Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4611 K.2025/2896

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4611 📋 K. 2025/2896 📅 28.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4611 E.  ,  2025/2896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1721 E., 2024/2254 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/177 E., 2024/205 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 148 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tamamının 5173,53 m² olduğunu, müvekkilinin davalılar adına kayıtlı olan bu taşınmazın 2800 m²'lik kısmını davalılardan 07.03.2012 tarihinde 15.000,00 TL bedelle satın aldığını, satışın muhtar senedi ile gerçekleştiğini, davalıların acil paraya ihtiyacı olduğundan taşınmazı satmak istediğini, müvekkilinin de bunun üzerine davalıların 2800 m²'ye denk gelen kısımdaki hisselerini satın aldığını, ancak tapu devrinin bu tarihe kadar yapılmadığını, son olarak hisse devri için yeniden para talep ettiklerini, davacının taşınmazın zilyedi olduğunu belirterek dava konusu 148 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı 2800 m²'lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde satış bedeli olan 15.000,00 TL'nin uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları uyarınca tespit edilerek oluşacak yeni değerinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve ... ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda el birliği mülkiyeti olduğundan tüm hissedarlara karşı dava açılması gerektiğini, davacı taraf iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında herhangi bir harici satım sözleşmesi yapılmadığını, müvekkillerinin imzasının taklit edilmek suretiyle satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, davalıların 2012 yılında davacıdan 7.000,00 TL borç aldıklarını, ancak bu borca ilişkin hiçbir şekilde davacıyla harici satım sözleşmesi yapmadıklarını, davacının bu borca karşılık dava konusu yeri kullandığını, davalıların geçen on yıllık zamanda 3 kez borçlarını ödemek istediğini, ancak davacının parayı kabul etmediğini, davalıların dava konusu yerin kendilerine geri verilmesini talep ettiklerinde ise bu dava ile karşılaştıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın satışı için yapılan sözleşmenin muhtar senedi olduğu, resmî şekilde yapılmamış olduğundan hüküm doğurmayacağı ve hukuken geçersiz olduğu, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin ise muhtar senedindeki imzaların davalılara ait olup olmadığının tespit edilemediği, tanık beyanlarından davacının dava konusu taşınmazı 10 yıla yakın kullandığı, bu kullanım karşılığında davalılara bir miktar para verdiği gerekçesiyle davacının satım bedeli olduğunu iddia ettiği 15.000,00 TL'nin iadesi talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
1. İstinaf mahkemesince gerekçesiz karar verildiğini, itirazlarının incelenmediğini, bedelin iadesine ilişkin taleplerinin adeta görmezden gelindiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2.Adli Tıp Kurulu raporunda imzaların aidiyetinin tespit edilememe nedeninin siyah kalemle imza atılması olduğunu, ancak dosyadaki tanık beyanları ve davacının nizasız fasılasız kullanımının sözleşme içeriğini doğruladığını,
3.Davalı tanıklarının dava dilekçesindeki iddialarını doğruladığını, 2 yıllığına kiralandığı söylenen taşınmazın 10-11 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, ayrıca tutarın o dönem için kira bedeli olarak çok yüksek kaldığını, ancak bu hususların dikkate alınmadığını,
4.Davacı tanıklarının tarafların tarlanın satışı konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin nizasız ve fasılasız taşınmazı kullandığını, davalıların düğün yapmak için paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazı sattıklarını, müvekkilin bu taşınmazı ... isimli şahsa kiraya verdiğini, hatta davalıların daha önceden tapuyu vermek istediklerini ancak ne olduysa daha sonradan vazgeçtiklerini, tapunun bir zamanlar toplulaştırma işlemi nedeniyle verilemediğini beyan ederek davacı iddiasını ispatladıklarını, özellikle tanık mahalle muhtarı ... ve ...’un beyanları dikkate alındığında iddialarını ispatladıklarını, oysaki ifadelere gerekçeli kararda yer verilmediğini, her iki taraf tanıklarının maddi gerçeği ortaya koyduğunu,
5.Sözleşmenin davalı ...’ün eşi ... tarafından ...'da hazırlatılarak ve davalılarca imzalandığı söylenerek davacıya verildiğini, onun da tanıklara sözleşmeyi imzalattığını, davacının yaşı ve okur- yazar olmayışı dikkate alındığında sahte sözleşme düzenleyemeyeceği hususunun dikkate alınmadığını,
6.Mahkemece iyice araştırılmadan, her husus değerlendirilmeden verilen kararın davasında haklı kişileri mağdur ederek kötüniyetli kişileri ise adeta ödüllendirdiğini, kararın davacıyı 132.554,76 TL'lik vekâlet ücretini ödemeyle karşı karşıya bıraktığını,
7.Tapu iptali ve tescili talebi reddedilse bile terditli talep olan güncel bedelin iadesi talebinin kabul edilmesi gerektiğini, çünkü davalıların tanık olan oğullarının bile para aldığını kabul etmekte olduğunu, dolayısıyla artık ispat yükünün davalılarda olup davalıların alınan paranın kira bedeli olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici satış nedeniyle tapu iptali ve tescil, terdiden alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.