Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4929 K.2025/3027

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4929 📋 K. 2025/3027 📅 16.06.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4929 E.  ,  2025/3027 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1518 E., 2024/1246 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/52 E., 2024/597 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Mahallesinde ev ve bahçesi bulunduğunu, mahallede bulunan çeşme ile hem içme hem de sulama suyu ihtiyacının karşılandığını, davalı ... Madencilik tarafından mahallede maden sondajı çalışması yapıldığını, sondaj çalışması öncesi her ihtimale karşı mahallede bulunan çeşmenin debisinin davalı ... Madencilik, İl Özel İdaresi ve köyden temsilcilerin huzurunda ölçülerek kayıt altına alındığını, 16.08.2018 tarihli tutanakta suyun debisinin 5 Litre için 27,80 saniye olduğu tespit edildiğini, bu tarihten sonra başlayan sondaj çalışması neticesinde mahalledeki çeşmenin suyunun kesildiğini, müvekkilinin hem içme hem de sulama suyu olarak kullandığı suyu yapılan sondaj çalışması sonrası kaybettiğini, ... Madencilik ve Gümüşhane İl Özel idaresine yapılan başvuruların olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek, müvekkilinin kullandığı suya el atmanın önlenmesine, suyun eski haline getirilmesine, su eski hâline getirilemez ise taşınmazlarda oluşan değer kaybının tespiti ile karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sondaj çalışmasına başladığında kaynağa zarar vermemek için su kaynağını besleyen kaynaklara yakın olmayan mevkileri kullandığını, sondaj çalışmaları esnasında da yine çevreye ve yeraltı sularına zarar vermeyecek politika izlediğini, müvekkilinin sondaj çalışması ile dava konusu edilen çeşmenin yakın konumda olmadığını, müvekkiline başvuru yapıldığı belirtilmiş ise de bunu kanıtlar herhangi bir evrak sunulmadığını, suyun kesildiği iddia edilen tarih 26.02.2019 iken, bu tarihte herhangi bir işlem yapılmayarak 21.09.2020 tarihinde dava açılması ile davacının iddia ettiği mağduriyetin oluşması ya da artmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çeşmede meydana gelen su kaybı ile davalı Şirketin yaptığı sondaj faaliyeti arasında illiyet bağı bulunduğu hususu ile davacının zararının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, dolayısıyla kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata olmadığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin bu karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalı Şirketin sondaj çalışmasında bentonit isimli madde kullandığını ve bu maddenin kayaçlardaki kırıkları tıkamak suretiyle suyun kesilmesine neden olduğunu, davalı Şirketin kaybolan suyu bulmak için çalışmaları yapmasının suyun kaybolması ile illiyet bağı bulunduğunun göstergesi olduğunu, hâlihazırda dereden su getirilerek problem çözülmüş ise de bunun kalıcı bir çözüm olmadığını, maliyetin yüksek olduğunu, elektrik faturasını davalı Şirket ödemekte ise de ileride bu ödemeleri davalının yapacağının düşünülemeyeceğini, 26.02.2019 tarihli tutanakta debinin yanlış yazıldığını, bilirkişilerin kötüniyetli değerlendirme yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.