Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3044 K.2025/3413

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3044 📋 K. 2025/3413 📅 08.09.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3044 E.  ,  2025/3413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/387 E., 2023/847 K.
Mahkeme kararı davacılar-birleştirilen davada davalılar vekili ile davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dosyada davacılar vekili, müvekkillerinin 2667 ada 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının dava konusu taşınmazın bir bölümünü hiç bir yasal dayanağı olmaksızın işgal ettiğini belirterek, el atmanın önlenmesini, binanın kâl'ini, haksız işgale karşılık olarak ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
II. BİRLEŞTİRİLEN DAVA
Davalı-birleştirilen davada davacı, davacıların murisi ... ile kendi murisi ... arasında 13.01.1975 tarihinde harici satım sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile davalı olduğu için henüz tapu kaydı olmayan, sınırları senette yazılı 500 m2 miktarındaki taşınmazın ...'a satıldığını, bu tarihten itibaren taşınmazın murisinin ve kendisinin zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, davalılar adına olan tapu kaydının iptalini, terditli olarak harici sözleşme gereğince bedeli ödenen taşınmazın rayiç değerinin davalılardan tahsili ile kendisine verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.12.2015 tarihli kararı ile; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın süresi içinde asıl dava davacıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.05.2018 tarihli kararı ile; dava konusu taşınmazın kök parseli 8 parselin öncesinin tapulu olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 08.06.2021 tarihli kararı ile; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın süresi içinde davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.10.2022 tarihli kararı ile; davalı-davacının murisi olan ...’in taşınmazı harici satış sözleşmesi ile satın almış olduğu gözetildiğinde kullanımın iyi niyetli olduğu, harici satış sözleşmesinin satıcı ...’ın halefi sıfatıyla mirasçısı davacılar-birleştirilen davada davalıları bağlayacağı, haksız işgal bulunmadığından ecrimisil talebinin reddi gerektiği, tespit edilecek harici satış bedeli ile yapıların kaim bedelinin davalı-birleştirilen davada davacıya ödenmesi gerekeceği, belirlenecek bu bedeller üzerinden davalı-birleştirilen davada davacı lehine hapis hakkı tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve kâl isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği, birleştirilen davaya yönelik ise, eski 8 parsel sayılı taşınmazın hem tespit öncesi hem de tespit sonrası tapuda kayıtlı olup 13.01.1975 tarihli harici satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte de taşınmazın tapuda kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, ancak harici satış senedinde yer alan bedelin, denkleştirici adalet kuralları gereğince dava tarihine kadar ulaştığı değer üzerinden davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin bedel isteği konusunda bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın el atmanın önlenmesi ve kâl talebi yönünden davanın kabulü ile davalı-birleştirilen dava davacısına 20.901,20 TL bina yapı bedeli ile 8.000,00 TL satış bedeli olmak üzere toplam 28.901,20 TL üzerinden hapis hakkı tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine ve tek katlı yığma yapının kâl'ine, ecrimisil talebinin reddine, birleştirilen davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, terditli talebin kabulü ile 8.000,00 TL'nin birleştirilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleştirilen dosya davalısından alınarak birleştirilen dosya davacısına verilmesine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar-birleştirilen davada davalılar vekili temyizinde; davalının sunduğu harici satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalının yaptığı binanın ruhsatsız olduğunu ve hukuken bina niteliğinde olmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, asıl davada ecrimisil talebinin de kabulü, birleştirilen davada alacak talebinin de reddi gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
Davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyizinde; müvekkilinin ve murisinin taşınmazı 1975’ten bu yana malik sıfatı ile kullandığını, mahkemece tapu kaydı üzerinde eksik inceleme yapıldığını, kök tapunun da sözleşmeden sonra oluştuğunu, satış tarihinde taşınmazın tapusuz olduğunu, hapis hakkına ilişkin bedelin hatalı belirlendiğini, tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kâl, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil, terditli olarak alacak istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.