Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3343 K.2025/3423

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3343 📋 K. 2025/3423 📅 08.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3343 E.  ,  2025/3423 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/148 E., 2024/169 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu edilen taşınmazların mirasbırakanı olan babası ...'in davalıların mirasbırakanı tapu kayıt maliki ... 'den 19.08.1967 tarihli harici satım belgesi ile satın aldığını, davacılar murisinin köyden göçtüğünü, vefat ettiğini, ancak tapu devir ve temlikin yapılmadığını, gayrimenkullerin babasından kendisine intikal ettiğini, mezkur tarihten beri nizasız fasılasız zilyet olduklarını, kendisinin kullandığından bahisle tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ...'in cevap dilekçesinde özetle; Muş ili, ... Köyü 324, 349, 129, 485, 113, 809, 811, 851 ve 853 sayılı taşınmazların dedeleri ... 'ye ait olduğunu, davacıya ya da başka birine satılmadığını, babalarının ve dedelerinin kendilerine anlattıklarına göre dava konusu taşınmazların davacının dedesi ...'e sadece icar yapmak üzere verildiğini, bu icar nedeniyle dedelerinin gelir elde ettiklerini, ayrıca dava konusu taşınmazların satın alınması için çok büyük bedellerin ödenmesi gerektiğini; ancak satış senedindeki böyle bir alışverişin yapıldığı iddiasının makul, mantıklı ve hukuka uygun olmadığını, babalarının ve dedelerinin dava konusu taşınmazları 1950 yılında aldıkları iddialarının ve 25 yıl kadastro tespitinden dolayı satamama ve devredememe iddialarının doğru olduğunu, davacının babasının dava konusu taşınmazları aldığı iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafın dava konusu taşınmazları kendilerine bırakmaları için sürekli kendilerini tehdit ettiklerini, dava konusu taşınmazların satışının tapu kaydına tescilinin resmî bir şekilde yapıldığını, taşınmazlar terk edilmediğini ve gaiplik kararının bulunmadığını, davacının da dava konusu taşınmazların kime ait olduğunu bilerek kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ..., ... ve ...'nin cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul ettiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların doğru olduğunu, dava konusu taşınmazların esasen dedeleri ... adına kayıtlı ise de 19.08.1967 yılında yazılı bir belge ile şahitler huzurunda davacının babası ...'e satıldığını ve bu taşınmazları bir müddet davacının babasının kullandığını ardından davacının kullanımına geçtiğini, dava konusu taşınmazlar ile bir ilgilerinin kalmadığını davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ve 2014/754 Esas, 2020/633 Karar sayılı kararıyla; davanın TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan "... Maliki 20 yıl önce ölmüş..'' hukuki sebebine dayalı olarak açıldığı, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı verildiği 17.03.2011 tarihinden itibaren geri yönelik 20 yıllık zamanaşımının dikkate alınması gerektiği, kayıt maliki ... nin 09.02.1986 yılında vefat ettiği, mezkur şahsın 1967 tarihli dosya içerisinde bulunan senette dava konusu taşınmazı davacının babası ...'e sattığı, ...'in 26.01.2008 tarihinde vefat etmesi ile davacının dava konusu taşınmazların tek başına zilyetlik ve tasarrufunda bulundurduğu, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında anlaşıldığı, derdest davanın 10.11.2014 tarihinde açıldığı, davacı lehine 20 yıllık kazanma süresinin gerçekleştiği gerekçesi ile; davacılar adına kayıtlı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, diğer taşınmazlar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli kararı ile davacı lehine TMK'nın 713/2. maddesinde ön görülen kazandırıcı zaman şartlarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli kararının süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacı vekilinin, dava konusu edilen taşınmazları müvekkilinin mirasbırakanın 19.08.1967 tarihli harici satış sözleşmesi ile satın alarak bu tarihten ölümüne kadar kullanageldiğini, mirasbırakanın ölümünden sonra ise müvekkili tarafından kullanıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların kendi adına tescilini talep ettiği, davacının dava konusu taşınmazları mirasçılar arasında taksim edilmek suretiyle de kendisine bırakıldığını da ispat edemediğinden çekişme konusu taşınmazlardaki zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürüldüğü ve tereke malları üzerinde mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik hükümleri uygulanamayacağı, dolayısıyla mirasbırakanın terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tâbi olması nedeniyle davacının payının kendi adına tescilini talep edemeyeceği, davanın miras ortaklığı adına da açılmamış olması nedeniyle diğer mirasçıların adlarına davetiye çıkarılmak suretiyle davaya dahil edilmeleri veya davalı olarak gösterilmek suretiyle TMK'nın 640. maddesinde belirtilen dava koşulunun yerine getirildiği de kabul edilemeyeceği, mirasçıların katılmak suretiyle miras ortaklığı adına davanın sürdürülmesi de mümkün bulunmadığından, mahkemece davanın dava koşulu yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın dava koşulu yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece usul işlemleri tamamlanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı üzerine terekeye temsilci atanması için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, asli müdahilin taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkili adına tescil mümkün değilse dahi mirasbırakan adına tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan, (AYM kararı ile iptal edilen) “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.