Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3188 K.2025/3438

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3188 📋 K. 2025/3438 📅 08.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3188 E.  ,  2025/3438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/207 E., 2016/27 K.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak verilen karar bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 115 ada 4 parsel sayılı taşınmaza müvekkilinin, 115 ada 28 parsel sayılı taşınmazda ise davalının malik olduğunu, bu iki taşınmazın birbirine komşu olduğunu, davalının 115 ada 28 parsel sayılı taşınmazda evi olduğunu, söz konusu eve ait tüm atık suların müvekkiline ait taşınmaza aktığını, müvekkilinin taşınmazda bahçe tarımı yaptığını, atık suların zarar verdiğini, ayrıca davalıya ait taşınmazın müvekkilinin taşınmazından yüksekte olduğunu, bu yükseklik farkından dolayı yağmur suları nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşandığını, istinat duvarı yapılması gerektiğini, ihtarname tebliğ edildiğini ileri sürerek davanın kabulü ile müvekkiline ait bulunan 115 ada 4 parsel sayılı taşınmaza davalıya ait 115 ada 28 parsel sayılı taşınmazdan tüm atık suların akıtılması yönündeki her türlü haksız müdahalenin men'ine, istinat duvarı bedeli olarak 10.000,00 TL tazminatın fazla talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.12.2010 tarihli 2009/170 Esas, 2010/219 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 27.12.2010 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.04.2011 tarihli 2011/4290 Esas, 2011/4931 Karar sayılı kararıyla ".. çekişme konusu 4 parsel sayılı taşınmazın davacı adına; komşu 28 parsel sayılı taşınmazın ise davalı ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, her iki taşınmaz arasında kot farkı bulunduğu, (davacının taşınmazının aşağıda, davalının taşınmazının ise yukarıda olduğu ) sabittir.
Bilgisine başvurulan bilirkişi davalı taşınmazında açıktan akıtılan pis suyun çevre ve insan sağlığına zararlı olduğunu bu nedenle davacıya zarar verdiğini ,önlem olarakta, pis suyun kapalı bir kanalla ya da plastik boru ile son noktaya kadar götürülüp orada depolanması ve dolunca vidanjörle çekilmesi gerektiğini; diğer taraftan, her iki taşınmaz arasında kot farkı bulunduğunu, taşınmazların bu yapısı (davacının taşınmazının aşağıda, davalının taşınmazının ise yukarıda olması )nedeniyle iki taşınmaz arasına istinat duvarı yapılmasının zorunlu olduğunu rapor etmiştir.
Her ne kadar, taşınmazlar arasındaki mevcut istinat duvarınıın davacı tarafından yıkıldığı savunulmuş ise de, bu savunma kanıtlanmış değildir.
Öte yandan, komşu 28 sayılı parselin davalı dışındaki diğer paydaşlarında yapılacak istinat duvarı bedelinden sorumlu olacakları kuşkusuzudur.
Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun komşuluk hukukuna ilişkin 737. ve 738. mddeleri kusursuz sorumluluk (objetif sorumluluk) ilkesini getirmiştir. Komşuluktan doğan uyuşmazlıkların çözümünde gözetilmesi gerekendiğer bir ilke de özverinin 'fedakarlığın) olaya en uygun düşecek şekilde denkleştirilmesidir. Başka bir deyişle her taşınmazın maliki komşuluk huhukunudan doğan yetkilerin kullanması için gerekli ve bunların giderilmesi için yapılacak harcamalara kendi yaralanma oranında katılmakla yükümlüdür. (TMK'nun 750. maddesi)
Somut olayda, zarar verici durumun davacının kusuruyla oluştuğunu kabul etme olanağı yoktur.
Ne var ki, tabiat olaylarının zamanla ortaya çıkardığı ve giderilmesini kaçınılmaz hale getirdiği bir zararın varlığı açıktır.
Hâl böyle olunca; öncelikle 28 parsel sayılı taşınmazın dava dışı paydaşlarının davada yer almasının sağlanması, ondan sonra, istinat duvarı yönünden hak ve nesafet kuralları gözetilerek, yanların katılımı sağlanmak suretiyle uzman bilirkişi raporunda işaret edilen istinat duvarının müşterek yaptırılmasına karar verilmesi; atık suya ilişkin olarak ise, yukarıda açıklandığı üzere bilirkişi tarafından belirlenen önlemlerin hüküm altına alınması gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A Temyiz Sebepleri
1. Bir kısım davalılar temyiz dilekçesinde; davacıya haksız müdahalede bulunan kişinin davalı ... olduğunu, bu nedenle diğer davalıların istinat duvarı bedelinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini, pis suların davalı ...’ın evinden aktığını belirterek hükmün bozulmasını istemişlerdir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; taraf teşkilinin sağlanmadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B Gerekçe ve Değerlendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozma ilâmı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir.
1- Dava konusu 115 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki ... ve ... kızı ... mirasçılarından; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... , ...’in dosyada taraf olarak yer almadığı anlaşıldığından adı geçen paydaşlar sağ ise kendilerinin, ölü iseler ilgililerinden mirasçılık belgeleri alınarak mirasçılarının usulüne uygun olarak davaya dahil edilmesi,
2- Dava konusu 115 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki ... ve ... kızı ... maz mirasçılarından; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’in dosyada taraf olarak yer almadığı anlaşıldığından adı geçen paydaşlar sağ ise kendilerinin, ölü iseler ilgililerinden mirasçılık belgeleri alınarak mirasçılarının usulüne uygun olarak davaya dâhil edilmesi gözetilmeden Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.