Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1860 K.2025/2814

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1860 📋 K. 2025/2814 📅 26.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1860 E.  ,  2025/2814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/296 E., 2022/644 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, davalıların ... Köyü sınırları içerisinde 104, 106, 107 ve 110 adalar içerisinde bulunan Köy merasına tecavüz ettiklerini belirterek meraya yapılan müdahalenin men'ine ve kâl'ine, eski hâle getirme bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalı davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.05.2014 tarihli ve 2012/966 Esas, 2014/656 Karar sayılı kararıyla; köyde mera alanı haricinde ev yapılacak yerin kalmadığı, köye yakın olan ve köyün içinde bulunan tüm alanların mera vasfını kaybettiği, köyde oturan insanların geçim sıkıntısı nedeni ile şehir merkezinden köye göç eden tarım ve hayvancılıkla uğraşan genç insanlar olduğu, bu insanları evlerinden ve köylerinden çıkarmanın kimseye yarar sağlamayacağı gibi tarım ve hayvancılığın gelişiminde de bir katkısının olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 29.05.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarih ve 2017/2142 Esas, 2020/7999 Karar sayılı ilâmında; dava konusu taşınmazlar mera sicilinde kayıtlı oldukları, 4342 sayılı Mera Kanun'u uyarınca meralık vasfının değiştirilmediği anlaşılmakla taraf delilleri toplanıp değerlendirme yapılarak işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken hukuki dayanağı olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında idari tasarruflarla davalıların tecavüz ettiği taşınmazların ham toprak vasıflı Maliye Hazinesi arazisi üzerinde bırakıldığı, dava konusu mera parsellerinin imar planı ile niteliğinin değiştirildiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların murisleri öldüğünde Mahkemece süre verilmeksizin re'sen davaya dâhil edildiğini, Mahkemenin kararının gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davanın açıldığı tarihteki duruma göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
1. Dava, el atmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir.
2. Mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde düzenlenmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü bulunmaktadır.
3. Kanun'daki düzenlemeden hareketle, el atmanın önlenmesi davasının amacı, aynî hakka el atmanın sona erdirilmesi veya el atma tehlikesinin önlenmesidir. El atmanın önlenmesi davası sonucunda davalı, el atmayı sona erdirecek davranışları yapmaya veya el atmaya yol açacak davranışlardan kaçınmaya mahkûm edilir. El atmanın önlenmesi davasının amacı da davalıyı yapmaya veya yapmamaya mahkûm eden hükmün icrası ile gerçekleşir.
4. Her ne kadar mülkiyet hakkına yönelik saldırıların önlenmesine ilişkin davaların büyük çoğunluğu dayanağını 4721 sayılı Kanun'un 683. maddesinden almakta ise de, bu madde kapsamı dışında kalan ve özel maddeler ile düzenlenen mülkiyeti korumaya yönelik çeşitli davalar da mevcuttur. Kanun'un genel nitelikli bu maddesi ve öteki hükümleri ile mülkiyet hakkının her türlü zarar verici davranışlara karşı korunması amaçlanmıştır.
5. Nitekim, meraya el atmanın önlenmesi davaları da temelde 4721 sayılı Kanun'un 683. maddeye dayanmakta ise de, bununla birlikte Mera Kanunu'nun 3 ve 4. maddeleri ile hüküm altına alınan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz hükmüne dayanmaktadır.
6. Somut olayda; Hazine tarafından meraya el atmanın önlenmesi ve kâl istemli olarak dava açılmış olup, yargılama sırasında çekişme konusu taşınmazların vasfı değiştirilerek "ham toprak" vasfıyla çap kaydı oluşturulmuştur. Bu hâliyle dava meraya değil, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi hâline gelmiştir. Her iki durumda da davacı malikin değişmediği, davalılar tarafından dava konusu taşınmazlara el atmanın devam ettiği ileri sürüldüğüne göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.