Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1510 K.2025/2203

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1510 📋 K. 2025/2203 📅 22.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1510 E.  ,  2025/2203 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/232 E., 2024/342 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar-karşı davalılar vekili; müvekkillerinin 12 parsel, davalının ise komşu 8 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının taşınmazı üzerinde yaptığı ruhsatsız binanın müvekkillerinin taşınmazına tecavüzlü bulunduğunu belirterek el atmanın önlenmesine, tecavüzlü kısmın kal'ine, yıkım masraflarının davalıya yükletilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 23.08.2007- 22.08.2012 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere toplam 79.509,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili; dava konusu binanın müvekkili tarafından 1990 yılında inşa edilirken davacıların arazisinin Hazine adına kayıtlı olduğunu, binanın imar izin ve projelerinin Belediye tarafından onaylandığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek yıkım kararı verilmesi halinde taşan miktarın müvekkili adına tescilini, bu talep uygun görülmediği takdirde iyiniyetli müvekkili lehine malzeme miktarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı-karşı davacı vekili; asıl davanın hem zamanaşımı, hem de esas yönünden reddini savunmuştur.
2. Davacılar-karşı davalılar vekili; karşı davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 03.02.2015 tarihli kararıyla; asıl dava bakımından el atmanın önlenmesine, yıkıma ve kısmen ecrimisile karar verilmiş; karşı dava ise usulden reddedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 03.02.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarihli ve 2016/2271 Esas, 2016/9091 Karar sayılı ilamıyla; davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil isteği üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, el atmanın önlenmesi ve yıkım yönlerinden harç yatırılmadığı gibi yargılama sırasında da bu yönlerden harç ikmali yapılmadığı, hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.09.2017 tarihli kararıyla; asıl dava bakımından, el atmanın önlenmesine, yıkıma, bina yıkım bedelinin davalıdan tahsiline, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulü ile 32.091,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 28.09.2027 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli ve 2018/13325 Esas, 2021/4160 Karar sayılı ilamıyla; “.. davalı-karşı davacı vekilinin asıl dava konusu olan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının tümünün, asıl dava konusu olan ecrimisile yönelen aşağıdaki husus dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...
Somut uyuşumazlıkta ise, ecrimisil miktarının tayin ve tespiti için, Mahkemece dayanak yapılan bilirkişi raporu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, hüküm kurulmasına yeterli değildir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK'nin 278-279.maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal değerlendirmesi yapılmadan, soyut olarak taşınmazın bulunduğu yöre, nitelikleri, rantabl kullanabilirlik alanın mevcudiyeti vb. hususlar gözönüne alınarak ecrimisilin başlangıç tarihi olan 23.08.2007 tarihi itibariyle 440,00 TL/ay ecrimisile mütehamil olabileceği belirlenerek, belirlenen bu ilk döneme, sonraki dönemler için ÜFE artış oranları dikkate alınmak suretiyle ecrimisil tespit edilmiştir.
O halde, Mahkemece mahallinde üç kişilik uzman bilirkişi kurulu yeniden keşif yapılarak, somut emsaller de incelenerek (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) ecrimisil hesabı yapan bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Asıl davada, davalı/karşı davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yukarıda (2.) bentte gösterilen bozma neden ve şekline göre bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
4. Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekalet ücretinin de harcı tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanacağı kuşkusuzdur.
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise, vekalet ücretinin nispi harca tabi davalarda, davaya konu değer üzerinden takdir edilmesi gereklidir. Bu değer yukarıda ifade edildiği üzere harçlandırılmış değerdir.
Somut olayda, karşı davanın 5.000,00 TL (terditli olarak talep edilen alacak değeri) üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre, harçlandırılan dava değeri 5.000,00 TL olup, Mahkemece bu değer üzerinden davacı-karşı davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, elatılan taşınmaz değeri üzerinden fazla vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır....” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; ecrimisil talebinin konusuz kaldığı, davalı-karşı davacı ait yapının dava konusu 12 parsel sayılı taşınmaza 39,17 m² tecavüzlü olduğu, el atmanın önlenmesi, müdahale edilen kısım üzerindeki muhtesadın kali ile yıkım masrafı olarak belirlenen 7.000,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsili gerektiği, davalı-karşı davacının karşı dava yönünden temliken tescil şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle asıl dava bakımından, el atmanın önlenmesine, yıkıma, bina yıkım bedelinin davalıdan tahsiline, ecrimisil talebi yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı–karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, dava konusu binanın müvekkili tarafından inşa edilirken davacıların arazisinin belediyeye ait sosyal tesis kapsamında Hazine arazisi olduğunu, ne şekilde davacılar adına kayıt gördüğünün belirlenmediğini, zeminden kaynaklı bariz kaymaların bulunduğunu, yeterli araştırmanın yapılması halinde taşkın inşaatın yapıldığı tarihte ilgili kısmın Hazineye arazisine taşacağından dolayı söz konusu yapının gecekondu vasfı kazanacağını ve gecekondu yasası uyarınca vekil edenleri lehine şartların oluşacağının anlaşılacağını, müvekkillerinin niza konusu binayı reel imar mevzuatlarına uygun ve iyiniyetli şekilde yaptığını, asıl davanın hem zamanaşımı hem de hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, arsa değerinin hatalı belirlendiğini, İlk kararda hükmedilen ecrimisil ve diğer bedellerin faizi ile birlikte icra dosyasına ödendiğini, dayanak ilam hakkında bozma kararı verildiğini, Bozma kararı sonrası iade alacakları oluştuğunu, bu hususun tespit edilmesi taleplerinin layığıyla yerine getirilmediğini, davacılar-karşı davalılar vekilinin 27.02.2024 tarihli duruşmada “...ecrimisil bedeline yönelik herhangi bir talebimiz yoktur...” dediğini, bu beyanın feragat mahiyetinde olduğunu, feragat yerine konusuz kaldığına karar verildiğini, aynı şekilde aleyhlerine vekalet ücretine hükmedildiğini, icra kanalı ile yapılan ödeme içesinde hem ilam vekalet hem de icra vekalet ücreti bulunduğunu, mevcut kararın icraya konulması halinde ecrimisil ile ilgili olarak dört vekalet ücreti ödemiş olacaklarını, mahsup seçeneğinin göz ardı edildiğini, aynı durumun yargılama gideri ve harç yönünden de geçerli olduğunu, yıkım kararına rağmen lehlerine bina değeri üzerinden tazminat kararı verilmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; karşı dava temliken tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı-karşı davacıdan alınması gereken asıl dava yönünden 15.155,87 TL ile karşı dava yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 15.771,27 TL'nin tahsili ile peşin alınan harcın bundan mahsubuna,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.