Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1788 K.2025/2823

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1788 📋 K. 2025/2823 📅 26.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1788 E.  ,  2025/2823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/388 E., 2023/795 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ... ilçesi, ... Mahallesi 116 ada 242 parsel sayılı taşınmazın 1963-1964 yıllarından bu yana zilyedi olduklarını, davacıların murisleri olan ... ... ve ...’in taşınmazın tamamını davalıların murisi ...’den satın aldıklarını, o tarihte taşınmazın tapu kaydı olmadığından alım satım işleminin söz ile yapılarak taşınmazın teslim edildiğini ve bedelinin davalıların murisine ödendiğini, kadastro tespiti sırasında taşınmazın davalıların murisleri adına tespit edildiğini, davacıların murislerinin 1980’li yıllarda taşınmazın bir kısım hissedarı ile tapuya giderek devir işlemini gerçekleştirdiğini, ancak vefat eden davalıların murisi ... adına tescil edilen 1/3 hissesinin davacılara devredilemediğini, davacıların taşınmaza 1960’lı yıllardan beri kesintisiz olarak zilyet olduklarını ve kullandıklarını ileri sürerek, dava konusu 116 ada 242 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan 1/3 hissesinin tapu kaydının iptali ile bu hissenin yarısının davacı ..., diğer yarısının da diğer davacılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri ve bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiğini, davalılara murislerinden intikal ettiğini, tapu kayıtlarının 40 yıla yakın süredir açık olduğunu, davacıların zilyetlik iddiasını kabul etmediklerini ve davacıların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine dayanarak talepte bulunamayacaklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2019 tarihli ve 2017/229 Esas, 2019/405 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/144 Esas, 2021/198 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 29.12.2022 tarihli ve 2021/7079 Esas, 2022/8198 Karar sayılı ilâmı ile; "...Somut olaya gelince; davacılar davalıların murisi ...’in ölümünden itibaren adına kayıtlı bulunan taşınmazdaki hissesinde zilyetlikleri bulunduğunu ileri sürerek 4721 sayılı Kanun’un 713/2. maddesi gereğince adlarına tescilini talep etmektedirler. ... 02.04.1966 tarihinde ölmüştür. Dava konusu taşınmazda kadastro çalışması 1976 yılında başlamış olup 1977 yılında tamamlanmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşen tapulama tutanağında o tarihte ölü olan ... adına sicil oluşturmuştur. Her ne kadar tapulama tespiti ... adına yapılmış ise de, o tarihten önceki bir tarihte ölü olduğundan tespitin ... mirasçıları adına olduğunun kabulü gerekir. ...’in mirasçılarının ölü olanlarından dava açma tarihine kadar 20 yıl süre ile olağanüstü zamanaşımı süresi geçmediğinden Yasanın aradığı süre koşulu gerçekleşmemiştir. Resmî nüfus kayıtları ve tapulama tutanakları dikkate alınmadan tapunun iptali ile tescil hükmü kurulması doğru görülmemiş, bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...davacıların malikin öldüğü hukuki sebebine dayanarak zilyetlikten tescil talep ettiği dava konusu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 116 ada 242 parsel sayılı taşınmazdaki müteveffa ... yönünden yapılan incelemede müteveffa ...'in 02.04.1966 tarihinde öldüğü, dava konusu taşınmazda kadastro çalışması 1976 yılında başlamış olup 1977 yılında tamamlanıp kesinleştiği, kesinleşen tapulama tutanağında o tarihte ölü olan ... adına sicil oluşturulduğu ancak her ne kadar tapulama tespiti ... adına yapılmış ise de, o tarihten önceki bir tarihte ölü olduğundan tespitin ... mirasçıları adına olduğunun kabulü gerektiği ve ...’in mirasçılarının ölü olanlarından dava açma tarihine kadar 20 yıl süre ile olağanüstü zamanaşımı süresi geçmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açtığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca muhdesatlar dâhil edilerek hesaplanan vekâlet ücretinin yanlış olduğunu, önceki kararı davalılardan yalnızca bir kısmı temyiz etmesine rağmen Mahkemece bunun gözetilmeden hüküm kurulduğunu ve bunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kadastrodan önce de tapuya kayıtlı olduğunu, bunu bir kısım davalıların istinaf ve temyiz dilekçelerinde de belirttiğini, Yargıtay bozma kararına katılmanın mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmü uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.