Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2987 K.2025/3806

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2987 📋 K. 2025/3806 📅 23.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2987 E.  ,  2025/3806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1028 E., 2024/1230 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/324 E., 2024/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018 yılında kayınbiraderi ... adına kredi çekerek dava konusu 10 24... parsel sayılı taşınmazı satın aldığını, kredinin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin kızı olan davalı ...'in dava konusu evi satın almak istemesi üzerine davalı ...'e tapu devrinin yapıldığını, davacı ile davalı arasında alt soy-üst soy ilişkisi olmasından dolayı aralarında yazılı bir anlaşma düzenlemediklerini, davalı ...'in satış bedelini ödememesi üzerine müvekkilinin tapuyu geri istediğini, davalının ise iade etmediğini ve taşınmazın 1/2 payını eşi olan davalı ...'a devrettiğini öğrendiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline, olmazsa bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayla bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili adına bir tapu devrinin bulunmadığını ileri sürerek hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının dava açma hakkı bulunmadığını, dava konusu taşınmazı davacıdan değil ...'dan satın aldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden davalının dava konusu taşınmazda malik bulunmadığı anlaşıldığından davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise tanık beyanlarına göre taşınmazın kredi çekilmek suretiyle davacının kayınbiraderi adına alındığını, kredilerin davacı tarafından ödendiği, taşınmazın davacıya ait olduğu, davalının ise taşınmazı satın aldığı ancak bedelini ödemediği, Yargıtay içtihatlarına göre satış bedelinin ödenmemesi hâlinde tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceği, ancak davalı ...'in taşınmazın bedeli ödemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 230.000,00 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; davacının taşınmazın kredi taksitlerini tamamen ödediğine ilişkin yeterli araştırmanın yapılmadığını, taşınmazın rayiç bedeli üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, davacının iddia ettiği taşınmazın kredi taksitlerini ödediğini ispatlayamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kredi ödemelerini tapu maliki ...'ye ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiğini, davacının davasını 650.000,00 TL üzerinden harçlandırmasına rağmen reddedilen kısım yönünden davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, diğer yandan davalı ... yönünden de vekâlet ücretinin hatalı olarak hesaplandığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden; davacı, dava dilekçesinde davaya konu 10 24... parsel sayılı taşınmazın kendisine kredi çıkmaması üzerine inanç gereği davalıların mirasbırakanı olan kayınbiraderi ... adına satın alındığını, kredi taksitlerinin tamamının davacı tarafından ödendiği, davalının ise davacının kızı olduğu ve taşınmazı satın almak istediği, bu nedenle taşınmazın tapuda davalıya devredildiğini, ancak davalının davacıya satış bedelini ödememesi nedeniyle taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Dosya kapsamında iddia olunan inanç ilişkisinin tarafı olan ... mirasçılarının tanık olarak dinlendiği ve inanç işlemi gereği taşınmazın mirasbırakanları adına tescilinin yapıldığını beyan etmişlerdir. Buna karşılık olarak, davacı dava dilekçesinde taşınmazın davalıya satıldığının iddia olunduğu ve tanık beyanlarına göre taşınmazın davacının bilgisi dâhilinde davalıya satışının yapıldığı anlaşılmıştır.
3. Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60... . maddeleri gereğince, resmî şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. 4721 sayılı Kanun'un 706. maddesinde öngörülen resmî şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı Kanun'un 237. maddesinde "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır." şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmî memur önünde yapılmayan harici satışlara değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
4. "Senede karşı tanıkla ispat yasağı" kenar başlıklı 201. maddesinde, "(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü bulunmaktadır.
5. Her ne kadar davacı dava konusu taşınmazın inançlı işlem gereği kayınbiraderi adına tescilinin yapıldığını, daha sonra ise kendisi tarafından davalıya satıldığını iddia etse de davalının dava konusu taşınmazı ... mirasçılarından 17.08.2021 tarihli resmî senetle satın aldığı, resmî senette satış bedelinin satıcılara nakden ve tamamen ödendiği yazılıdır. Bu durumda satış bedelinin ödenmediğine ilişkin ispat yükü davacı taraftadır. Satış bedelinin ödenmediğine yönelik ileri sürülen iddianın, resmî senede karşı yapılmış bir iddia olması nedeniyle senede karşı iddianın aynı güçte yazılı delille kanıtlanması gerekir. İlk Derece Mahkemesince ise senede karşı tanıkla ispat yasağı gözardı edilerek tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle satış bedelinin ödenmediğinin sübut bulunduğu gerekçesiyle davalı aleyhine bedele hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, harici satış nedeniyle tapu iptali-tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince tapu iptali-tescil isteminin reddine, terditli tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteği esastan reddedilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairenin sayın çoğunluğu tarafından davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kabulü ile tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı, kardeşi ...'nin kendisinin nam-ı müstearı olduğunu ve resmî senette devri yapan ölü ... mirasçıları olsa da, davalı kızına haricen satışı kendisinin yaptığını ancak bedelinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı kayıt maliki iddiaları reddetmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, öncelikle çözülmesi gereken husus, davacının hakkının bir dayanağı olup olmadığı ve varsa bununu ispat edilip edilmediğidir. Davalı kayıt malikine taşınmazı devreden ölü ... mirasçıları davada yer almamış, davacı taşınmazın gerçek maliki olduğunu iddia ederken, taşınmaz bedeli olarak ...'nin çektiği kredinin borçlarını ödediğini belirtmiş ve ödeme ekstreleri sunmuştur. Bunun yanında, Mahkemece hukuki ilişkinin niteliği gözetilerek tanık dinlenme yoluna gidilmiş, ...'nin iki mirasçısı tanık sıfatıyla verdikleri ifadelerde; babaları ...'nin davacının nam-ı müstearı olduğunu belirterek davacının isteği üzerine taşınmazı davalı ...'e devrettiklerini, davalının bedeli davacıya ödemediğini beyan etmişlerdir.
Davacının iddia ettiği inançlı işlemin tarafı olmayan davalı kayıt maliki ... yönünden; inanç ilişkisi ileri sürülerek bir dava açılmadığı ve mülkiyetin naklinin yalnızca bedel ödememeye dayalı olarak istendiği gözetildiğinde tapu iptali tescil isteminin dinlenme imkanı bulunmadığından, davacının tapu iptaline ve bedelin rayiç değer olmasına yönelik temyiz itirazlarının reddedilmesi doğrudur. Sayın çoğunluk ile aramızda bu yönde bir görüş aykırılığı yoktur.
Ancak, taşınmazın bedelinin davalı ...'den alınması yönündeki hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılma imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; bozma kararında da belirtildiği gibi, tapuda yapılan resmî satış senedine karşı ancak aynı güçteki bir senet ile karşı çıkılabileceği kanun hükmü gereği ise de, gözden uzak tutulmaması gereken husus, davacının resmî senette satışı yapan kişi olmadığı hususudur. Bir başka ifade ile davacı resmî akdin tarafı değildir. Böyle bir durumda, senede karşı tanıkla yasağı hükümlerinin uygulanması da düşünülemez. Zira, davacının hakkını dayandırdığı nam-ı müstear ilişkisi, resmî akdin satıcı tarafında yer alan iki elbirliği ortağı tarafından mahkeme huzurunda açıklandığı ve tapu dışı harici satışın ispatlandığı gözetildiğinde, anne-kız arasındaki satış parasına yönelik ispatın da, HMK'nın 200. ve 203. maddeleri gereğince tanık beyanlarıyla yapılabileceğinde kuşku yoktur. Nitekim davacı tanıkları, davacı annenin satış parasının, davalı kızı tarafından ödenmediğini ifade etmişlerdir. Davalı, satış ilişkisini inkar etmiş ve davacıya bedel ödediğine yönelik bir delil sunmamıştır. Bu hâlde Mahkemenin bedele yönelik kabulü doğrudur.
Açıklanan nedenlerle, davadaki terditli bedel istemi yönünden hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmıyorum.