Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/5146 K.2025/3030

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5146 📋 K. 2025/3030 📅 16.06.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/5146 E.  ,  2025/3030 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/555 E., 2024/1481 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/75 E., 2021/666 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı Şirket arasında 06.01.2015 tarihinde .... Noterliği ... yevmiye sayılı Gayrimenkul Satış Sözleşmesi yapıldığını, davalı Şirketin bu sözleşme ile 18. katta bulunan PB 215 net 92,00 m2 brüt 129,00 m2 hissesini KDV dâhil 347.440,00 TL'ye davacıya satmaya taahhüt ettiğini, davacının sözleşmeye uygun şekilde bedeli tamamen ödediğini, davalının, sözleşmenin 6.2 maddesinde taşınmaz, ana yapıya ilişkin temel üstü vizesi alınması tarihinden itibaren 30 ay içerisinde inşa edilerek yapı kullanma için belgesi hazır hâle getireceğini, davalı Şirketin bu süreyi inşaat koşullarına göre tazminatsız olarak 120 gün uzatabileceğini, herhalükarda taşınmaz tesliminin sözleşmenin imzalanmasından 36 ayı geçemeyeceğini, müvekkilinin 07.04.2015 tarihi itibariyle sözleşmeden doğan borcunun kalmadığını buna rağmen davalı Şirketin müvekkiline tapuya devrinin gerçekleştirmediğini ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptalini, müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması hâlinde taşınmazın dava tarihindeki sözleşmeye uygun olarak yapılmış ve tamamlanmış hâldeki değerin tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 36 aylık kira bedelinin tespitini, varsa teslim anında eksik imalatın tespiti ve bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın söz konusu iddia ve taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından müvekkili Şirketin üzerine düşen teslim borcunu haklı neden olmaksızın ve kötüniyetli yerine getirmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde ediminin ifasını talep edildiği tarih ile sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihinin farklı olduğunu, tapu iptali ve tescili talebinin yerinde kabul edilmemesi hâlinde taşınmazın rayiç değerinin talep edilmesinin de yerinde olmadığını, ancak ödemiş olduğu bedelin iadesini talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği, davalının basiretli tacir gibi davranması gerektiğinden savunmalarına itibar edilemeyeceği, tamamlanma oranının %69 olduğu, kararlaştırılan sürede taşınmazın teslim edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tamamlanma oranının %69 olduğu ve teslimin gerçekleşmediği, taşınmaz bedelinin ise peşin ödeme ve kredi kullanılarak 07.04.2015 tarihi itibari ile ödendiği, 239 No.lu bağımsız bölüme ilişkin açmış olduğu davanın yerinde olduğu, dava tarihinden önce 03.03.2016 tarihinde kat irtifakına geçildiği, bu şekilde davacı tüketicinin yükleniciye karşı sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirdiği ve böylece sözleşme uyarınca kendisine isabet eden 239 No.lu bağımsız bölümü hak ettiği, yüklenici tarafından dava konusu taşınmazın tapusunun da devredilmediği, alacak kalemlerinin de bilirkişi tarafından dosya kapsamına uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olarak hesaplandığı anlaşılmakla, davanın kabulü yönünde yerel mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde, şirkete 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi nedeniyle kayyum atandığını ve bunun mücbir sebep olduğunu ileri sürmüş ise de, kayyum atanmasına davalının kendi hal ve hareketleriyle sebep olduğu, zararın davalının kusurundan kaynaklandığı, sözleşmede belirtilen ifa tarihi ve dava tarihi arasındaki zaman ve inşaatın tamamlanma aşaması da gözetildiğinde mücbir sebep bulunmadığından, bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu olayda, davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'dan kaynaklı olan seçimlik haklarının kanunda tahdidi olarak sayıldığını, davacının bu dava ile sözleşmeden dönme neticesinde aynen ifanın mümkün olmaması nedeniyle yalnızca ödemiş olduğu bedelin faizi ile birlikte iadesini talep edebileceğini, raporun hatalı olduğunu, dosyadan alınan bilirkişi raporunda taşınmazın %69 oranında tamamlanmış olduğu yönünde tespit yapıldığını, aynı projenin benzer bağımsız bölümlerinin dava konusu olduğu derdest dosyalardan alınan diğer bilirkişi raporlarında taşınmazın yaklaşık %80-%85 civarında tamamlanmış olduğunun tespit edildiğini, bu şekilde çelişki oluştuğunu, davaya konu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin 06.01.2015 tarihinde akdedildiğini, müvekkili şirketin bu tarih itibari ile projeye başlamışsa da, 15.07.2016 tarihindeki darbe girişiminin peşinden gelen 2 yıllık olağanüstü hâl döneminde piyasaları ciddi oranda etkilemesi neticesinde projenin müvekkilinin elinde olmayan nedenlerden ötürü sekteye uğradığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "Mücbir Sebep" başlıklı 9. maddesinde mücbir sebebin ortaya çıkmasından sonra devam ettiği sürenin konut teslimi süresine ekleneceğinin kararlaştırıldığını, projeye başlandıktan sonra müvekkili Şirketçe "darbe girişimi" ve "olağanüstü hâl ilan edilmesi" gibi mücbir sebeplerin öngörülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde sözleşmenin iptali ile tamamlanmış değeri ve kira kaybı alacağı istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.