Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2864 K.2025/2461

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2864 📋 K. 2025/2461 📅 07.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2864 E.  ,  2025/2461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2579 E., 2024/807 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/436 E., 2022/38 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar ve vekilleri ile davalı- birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'in 20.04.2016 tarihinde öldüğünü, murisin ... 1. Noterliğinde 19.02.1999 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamenin ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/783 Esas ve 2016/948 Karar sayılı kararı ile açılıp okunduğunu, vasiyetnamede mal bırakılan bütün mirasçıların muristen önce öldüğünü, muayyen mal vasiyetinde ön koşulun murisin ölümü anında mirasçıların sağ olması gerektiği olduğunu, vasiyetnamede imza eksikliklerinin bulunduğunu, vasiyetnamenin baskı altında düzenlendiğini, vasiyetnamedeki noter imzalarının da Mahkemece incelenmesini, zira noter yerine başkatibin imzasının kullanıldığını, vasiyetnameye ekli bulunan sağlık raporunda ...'in hiçbir kimlik bilgisinin yer almadığını, denetlemeye elverişli rapor olmadığını, nüfus cüzdanındaki doğum tarihinin de güncel miladi olmadığını ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557/2-4 hükmündeki şekil şartlarını taşımadığını ve murisin iradesinin sakatlanması nedeniyle ... 1. Noterliğinin 19.02.1999 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesinin iptalini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'in 20.04.2016 tarihinde öldüğünü, murisin vasiyetname düzenlediğini, bu vasiyetnamenin ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/783 Esas ve 2016/984 Karar sayılı kararıyla açılıp okunduğunu, dava konusu vasiyetnamedeki lehdarların tümünün mirasbırakandan önce öldüğünü, 4721 sayılı Kanun'un 548. maddesine göre bu hâlde miras sözleşmesinin kendiliğinden ortadan kalkacağını, murisin okuma - yazma bilmediği hâlde vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesinde öngörülen şekilde düzenlenmediğini, vasiyetnamedeki imzaların sıhhatli olmadığını, vasiyetnamenin baskı altında düzenlendiğini, vasiyetnameye dayanak yapılan sağlık raporunun geçerliliğinin tartışmalı olduğunu, mirasbırakanın kimlik bilgilerinin yer almadığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek; öncelikle davanın tensiple birlikte ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/333 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, ... 1. Noterliğinin 19.02.1999 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetnamesinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; muris ...'nin davaya konu vasiyetnamede yer alan beyanları doğrultusunda ... ve ... çocuklarını 4721 sayılı Kanun'un 520. maddesine göre yedek mirasçı olarak atadığını, vasiyetnamenin iptal nedenlerinin 4721 sayılı Kanun'un 557. maddesinde sınırlı olarak sayıldığını, vasiyetnamenin geçerli olduğunu, muayyen mal vasiyetinin söz konusu olmadığını, yasal mirasçılar arasında malların paylaştırıldığını, müvekkillerinin asıl mirasçı olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin iptalinin ancak 4721 sayılı Kanun'un 557. maddesinde sayılan hâllerde mümkün olabileceğini, bu davada hiçbirinin söz konusu olmadığını, lehine tasarrufta bulunulan kişinin, mirasbırakandan önce ölmesinin vasiyetnameyi geçersiz kılmayacağını, sadece lehine tasarrufta bulunulan kişinin yerine onun mirasçılarının geçeceğini, kaldı ki dava konusu vasiyetnamede murisin bu hususta ... ve ...'ın vefatları hâlinde aynı haklar hisselerle yerine mirasçılarının geçeceğini düzenlediğini, murisin kardeşi ...'in mahfuz hissesini de hesap ederek paylaşım öngördüğünü, kardeşi ...'in kendisinden önce ölmesi hâlinde onun için bıraktıklarının davacı olan ... mirasçılarına intikal etmeyeceğini açıkça belirttiğini, bu ibarenin ''mirasçılıktan çıkarma'' hükmünde olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 511. maddesi gereğince çıkarmanın iptali sağlanmadan vasiyetnamenin iptali davasının açılamayacağını ve davacı sıfatları yokluğu nedeniyle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini ve vasiyetnamedeki raporun tam teşekküllü hastaneden alınmış bir heyet raporu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamede şekil eksikliğinin bulunmadığı, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre murisin vasiyetname düzenlendiği esnada fiil ehliyetini haiz olduğu, murisin vasiyetnamede davalıları yasal mirasçı olarak atadığı ve murisin vasiyetnameyi baskı altında düzenlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Vasiyetnameyi murisin baskı altında düzenlediğini,
b. Murisin sağlık durumu ile ilgili yetersiz araştırma yapıldığını,
c. Muayyen mal vasiyetinde mirasçıların muristen önce ölmesi hâlinde vasiyetnamenin geçersiz olacağını beyan etmektedir.
2. Asıl davada davacı asiller temyiz dilekçesinde;
a.Vasiyetname incelendiğinde lehine mal vasiyet edilen kişiler açısından belirli bir mal vasiyet edildiği ve banka hesapları ile taşınmazların tek tek sayıldığı ve ayrıca hisselerinde miktar olarak açıkça belirtildiğinden muayyen mal vasiyetinde olduğunu, muayen vasiyet de ön koşulun vasiyetname ile mirasçı olan kişinin murisin ölümü anında sağ olması olduğunu, murisin ölümü anında sağ olmayan üç kişiye yönelik düzenlenen vasiyetnamenin geçersizliğini açıkça ortaya koyduğunu,
b. Vasiyetnamenin baskı altında düzenlendiğini,
c. Vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun'un 535 ve 536. maddelerindeki şekillere aykırı düzenlendiğini,
d. Eksik imza konusunda yeterli araştırmanın yapılmadığını, 4. sayfada imza eksikliği bulunmasına rağmen kendi ellerinde bulunan nüshada imzanın bulunmadığını, bu konuda yeterli araştırmanın yapılmadığını,
e. Adli Tıp Kurumunca eksik rapor tanzim edildiğini beyan etmektedir.
3. Davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İlk Derece Mahkemesinin vasiyetname aslını yalnızca şekilsel olarak incelemekle yetindiğini, dosya içerisindeki nüsha ile kasadaki nüsha arasında fark olduğunu, dosya içerisindeki vasiyetnamenin 4. sayfasında noter mührü üzerinde imza bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi dava konusu vasiyetnamenin aslını ve nüshalarını getirtip imzaların sıhhatini araştırması gerektiği hâlde noterlikteki A grubu işlemler için ayrılmış cilt bendinde yapıştırılarak saklandığı belirtilen asıl nüshayı getirtmediğini, bunun yerine elindeki iki nüsha üzerinde değerlendirme yapılarak ve mevcut çelişkiyi de davalılar lehine yorumlayarak karar verdiğini,
b. Dava konusu vasiyetnamede tanıkların tahririnin söz konusu olmadığını, her şeyi ile hazır bir vasiyetnamenin imzalatıldığının açık olduğunu, bu hususun dikkate alınmadığını,
c. Adli Tıp Kurumu raporunun yeterli olmadığını, eksik bilgiye dayalı ve yetersiz olduğunu,
d. Müvekkilinin 2016/333 Esas sayılı davada davalı olarak gösterildiğini, oysa müvekkilinin iptali istenen vasiyetnamenin lehtarı olmadığını, bu nedenle kendisi de vasiyetnamenin iptal talebi ile dava açtığını ve bu dava ile birleştirildiğini, ancak müvekkili hakkında ayrıca bir hüküm tesis edilmediğini,
e. Vasiyetnamenin miras bırakanın gerçek rızasını yansıtmadığını, o yaşta bir kadının ağzından böylesi hukuksal bir metnin dökülmesinin mümkün olmadığını,
f. Ehliyetsizliğinin de apaçık ortada olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı asiller ve vekilleri ile asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı-birleştirilen davada davacıya yükletilmesine, fazla yatırılan temyiz harcının asıl davada davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.