Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1680 K.2025/2469

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1680 📋 K. 2025/2469 📅 07.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1680 E.  ,  2025/2469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2007/362 E., 2009/59 K.
Mahkemenin ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında bulunan ... 53. Noterliğinde düzenlenen 05.04.2006 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi uyarınca satış bedellerinin davalıya ödendiğini, tapuda devrin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek davaya konu ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 44052 ada 1 numaralı imar parseli ile aynı Köy 557 ve 563 parsel numaralı taşınmazların davacı adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadinin noterde düzenlenme şeklinde yapıldığı ve tapuya şerh edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 563 ve 557 No.lu parsellerdeki davalıya ait 16/64'er hisselerin ve aynı yer 44052 ada 1 No.lu parseldeki davalıya ait 1469/56396 hissenin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davalının hiçbir zaman tebligat yapılan Mersin adresinde yaşamadığını, bu nedenle kesinleştirme şerhinin geçersiz olduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Ek Karar
Mahkemece 13.02.2025 tarihli ek karar ile davalı tarafa gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz başvurusunda bulunulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından 13.02.2025 tarihli ek karara karşı temyiz talebinde bulunulmuştur.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile düzenlenerek usul hukukumuzda yer almıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkını" da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde Kanun'da öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” kenar başlıklı 16. maddesinde, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yine aynı Kanun'un 35.maddesinde kişilere adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti getirilmiş olup ilgili maddede, kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirmesi durumunda yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, bu takdirde bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adrese yapılacağı, aksi halde eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davalı ...'a dava dilekçesinin 18.03.2008 tarihinde "Adreste hazır bulunan ehliyetli ve eşi ... ...'a tebliğ edildi." şerhi ile ... ...'a tebliğ edildiği, gerekçeli kararın tebliği için aynı adrese yapılan tebligatın ise, davalının bu adreste oturmadığından bahisle merciine iade edildiği, bunun üzerine Mahkemece gerekçeli kararın Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca davalıya tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz isteminde bulunulmadığı gerekçesiyle ek karar verilmiş ise de; davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçasında, eşi ... ...'ın aynı konutta yaşayıp yaşamadığı hususu belirtilmeksizin tebligat yapıldığı, yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine uygun olmamasına rağmen geçerli tebligat kabul edilerek savunma hakkı tanınmaksızın davalı yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm verildiği, davalıya usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından, gerekçeli kararın Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğinin de Tebligat Kanunu ve Yönetmeliğine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafa gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, tebligatın usulsüz olması sebebiyle Mahkemesince düzenlenen kesinleşme şerhinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve davalı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurma hakkının mevcut bulunduğunun anlaşılmasına göre, Mahkemece verilen 13.02.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca Mahkemece yapılacak iş, davalı tarafa Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılıp savunma hakkı tanınmak suretiyle yürütülecek yargılama sonucunda bir karar vermek olmalıdır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkemece verilen 13.02.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.