevkii, 1056 parsel sayılı taşınmaz davacı adına kayıtlı iken borç ödeme işletme ve bayilik protokolü çerçevesinde davalı ... Petrol A.Ş'ye devredildiği, davalı ... Petrolcülük tarafından taşınmazın daha sonra diğer davalı ...'a devredildiği, sözleşme hükümleri gereğince taşınmazın 10 yıl sonrasında tekrar davacıya geçirileceğinden bahisle dava açılmış ise de; davalı ... tarafından sunulan 03.06.2014 tarihli protokol örneğinde dava konusu yerin davalının eşine satışı konusunda anlaşıldığı, davacı ...'nın da protokolde imzasının bulunduğu, daha sonra yerin davalıya devredildiği, bu hâliyle davacının satıştan haberdar olduğu, bu yerin tapu iptalini istemesinde iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.07.2016 tarihli ve 2015/90 Esas, 2016/315 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli ve 2017/895 Esas, 2020/8477 Karar sayılı kararında; "...Mahkemece öncelikle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi gereğince, hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının kendi mülkiyet hakkına dayalı olarak mı yoksa murislerinin mülkiyet hakkına dayalı olarak mı tescil talebinde bulunduğu tespit edilmelidir. Davacı tapudaki mülkiyet hakkına dayalı olarak tescil talebinde bulunmakta ise; hiçbir zaman taşınmazda malik olmadığından ve tescile dair haklı ve hukuki sebep bulunmadığından şimdiki gibi davanın reddine karar vermek gerekmektedir. Davacının murislerinin mülkiyet hakkına dayanması hâlinde ise murisin sağ olması hâlinde taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Tedavüllü tapu kayıtlarına göre kayıt maliki ...’nın ölü olduğunun tespiti ve davacının miras hakkına dayalı olarak dava açtığının belirlenmesi hâlinde ise bu kez diğer mirasçıların davaya muvafakatının sağlanması yahut terekeye temsilci tayininden sonra inanç ilişkisi hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.12.2022 tarihli ve 2021/118 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararıyla; 08.09.2022 tarihli 6 No.lu celsede dava değeri belirlenip harç ikmali için kesin süre verildiği, davacı ve asli müdâhil tarafından kesin süre içerisinde harcın yatırılmadığından dosyanın 492 sayılı Harçlar Kanunu 30. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, aradan geçen 3 aylık süre içerisinde harç yatırılmadığı ve yenileme talep edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 30.12.2022 tarihli ve 2021/118 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.04.2023 tarihli ve 2023/1554 Esas, 2023/2167 Karar sayılı kararında; "... Davacı vekili ve asli müdâhil dava konusu taşınmazın değerinden "şimdilik" ibaresiyle 40.000,00 TL'nin hüküm altına alınmasını istediklerinden dava 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinde belirtilen kısmı dava niteliğindedir.
Davacı vekili ve asli müdâhil tarafından ıslah dilekçesi 16.06.2022 tarihli duruşmada verilen ara kararı gereği sonraki duruşma tarihi olan 08.09.2022'den önce verildiğinden yargılamaya esas alınacak talep miktarı ıslah dilekçesinde belirtilen talep miktarıdır.
Mahkemece öncelikle yapılması gereken iş, önceki ara kararın son günü olan 08.09.2022'den önce verilen ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacı ve asli müdâhil açısından 40.000,00 TL üzerinden eksik nispi harcın tamamlanması için süre vermektir. Buna aykırı olacak şekilde 08.09.2022 tarihli duruşmada davacı vekili ve asli müdâhilin ıslah dilekçesi dikkate alınmadan önceki ara kararda belirlenen eksik nispi harcın tamamlanmadığından bahisle dosyanın işlemden kaldırılmasına, akabinde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmediği..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D.Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.11.2024 tarihli ve 2023/218 Esas, 2024/394 Karar sayılı kararıyla, dosya kapsamına alınan belgeler ve işlemlere göre davacı ...'nın akaryakıt istasyonun bulunduğu arsa ile bayilik işlemleri için yetkili kılındığının anlaşıldığı, davalı Şirket adına yatırılan ödeme dekontlarında imzalarının bulunduğu, davalılar arasındaki devirlerden haberdar olduğu, dava konusu edilen devir ve işlemlerin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği, yine dosya kapsamına göre davacıya tam yetki verdiği anlaşılan ...'nın da davacının yaptığı işlemlere yönelik katlanma yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle davacı ve asli müdâhilin davalarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, asli müdâhilin dava konusu taşınmazı inanç gereği taşınmazı davalı Şirkete devrettiğini, borç bitince inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın davacıya devredilmesi gerekirken davalı ...'ye devredildiğini, dava konusu 1056 parsel sayılı taşınmazı ise davacı ...'nın ... ve ...'dan satın aldığını ve aralarında yaptıkları sözleşmeye göre 1056 parsel sayılı taşınmazın borçların teminatı olarak davalı Şirkete devrettiklerini, borcun bitiminde geri alınacağının düzenlendiği, davacının önceki tapu maliki ile düzenlediği sözleşmeye istinaden dava açtığını, şirkete borçlar ödenmesine rağmen davalı Şirketin taşınmazı iade etmeyerek başka birisine devretmesinin inanç sözleşmesine aykırı olduğunu, davacı ve asli müdâhil için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.