Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3052 K.2025/2363
7. Hukuk Dairesi 2024/3052 E. , 2025/2363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3604 E., 2024/618 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/125 E., 2023/425 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in 12/06/2022 tarihinde vefat ettiğini, geriye çocukları ..., ... ..., ... ve ...'nın kaldığını, murisin düzenlemiş olduğu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 29/12/2021 tarihli vasiyetnamesi ile tüm mirasını kızı ..., oğlu ... ve torunu ...'e bıraktığını, kızı ...'yı mirasından ıskat ettiğini, ...'nın vasiyetnamenin iptaline ilişkin açmış olduğu davada ...'nın davadan feragat etmesiyle vasiyetnamenin kesinleştiğini belirterek, söz konusu vasiyetname ile ilgili tapu ve resmi dairelerde işlem yapılabilmesi için vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin açılması davasında İlk Derece Mahkemesince karar verilmeden vasiyetnamenin iptaline ilişkin dava açıldığını, İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/384 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada ön inceleme aşamasında davalı müvekkilinin davadan feragat ettiğini, bu nedenle davanın reddine karar verildiğini, 23/02/2023 tarihinde de kararın kesinleştiğini, davacı yanın TMK'nun 598/2. maddesine göre mirasçı olduğunu gösteren bir belge alacakken iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "eldeki davada vasiyetname içeriği dikkate alındığında muris tüm mirasını kızı ..., oğlu ... ve torunu ...'e bıraktığı, davalı tarafından açılan vasiyetnamenin iptali davasının da ...'nın feragatı sonucunda ret edildiği ve kararın kesinleştiği, vasiyetnamenin içeriği itibariyle mirasçı nasbına ilişkin olduğu, vasiyetname gereğince mirasçı olarak tespit edilen bu kişilerin alacaklarını veraset ilamına göre yerine getirebilecek iken mahkememize başvurarak vasiyetnamenin tenfizini talep etmede hukuki yararlarının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ‘’vasiyetname içeriğinden vasiyetnamenin muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmadığı ve mirasçı ataması yapıldığı, TMK 598/2 maddesi lehine tasarrufta bulunulan kimseye sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir şeklinde düzenlendiği, aynı maddede son fıkrada ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkının saklı olduğunun belirtildiği, davalı tarafından açılan iptal davasının feragat nedeni ile reddedildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davacılar tarafından her zaman kesinleşen vasiyetname gereğince sulh mahkemesinden atanmış mirasçı olduklarını gösterir mirasçılık belgesi alabilecekleri’’ gerekçesiyle davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu vasiyetname de muris ...’yı mirasçılıktan çıkarmış, torunu ...’e mal vasiyetinde bulunulmuştur ancak muris ...’in mirasçılık belgesinde ...’nın hala mirasçıların arasında yer aldığını,
2. Torun ...’in mirasçı olarak gösterilmediğinden söz konusu vasiyetnamenin uygulanabilmesi için bir mahkeme kararına ihtiyaç olduğunu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğunu, beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.