Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/413 K.2025/3691
7. Hukuk Dairesi 2025/413 E. , 2025/3691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2006/2323 E., 2006/3678 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, taşınmazların yaylak niteliğinde olduğunun HGK kararıyla belirlendiğini, özel mülkiyete konu olamayacağını, taşınmaza ev yapılmış olmasının kadim yayla özelliğini ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek tapu iptali ile yayla vasfı ile özel siciline kaydedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, yayla, otlak olmadığının, orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, eski tarım arazisi ve kültür arazisi konumunda olduğu, yaylak olarak bilinen yerlerden olmadığının belirtildiği, öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılanma ve yerleşme alanı haline getirilen ve özel mülkiyete konu hale getirilen bu yerin teknik bilirkişi raporlarına değer verilerek yayla olmadığı kanaatine varılmaması gerektiğine, dava konusu yer ... yaylası ismi ile maruf ve meşhur yerlerden olan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kamunun yararlandığı yayla niteliğindeki kamu mallarından olduğu, özel mülkiyete konu edilemeyeceği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının lehlerine olduğunu ancak dikkate alınmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, yayla siciline tescil istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinde yapılan tanıma göre; yaylak, çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde 20.06.2007 tarih ve 26558 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30.06.2007 tarihli 5685 sayılı Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la değişiklik yapılmış; "Belediye ve mücavir alanları sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediyeye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikleri taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada; nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak veya rayiç bedellerinini toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir" hükmü getirilmiştir.
09.03.1988 tarih ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa ve düzenleyici hüküm o Yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 sayılı Kanun'la 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. madde de yaptığı değişikliklerin uygulanıp uygulanmayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmaz Pozantı ilçesi, ... beldesinde bulunmaktadır. Burası ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı "... Yaylası" olarak anılmaktadır. Ancak, mahalinde fen, orman, ziraat mühendisleri ve mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın yaylak, kışlak, yayla, otlak olmadığının, orman tahdit sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, eski tarım arazisi ve kültür arazisi konumunda olduğu, yaylak olarak bilinen yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinin de şahıs taşınmazı olduğu, orman sayılmayan, toprak yapısı itibariyle kadim tarım toprağı vasfında olduğu bildirilmiş olup Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, bilirkişi raporlarıyla çelişecek şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylak yerlerden olduğu saptanırsa olayda hükmü aynen yukarıya yazılan 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalı, başka bir anlatımla yaylak olduğu saptanarak Yasa uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan kanun gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması da doğru görülmemiş bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının ilgiliye istek hâlinde iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.